Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin BBC Türkçe’ye konuştu, MEB’in Ramazan genelgesi, İmam Hatip okullarının sayısındaki artış, özel okul ücretleri ve MESEM’lerdeki kaza ve iş cinayetlerine dair soruları yanıtladı. Muhalefeti "tepeden inmeci laiklik"le suçlayan Tekin, MEB’in Ramazan genelgesini "her şey gönüllü faaliyet" ve "laikliğe aykırılık yok" diye savundu. Kamuoyunda tepki çeken uygulamalar hakkındaysa “iyi niyetli ama yanlış anlaşılan örnekler olabilir” dedi. Ölümler ve iş kazalarıyla gündeme gelen MESEM'lerde haftalık ve on beş günlük periyotlarla inceleme yapıldığını iddia eden Milli Eğitim Bakanı, denetimlerden öğretmenleri sorumlu tuttu. Fahiş fiyatlı özel okullara kayıt yapılmasını velilerin “seçimi” olarak gördüğünü ifade eden Tekin’in açıklamalarından AKP’nin zorunlu eğitimi kısaltmaya yönelik saldırıdan vazgeçmediği anlaşılıyor. Tekin’in MESEM konusundaki sözlerine “Hayal mi görüyorsun Yusuf Tekin?” diyerek tepki gösteren Türkiye Komünist Gençliği (TKG), MESEM’lerdeki denetimlerden öğretmenlerin sorumlu tutulmasını “yüzsüzlük” olarak nitelendirdi. 'Muhaliflerin laiklik anlayıcı tepeden inmeci' Tekin, MEB’in okullarda Ramazan etkinlikleri düzenlenmesi yönündeki genelgesini “Anayasamızın başlangıç kısmından devrim kanunlarına ve tevhid-i tedrisata kadar atıf yapılması gereken her ne varsa atıflarımızı yaptık” sözleriyle savunarak laiklik ilkesine aykırı bir husus bulunmadığını iddia etti. Genelgeye gelen eleştirileri artniyetlilikle suçlayan Tekin, aynı zamanda muhalefet edenleri laiklik konusunda “tepeden inmecilikle” suçladı: “Bütün bunlardan hareketle metnin laikliğe aykırı olarak yorumlanmasını ben açıkçası artniyetli, toplumu germeye, manipülasyon ve siyasal polemik üretmeye yönelik bir adım olarak görüyorum. … Muhalefet yapan kişilerin laiklik anlayışı, insanlara dini ritüellerle ilgili kural dayatan tepeden inmeci bir mantıktır ve evrensel insan hakları metinleriyle çelişmektedir.” Tekin'e göre okulda selefi andı 'sıra dışı olay' Antalya’da “Ramazan çetelesi” dağıtılması, Kocaeli'de bir okulun zil sesinin ilahiyle değiştirilmesi ve İstanbul’da bir okulda Selefi andı okutulmasıyla ilgili “sıra dışı olaylar” diyen Tekin şöyle konuştu: “Bu kadar büyük bir etkinlik havuzu içerisinde, hepimizin eleştireceği ve meşru ilkelere uymayan bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda yanlış uygulama olması doğaldır. Bu tarz sıra dışı olaylar bize ulaştığında zaten gereğini yapıyor ve hemen tedbirimizi alıyoruz. İl müdürü arkadaşlarımızı hem iyi niyetli ama yanlış anlaşılan örnekler hem de süreci politize etmek isteyenler konusunda uyardık; şikayet geldiğinde gerekeni yapacaklardır.” Tekin, “inanç hürriyeti konusunda en demokratik ülkelerden” biriyiz derken imam hatip öğrencilerinin sayısının okul sayısına oranla azaldığı iddiasına “şehir efsanesi” yanıtını verdi ve konuyu 28 Şubat’a bağladı: “28 Şubat gibi sıra dışı siyasi müdahaleler olmadan önce Türkiye'de ortaöğretim öğrencilerinin yaklaşık %12'si imam hatiplere gidiyordu, bu rakam 28 Şubat'tan sonra %1-2'lere kadar düştü.” diyen Yusuf Tekin, mevcut imam hatip öğrencisi oranının 28 Şubat öncesi orana ulaştığını iddia etti. Fahiş fiyatlı özel okullar velilerin seçimiymiş Yusuf Tekin’in özel okullardaki fahiş fiyat artışlarına ilişkin soruya verdiği yanıt da piyasacı bakış açısını bir kez daha ortaya koydu. Tekin, MEB’in sadece artış oranlarını denetlediğini belirterek yüksek fiyat diliminde yer alan okulların veli “seçimine” kaldığını ve “bir hizmet satın alındığını” vurguladı: “Siz çocuğunuzu bir okula yazdırdığınızda, kayıt yaptırdığınızda bir hizmet satın alıyorsunuz. Biz sosyal devlet olarak tüm çocuklarımıza evine en yakın okulda ücretsiz eğitim taahhüdü veriyoruz. 