Özgür Özel: Akın Gürlek için 11 Mart'ı bekliyorum

CHP lideri Özgür Özel, T24 Ankara ofisini ziyaret ederek Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasının CHP davalarına etkisi, mutlak butlan ihtimali ve ikinci bir parti kurulacağı iddiaları, partiden ihraçlar ile 19 Mart sürecini değerlendirdi. Özel, partisinin 38. Olağan Kurultay’ına karşı açılan davadaki “mutlak butlan” tartışmaları için “siyaset mühendisliği” yorumunu yaparak; “Parti kenetlenmişken ne butlan işler ne dışarıdan atom bombası. Mümkünü yok. Sonuç alınmayacak hukuki girişimler de AK Parti'ye zarar verir, başkasına değil” dedi. 'Kenarda parti tutmak, parti kapatmanın panzehridir' Kurultay davasından butlan çıkması halinde ikinci bir parti kuracağı iddiasına da yanıt veren Özel, “Butlan kaygımız yok. Kenarda parti tutmak, parti kapatmanın panzehridir. Nasıl DEM ile ilgili süreç işledi ve kapatmaya çalıştılar. Hiç değilse tepede o kılıcı tutmak gerek. Hazine yardımını vermeyebilir mesela ve önemli çünkü CHP'nin bir başka geliri yok sonuçta” ifadelerini kullandı. Ve ekledi: Cumhuriyet Halk Partili herkesin bu meseleyi mutlak bir sessizlik ve sabırla, çıldırtıcı bir sabırla, takip etmesi lazım. Çünkü bunun kendisine hukuken bir tedbir alamazsınız. Siyaseten de baktığınızda toplumda siyasi bir beklentiye karşılık gelmeyen hiçbir hamle sonuç alamaz. Ecevit'in anahtar listesi delinmiş, Deniz Bey'in anahtar listesi delinmiş. İnönü'nün anahtar listesi delinmiş. Baykal'ın anahtar listesi Kemal Bey'in delinmiş. Bugüne kadar delinmeyen iki anahtar liste var. Bir tanesi olağanüstü kongrede yaptığımız anahtar liste, bir tanesi de son olağan kongrede. Bu bizim büyük başarımızdan değil, partinin içindeki büyük kenetlenmeden. Parti böylesine kenetlenmişken bu işe ne butlan işler ne dışarıdan atom bombası işler. “Partiyi bölmeye kalkan kendini böler” diyen Özel, partiden ihraç edilen isimlerin savunma yapmaya dahi gelmediklerini vurgulayarak; “İhraç edilen arkadaşların ne yaptığına bakarsanız siyasetle ilgisi olan bir şeyden ihraç oluyor değiller. Yani parti ahlakı üzerinden ihraç ediliyorlar. İhraç edilen arkadaşların içinde doğrudan Ekrem başkana ve arkadaşlara ‘hırsız’ diyenler var. ‘Bana hırsızları savunma Özgür’ diye tweet atıyor adam. Çok ağır bir bildirge ama hiçbirisi sırf bildirgeden dolayı da ihraç edilmiş değiller” açıklamasını yaptı. Akın Gürlek’in mal varlığı: 'Elimizde olmasa zaten söylemezdik, 11 Mart'ı beklemek istiyorum' Özel, Adalet Bakanı olarak atanan eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e mal varlığını açıklaması için verdiği süreyle ilgili olarak da, “Bir hafta süreyi Akın Gürlek'e verdim, kendime bir süre vermedim. Kanunen göreve geldikleri zaman, bir ay içinde vermesi gerekir. 