Erdoğan: İran’a saldırıları esefle karşılıyoruz, İran saldırılarını da kabul edilemez buluyoruz

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “AKP İstanbul İl Teşkilatı İftar Programı”nda gündeme dair açıklamalarda bulundu. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik haydutça saldırısı hakkında konuşan Erdoğan, “İran’ın egemenliğinin açıkça ihlal edilmesine karşı, dost ve kardeş İran halkının huzuruna kasteden sabahki saldırıları esefle karşılıyoruz” dedi. İran’ın saldırılara yanıt olarak bölgedeki ABD üslerini vurmasına ise “Her ne sebeple olursa olsun Körfez’deki kardeş ülkelerimize yönelik İran'ın füze ve dron saldırılarını da kabul edilemez buluyoruz” dedi. Yıl dönümü nedeniyle 28 Şubat hakkında da konuşan Erdoğan, "Yüzbinlerce insanımız inançlarından, görüşlerinden, dış görüşlerinden ötürü mağdur edildi. Kadınların ve kız çocuklarının hayatında travmatik izler bıraktı" iddiasında bulundu. 'İran’a saldırıları esefle karşılıyoruz, İran saldırılarını da kabul edilemez buluyoruz' Erdoğan, “İran'a yönelik Netanyahu'nun kışkırtmalarıyla başlayan Amerika, İsrail saldırılarından derin üzüntü ve endişe duyuyoruz” dedi. Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerin, anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi için ciddi emek verdiğini söyleyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Hem taraflar arasındaki güven bunalımının aşılamaması hem de İsrail'in süreci zehirleme çabaları devam ettiği için istenen netice alınamadı. İran’ın egemenliğinin açıkça ihlal edilmesine karşı, dost ve kardeş İran halkının huzuruna kasteden sabahki saldırıları esefle karşılıyoruz. Aynı şekilde her ne sebeple olursa olsun Körfez’deki kardeş ülkelerimize yönelik İran'ın füze ve dron saldırılarını da kabul edilemez buluyoruz.” Tarafları “sağduyuya” çağıran Erdoğan, “Diplomasiye alan açılmazsa bölgemiz bir ateş çemberine sürüklenme riski ile karşı karşıyadır. Buna izin verilmemelidir. Savaşın daha da büyümemesi, daha fazla kanın akmaması, bölgemizin daha büyük acıları yaşamaması için başta İslam dünyası olmak üzere tüm aktörlerin acilen harekete geçmesi gerekiyor. Biz üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz ve yapacağız” diye konuştu. Erdoğan, Dışişleri Bakanı, Milli İstihbarat Başkanı ve ilgili tüm devlet yetkililerinin muhataplarla yoğun temas halinde olduğunu söyledi ve “Gelişmeleri an ve an takip ediyoruz. Hudut güvenliğimiz ve hava sahamız açısından zaten bir sorunumuz yok. Askerimiz, jandarmamız, polisimiz ve istihbaratımız her türlü tedbiri en üst seviyede alıyor” dedi. Erdoğan, İran’a yönelik saldırıya dair sözlerini, “Ülkemizin ve milletimizin güvenliğini önceleyen bir politikayla bu hassas süreci başarıyla yöneteceğiz. Eş zamanlı olarak önce ateşkesin tesisi, ardından da müzakere masasına dönülmesi için diplomatik çabalarımızı hızlandıracağız” diyerek bitirdi. 'Yüzbinlerce insanımız mağdur edildi, travmatik izler bıraktı' Yıl dönümü nedeniyle 28 Şubat hakkında da konuşan Erdoğan, "Postmodern darbe olarak nitelenen 28 Şubat müdahalesi 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül'ün yeni bir halkasıdır. 28 Şubat devasa bir enkaz yığını bırakmıştır. Bilhassa Türk demokrasisi ve Türkiye ekonomisi telafisi yıllar sürecek çok ağır yaralar almıştır" dedi. "Yüzbinlerce insanımız inançlarından, görüşlerinden, dış görüşlerinden ötürü mağdur edildi" iddiasında bulunan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Kadınların ve kız çocuklarının hayatında travmatik izler bıraktı. İkna odalarında başörtülü öğrencilere psikolojik şiddet uygulandı. Binlercesi eğitimini yarım bırakmak zorunda kaldı. Katsayı ve 8 yıllık kesintisiz eğitim dayatmasıyla imam hatip ve meslek liselerinin önü kesildi. Işığın zerresinin dahi bulunmadığı karanlık dönemlerden geçti. Bize siyaset yapamazsınız dediler, uyduruk yargı kararlarıyla bizi siyasetten tasfiye etmeye çalıştılar, önümüze duvar ördüler, bizi engellemek, millete hizmet yolundan alıkoymak için her türlü hukuksuzluğu sergilediler. Ama biz boyun eğmedik. Daha sıkı kenetlenerek sabır, tahammülle bize aziz milletimize ve siyasi görüşlerimize yönelik saldırıları tek tek bertaraf ettik." Erdoğan, "28 Şubat döneminde işinden atılan veya istifaya zorlanan kardeşlerimizin haklarını kendilerine iade ettik. Başörtüsüne yönelik anlamsız yasaklara son verdik. 28 Şubat'ın faillerini faillerini Türk adaletine teslim ederek yargılanmalarını sağladık" dedi ve "En son 15 Temmuz sonrasında 28 Şubat'a en büyük desteği veren FETÖ'yü de tasfiye ederek 28 Şubatçıların önünü açtığı, palazlandırdığı, milletin başına musallat ettiği beladan milletimizi kurtardık" iddiasında bulundu. İşte sizler de görüyorsunuz. 29 sene önce ikna odalarına alınan başörtülü kızlarımız bugün mülkiyede, adliyede, askeriyede, dış siyasette devletin tüm kabinelerinde hiçbir kısıtlama olmadan özgürce görev yapıyor. Evlatlarımız inançları, kariyerleri, dini hassasiyetleriyle okulları arasında tercihte bulunmak zorunda kalmıyor. Üniversitelerimiz, yargımız, iş dünyamız artık vakitlerini siyasete balans ayarı yapmak için değil asli vazifelerini en güzel şekilde yerine getirmek için artıyor. Hasılı vesayetçi zihniyetin tortuları temizlendikçe, Türkiye normalleşiyor, Türk demokrasisinin standartları yükseliyor.