Uzmanlar Miliyet’e değerlendirdi: Geri dönüşsüz noktaya gelindi

HANDE ATILGAN / ANKARA - Kürt Çalışmaları MerkeziDirektörü Reha Ruhavioğlu: Öcalan artık “silah neden bırakılmalıyız”ı tartışmıyor. Bunun stratejik bir karar olduğunu, esas istikametlerinin siyasi mücadele olduğunu ve buradan dönmeyeceklerini anlatıyor. İkinci aşamanın bazı gerekleri var. Öcalan, demokratikleşme beklentilerini yükseltiyor. Somut bir talep söylemiyor. Cumhuriyet Türklük merkezli bir cumhuriyet, esas talep bunun değişmesi. Vatandaşlık tanımından başlayarak herkesin ortak devleti şeklinde hareket etmesi. ‘İknaya ihtiyaç var’ Hükümete ‘bu demokratik adımları sen atmalısın’ mesajı var. Topluma da, ‘şu ana kadar her ne kadar bir demokratik çıktı görmediyseniz bile sabredin, müsterih olun’ diyor. Türk toplumunun da iknaya ihtiyacı var. Örgütün silah bıraktığının göstererek Türk toplumunun inancını ve iknasını artırmak; bir yandan kayyumları geri çekmek, Demirtaş’ı AHİM kararları sebebiyle serbest bırakmak... Genel çerçeve, bu somut adımlarla dolmaya başlarsa ilerleme dolur. (Cumhuriyet’in kuruluşuna ve Türk-Kürt birliğine atıf) Öcalan, devletin “Kürt’lere ne verelim” gibi bir sorudansa, “bizim bir parçamız olan Kürtlerin sorunu varmış, nasıl çözebiliriz”e gelmesini istiyor. “Ortak biz” inşasına karşılıklı gelmek gerekiyor. Takvim yok Doç. Dr. Vahap Coşkun: Vurgulanması gereken birkaç nokta var. Birincisi, güçlü bir siyaset vurgusu. Silahın zihnen de terk edilmesi gerektiği yönünde vurgu var. Geri dönüşsüz bir noktaya geldiği okunabilir. Süreç Türk-Kürt kardeşliği üzerine bina ediliyor, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına atıfta bulunuluyor. Ayrıca, bu metin devlet ile Öcalan arasındaki mutabakatın metni. Devletin bilgisi dahilinde oluşturulmuş metin. Herhangi bir somut çıktı ya da takvimin dillendirilmemesi ise devletin baştan beri hassas olduğu, “bir şey yapıldı, karşılığında bu olacak” görüntüsüne karşı. Bu, taleplerin siyasetin akışı içinde konuşulmasını isteyen bir tavır. ‘Toplumsallaşmanın anahtarı’ Yazar İlhami Işık: Kimseyi rahatsız etmeyen,bütünleştiren bir metin. Kaygı ortamı yaratmamak, milliyetçi, ulusalcı kesimin veya bugüne kadar negatif şekillendirilmiş toplumun çekincesi olmaması için güvence veriliyor. Bugüne kadar kamuoyu oluşturma adına çalışma yapılmadı. Devlet, Kandil, İmralı ekseninde dar çerçeveli bir şey oldu. Geriye dönüşün olmaması için bazı şeylerin görünür olması gerekiyor. Kayyumlar, Demirtaş... Görünür adımlar olduğu zaman toplumsallaşmanın nüveleri oluşur. Bu mesaj, toplumsallaşmanın önünü açacak bir anahtar olabilir. ‘Kendi militanlarını bağlar’ İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu: Öcalan, Türkiye düşmanı bir terör örgütünün lideridir. Dolayısıyla onun açıklamasıkendi militanlarını bağlar. Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ondan alacağıbir ders yoktur. Yok hükmündedir. DSP Genel Başkanı Önder Aksakal: Bir yıl önce açıklanan çağrının gerek içeriği gerekse beklenti ve talepleri açısından çok gerisindedir. Bu bildirinin devletimizin yetkili organları tarafındanhassasiyetle incelenerek satır aralarının iyi okunmasını talep ediyoruz. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu : Öcalan’dan duyulacak bir söz varsa bu ancak yıllardır yaşanan acılar için bir özürdür. Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek: 27 Şubat 2025’te ilan edilen bir deklarasyonvardı. Şimdi Abdullah Öcalan’ın oradan vazgeçtiği gözüküyor. ‘Demokratik Cumhuriyet’, Türk Devrimi’ne ve Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı olan bir karşı cumhuriyettir.