11 Mart günü süresi dolacak. Ben 11 Mart'ı beklemek istiyorum, ki devletin kaydına girsin istiyorum. Yoksa bugüne kadar neyi açıklamamışız ki, bir adım geri atmamışız” ifadelerini kullandı. Özel, “Biz geldiğimizde bir daha kimsenin ele geçiremeyeceği bir yargı ve medya düzeni kurmak için çalışıyoruz” dedi. "Elimizde olmasa zaten söylemezdik, zaten rakamları, tapu sayısını verdim, doğru olduğunu onlar da biliyor. Akın Gürlek'in süresi doldu ama sanki benim de sürem doldu gibi davranılıyor. Ben bunu en uygun zamanda belki ayrı bir basın toplantısıyla, belki bir başka yöntemle açıklarım, gizleyecek halimiz yok" şeklinde konuştu. Özel, partisinden istifa eden Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’a attığı mesajlara ilişkin olarak da, “Bana gelmiş, ‘Gözlerimdeki ışıltıya bak başkanım, çakmak çakmak gözlerimle hiç bende yalan söyleyen biri var mı? Seni namusumla temin ederim’ diyor, küfürlü küfürlü yeminler ediyor kendine. Ama üç gün sonra buna kalkışınca ben de sinirlendim tabii. Benim ona hiç küfrüm yok. Görüntülü-görüntüsüz ben devamlı aradım onu. ‘Bakayım, gözlerin hâlâ parlıyor mu?’ diyecektim” açıklaması yaptı. 'Cereyanlar temel başvuru kitabı, büyük haksızlık yapıyorlar' Tanıl Bora’nın “Cereyanlar” kitabının başucu kitabı olduğunu söylemesinin ardından çıkan tartışmayı da değerlendiren Özel, “Başucu demişim, belki daha da kızarlar, temel başvuru kitabı… Türkiye siyasi tarihini bu kadar iyi özetleyen acayip bir eser var. Büyük haksızlık yapıyorlar” dedi. Partide bir bölünme riski görmediğini söyleyen Özel, "Bölmeye kalkan kendini böler. Partide çok farklı bir düşünen bir sürü insan var" şeklinde konuştu. 'Gürsel Tekin olarak sokağa çıkabilir ama CHP'nin kayyımı olarak çıkamıyorsun işte' Gürsel Tekin için de  "Geçmişte hiçbir sorunum yok benim genel olarak, kişisel olarak. 'Bir çayını içsem yeter' diyor bana. Özel kaleme dedim ki 'Sen bile telefonuna çıkmamalısın.' Gürsel Tekin olarak sokağa çıkabilir ama CHP'nin kayyımı olarak çıkamıyorsun işte sokağa, olmuyor" ifadelerini kullandı. 'Seçime kadar altı kez ziyaret planlıyoruz' Özel'in konuşmasının bir bölümü şöyle: Seçime kadar altı kez ziyaret planlıyoruz. Seçmeni arayacak ve 'hoşgeldiniz' diyecek. Hatta MHP’liye 'Bu sizin üyenizdir' diyecek. Orada iş bitti zaten. Sandığın hakimiyetini ele geçirdin. Böyle bir hazırlığın içindeyiz. Burada 145 binde falanız bunu 180 bine çıkarmak lazım. Eğer eylüle kadar erken seçim olmazsa 2026 yılı seçim tatbikatını eylül ayında yapacağız. Bizim köy, eskiden beldeydi şimdi mahalle. Bin 100 oyun 100’ünü CHP alıyordu, geri kalanı merkez sağ. Aday olunca gittim. Aile sigortası falan anlatıyordum. Birisi kızgınlıkla mikrofonu elimden çekti. 'Bunun ailesinden iyilik görmeyen var mı?' dedi. Yok dendi. 'Ne aile sigortası kardeşim? Bunun sigortası ailesi. Hepimiz oy vereceğiz' dedi. Köyde 900 oy çıktı bize. 'Devlet ile milleti karşı karşıya getirdiler' Seçmen birçok şeye katlanıyor. Hatta bazen ne bileyim işte hukuk dışı sert uygulamalara dahi katlanıyor. Mesela seçmen şunu demiyor; 'Ya bu polis niye bu kadar sert? Niye böyle yaptınız?' Ama sandığa karşı yapılan işlere çok sert tepki veriyor. Yani sandığın elinden alınmasına, kararın elinden alınmasına çok sert tepki veriyor. Devleti milletin karşısına diktiler. Devlet ile milleti karşı karşıya getirdiler. Valiler, il başkanı, TRT ve, Anadolu Ajansı'nın yaptığı haksızlıklar… Uzman çavuşlara hiç yaşamadıkları ve hiç yaşamayacakları ilçelerde oy kullandırdılar. 