Diyojen’in yaşamı ve Kinik felsefenin doğuşu

Atina’nın taş sokakları bir sabah yine güneşin beyaz ışığıyla yıkanıyordu. Akropolis’in eteklerinde gezen gençler, sofistlerin gölgesinde tartışmalara dalmışken, meydanın tam ortasında bir fıçı vardı. Ve fıçının içinde bir adam. Adamın adı Diyojen’di. Geleneğe, düzene, alışkanlığa kafa tutan bir gövde gösterisiydi orada duruşu. Cüretkâr ve gerçek bir soru gibi duruyordu orada âdeta: “Nasıl yaşamalı?”