12.000 özel okul içerisinde, en yüksek fiyat diliminde yer alan okul sayısı sadece 80 civarındadır. Biz sadece önümüzdeki yıl aynı hizmetin hangi oranda zamlı olarak verileceğini denetliyoruz. Ama siz çocuğunuzu ilk defa yazdırırken, o zaten sizin hizmet satın aldığınız, kamu hizmeti veren okulla sizin aranızdaki hizmet sözleşmesi. Onu siz seçiyorsunuz.” MESEM’li öğrencilerin çalıştırıldığı işyerleri için 'standartlara uygun' dedi Yusuf Tekin, MESEM’lerde yaşanan kaza ve çocuk işçi ölümlerinde MEB’in sorumluluğunu haftalık ve on beş günlük denetimlerle yerine getirdiğini iddia etti ve denetimlerden öğretmenlerin sorumlu olduğunu söyledi. Tekin, “Biz herhangi bir işletmeye çocuğumuzu gönderirken, öğrencimizi gönderirken Çalışma Bakanlığımız ve biz bunun standartlarını belirliyoruz. Bu standartlara uygun olmayan işletmeyle bir sözleşme falan yapmıyoruz” sözleriyle MESEM’li öğrencilerin çalıştırıldığı işyerlerinin standartlara uygun olduğunu iddia etti. Tekin’in “Rutin aralıklarla, haftalık, 15 günlük periyotlarla gidip işletmede çocuğumuzun hem iş sağlığı, iş güvenliği açısından hem de beceri eğitimi anlamında mesleki yetkinlik kazandıracak işlerde çalıştırılıp çalıştırılmadığı açısından süreci denetleyen koordinatör öğretmenlerimiz var” sözleri ise denetim sorumluluğunun öğretmenlere yüklendiğini ortaya koyuyor. MEB mevzuatına göre koordinatörlük görevi verilen öğretmenler belli periyotlarla işyerlerini ziyaret ederek incelemelerde bulunuyor. Ancak sistemin plansız yapısı, öğretmen sayısının yetersizliği, işyerlerinin uzaklığı vb. sebeplerle inceleme raporlarının kâğıt üstünde kaldığı biliniyor. Zorunlu eğitim süresini kısaltmak hâlâ Tekin'in gündeminde Tekin, 12 yıllık eğitim süresinin kısaltılması konusunda henüz bir gelişme olmasa da eğitime başlama ve tamamlama yaşının aşağıya doğru çekilmesi gerektiğine yönelik sözleriyle de zorunlu eğitim süresini kısaltma hedefinden vazgeçmediğini gösteriyor. Geçtiğimiz aylarda iktidara yakınlığıyla bilinen gazete ve kuruluşlar zorunlu eğitimin kısaltılmasına dair tartışma başlatmış, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin “12 yıllık zorunlu eğitimin süresinin azaltılmasının doğru olacağına yönelik bir kamuoyu oluşturuldu, bu revizyonu yapmayı planlıyoruz” sözleriyle değişiklik sinyali vermişti. Ancak ilerleyen süreçte kamuoyunda yükselen tepkilerle beraber Tekin’in bu önerisinin kabinede kabul görmediği ifade edilmiş ve tartışma bir süredir geriye çekilmişti. Türkiye Komünist Gençliği'nden bakana tepki: Hayal mi görüyorsun? Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) gençlik örgütlenmesi Türkiye Komünist Gençliği (TKG), Yusuf Tekin’in sözlerine “Hayal mi görüyorsun Yusuf Tekin?” başlıklı açıklamayla tepki gösterdi. Yaşamını yitiren MESEM’li sayısının 18’e ulaştığını ve geçtiğimiz yıl 94 çocuk işçinin can verdiğini hatırlatan TKG, Yusuf Tekin’in hayal dünyasında yaşadığını ve yurttaşların aklıyla alay ettiğini vurguladı. Denetimden öğretmenlerin sorumlu tutulmasının “yüzsüzlük” olduğu ifade edilirken “Mesleki eğitim sisteminin sermayeye hizmet eden piyasacı, plansız ve denetimsiz yapısının birincil sorumlusu AKP iktidarı ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’dir” denildi.