'İmamoğlu aday olamıyorsa o gün bakılır' Önemli olan seçmenin duygusunu doğru yakalamak. Kendimizi doğru anlatmak. Mesela diploma iptal oldu. Ne olacak? Adayımız İmamoğlu diyorum. Neden? Tayyip Bey, Ekrem İmamoğlu'nu aday yapmamanın bir siyasi bedelini ödesin önce. Rakibinden korkmanın, rakibini hapse atmanın siyasi maliyetiyle karşılaşsın. En sonunda aday olamıyorsa o gün bakılır. 'Pisliğe bulaşan biri varsa bir gün tutmuyoruz partide' Parti kamu kurumunu denetleyemez. O belediye kamu kurumu. Kamu kurumunun denetlenmeye kalkarsan bu başlı başına bir suç. Ama biz şöyle bir şey yapıyoruz. 2-3 arkadaş görevlendirip gidip durumun ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Mesela Manavgat Belediye Başkanını o gün ihraç ettik. Manavgat'ta o kutuyu alan çocuğu o gün ihraç ettik. Bodrum'da çantasında yüz bin lira para olan çocuğu, belediye meclis üyesi, o gün ihraç ettik. Ama onun dışında bu Aziz İhsan Aktaş, çok çetrefil bir mevzu. Gerçekten büyük bir pisliğe bulaşan biri varsa bir gün tutmuyoruz partide. 'Mansur Bey'e Mesut Özarslan'ın hesabı sorulmaya kalkılırsa ‘Topuklu Efe’nin hesabını da benim vermem lazım o zaman' Mesut Özarslan şüphesiz Mansur Bey'in referansıyla aday olduğu doğru, bizim tanıdığımız biri değil. Ama Mansur Bey'i de hayal kırıklığına uğrattığı da doğru. Mesut Özarslan'ın transfer mevzu olduğunda ve sonra o tartışmalı günlerde, örneğin PORTAŞ'la ilgili suç duyurularıyla ilgili dosyayı Mansur Bey verdi. 'Sorun efendim, bunlar ne olmuş?' dedi. Sonuçta Mansur Bey'e Mesut Özarslan'ın hesabını sormaya kalktığında ‘Topuklu Efe’nin hesabını da benim vermem lazım o zaman. Veya ‘Topuklu Efe’nin hesabını Sayın Baykal'dan sormak lazım, Allah rahmet eylesin. Beykoz’un hesabını Ekrem Bey'den sormak lazım. Gaziantep’in hesabını benden sormak lazım, benim dönemimdedir. O yüzden bu bir köken meselesi değil, bir ahlâk meselesi, bir kişilik meselesi bu yolsuzluk işleri... Akın Gürlek'le tokalaşma: 'Diyalog zemininde ben daha kimsenin, kimsenin elini havada bıraktığını görmedim' (Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak yemin ettiği gün Meclis’te yaşananlar ve Grup Başkan Vekili Ali Mahir Başarır'ın tokalaşma açıklaması) Tokalaşma yemin sonrasında değil, öncesinde olmuş. Ali Mahir Başarır, 'Herkesle tokalaşıyordum. O da ayağa kalktı, sıktım elini' dedi. Meclis’in arka tarafında, diyalog zemininde ben daha kimsenin, kimsenin elini havada bıraktığını görmedim. Akın Gürlek’in orada olduğu biliniyorsa gitmeyebilirdi ama herkesin sıradan elini sıkarken, 'Akın Gürlek’i atlayayım, öbürüne gideyim' dememiştir. Meclis komisyonu: 'CHP'nin olmadığı yerde o rapor başka yerlere de evrilebilirdi' Biz masaya otururken bütün partilerle konuşmuştuk ve bütün partiler de bunu teyit ettiler; 'Bu masadan bir anayasa çağrısı çıkmayacak' diye. Çünkü ben Türkiye'nin bir anayasaya ihtiyacının olduğuna; demokratik, sivil, seçilmiş bir Meclis’in yaptığı bir anayasaya ve çok özgür şartlarda bir referandumla çok yüksek oranda bir destek bulup, anayasanın büyük bir toplum sözleşmesine ulaşması gerektiğine inanan birisiyim. Ancak bu şartlar altında Tayyip Erdoğan'ın yapacağı anayasa değişikliğinin yine geçen seferki gibi anayasa değil, 'Bana yasa' olacağından, Erdoğan'a hizmet eden bir anayasa olacağından ve onun ya kendi iktidarını kalıcılaştırma ya mevcut rejimini anayasal güçle koruyacak bir kalıcılaştırma arayacağından da eminim. CHP'nin olmadığı yerde o rapor başka yerlere de evrilebilirdi. CHP'nin oradaki hem destekleyici hem de denetleyici hem de düzenleyici rolü de önemli oldu. CHP olmasa o yedinci maddenin orada olacağı yoktu. Buradan bir demokratikleşme adımlarının çıkmasına yönelik bir Meclis raporu var artık, altına imza atılmış. O yüzden anayasa konusunda biraz önce çizdiğim çerçeve bizim genel çerçevemiz olmakla birlikte, benim CHP Genel Başkanı olarak CHP'yi getirmeye çalıştığım nokta şu; siyasi muhataplar açısında öngörülebilir bir CHP olmak iyi bir şey olmuyor. 'AK Parti siyaseti kişiye endeksli kaldı' Erdoğan’ın yakınındakilerin söylediklerine göre Hakan Fidan'a iki genel başkan 'TikTokçu Hakan' diyor. Biri ben, biri de başka bir genel başkan. Diyormuş ki ekibine, 'Bugün ne yapmış TikTokçu Hakan, bir bakın bakalım.' Tayyip Bey kendisi dışındaki partideki tüm hazırlıklardan acayip rahatsız oluyor. O yüzden de Hakan Bey'e benim taktığım lakapla sesleniyor olmasına şaşırmadım. AK Parti'de sosyal medyaya baktığınızda bile kimin neye niyetlendiğini, hangi imaj çalışmalarının yapıldığını görüyoruz. Ama bu kadarıyla meşgulüm ben. Ben kendi işime bakıyorum. 'Bu tartışmayı uzun süre taşıyamazlar' AK Parti siyasetinin kişiye endeksli kaldığı, kendi kadrolarını, kendi evlatlarını korumak yerine kolaylıkla onları feda edebildiği ve sadece Tayyip Bey'in dışında hiçbir AK Partili siyasetçinin kollanmadığı, gerektiğinde hemen feda edilebildiği meselesi bence en çarpıcı tartışma. 'Biz bu siyaseti kimin için yapıyoruz, ne için yapıyoruz? Bu kadar yıl bu kadar emek Akın Gürlek için mi verildi?' gibi… İçişleri Bakanlığı'ndaki Bülent Turan meselesi… Partinin grup başkan vekiliydi, yıllarca Tayyip Erdoğan'ın vekilliğini yapmış birisine İstanbul Valisi’nin altında görev verildi. Orada büyük bir çatışma çıktı. Hatta İçişleri Bakanı, kendi bakan yardımcısını medyanın önüne atmaya çalıştı. Burada bu deneyimle Bülent Turan gelmedi de bu sefer de Erzurum Valisi geldi. Yani AK Parti siyasetinin bunu tartıştığını biliyorum ve siyaset bu tartışmayı kolay kolay hazmetmez. Mesela bir koalisyonda İçişleri Bakanlığı'nın kimde kaldığı çok önemli bir şeydir. AK Parti'nin kendi içindeki koalisyonda bu İçişleri Bakanlığı, hep bu atanmışların ve hep böyle siyasette emeği olmadan yemeğe gelenlerin mi olacak yani? Bu tartışmayı uzun süre taşıyamazlar.