Emperyalist şiddetin resmi: Leon Golub

ABD’nin uzun süredir kesintisiz biçimde sürdürdüğü saldırgan dış politika, İran’a yönelik askeri hamleyle birlikte eşik atladı. İran’daki molla rejimiyle yan yana anılma ihtimali, birçok kişiyi emperyalist şiddet karşısında sessizliğe yöneltiyor. Oysa bu suskunluk, çoğu zaman eleştirel düşüncenin değil, bir politik tıkanmanın sonucu. Özellikle böyle zamanlarda sanatın ve estetik üretimin politik sorumluluğunu yeniden hatırlamak gerekiyor. Bu yazıyı, söz konusu sorumluluğun tarihsel ve çarpıcı örneklerinden biri olan ABD’li muhalif sanatçı Leon Golub’a ayırıyoruz. Golub’un resimleri, yalnızca şiddeti temsil eden imgeler değil; kurumsallaşmış barbarlığın yani emperyalist iktidarların temsili olarak okunabilir. Bugün hâlâ güncelliğini koruyan bu yaklaşım, sanatın emperyal şiddet karşısında nerede durabileceğine dair güçlü bir hatırlatma sunuyor. 1922’de Chicago’da doğan Golub, sanat eğitimini tamamladıktan sonra ABD ordusunda görev yapar. II. Dünya Savaşı sırasında orduda görev yapmaktadır, dolayısıyla emperyalist savaşa doğrudan şahit olmuştur. Muhtemelen resimlerindeki şiddet içeriği kişisel tanıklıklarına da dayanmaktadır. 1950’lerde hegemonik hale gelen Amerikan sanatındaki soyut dışavurumculuğa karşı figür geleneğinde yer alır. Jackson Pollock ve Rothko gibi isimlerin temsil ettiği soyut dışavurumculuk, bireysel iç dünyayı kendine konu edinirken Golub ise, bu estetik hattın tarihsel gerçekliği görünmez kıldığını düşünmektedir. Soğuk Savaş’ın ortasında, devlet şiddeti ve emperyalist müdahaleler sürerken sanatın apolitikleşmesine itiraz eder ve figürü bilinçli biçimde politik bir araç olarak yeniden kurar. 1960’lar Golub için kırılma noktasıdır. Vietnam Savaşı ve ABD’nin Latin Amerika’daki müdahaleleri, sanatçının doğrudan konusu olur. Leon Golub, 1965, Gigantomachy I / Büyük Güçler I. “Gigantomachies” (Büyük Güçler) ve ardından gelen “Paralı Askerler” serilerinde Golub, ABD emperyalizmine eleştirisini temsil stratejisiyle kurar. Paralı asker figürü, devlet ile sermaye arasındaki kirli ittifakın görsel metaforudur. Ayrıca işin İngilizce ismi de (Gigantomachy) Yunan mitolojisindeki devler ve tanrılar arasındaki büyük savaşa göndermedir. Bu dönemde Golub ve eşi, sanatçı Nancy Spero, politik sanat kolektifleri içinde aktif rol alarak sanatın toplumsal sorumluluğunu savunurlar. Leon Golub, 1979, Paralı Askerler I. Golub, 1970’ler ve 80’lerde yoğunlaştığı paralı asker figürleriyle politik yaklaşımını daha da keskinleştirir. Golub’un resimlerindeki karakterler, ne bireysel kötülüklerin temsili olarak sunulur ne de psikolojik derinliklerle donatılır; aksine, Golub onları bir sistemin işleyen parçaları olarak resmeder. Figürlerin izleyiciyle kurduğu doğrudan ve rahatsız edici ilişki, seyircinin resmin pasif bir izleme nesnesi olmasına izin vermez; bakışın yönünü tersine çevirerek izleyiciyi de bu şiddet düzeninin tanığı olmaktan sorumluluğun öznesi olmaya zorlar. Golub’un ele aldığı bu politik içerik ona uygun biçimi de beraberinde getirir. Golub, tuvali zımparalar, boyayı kazır, yüzeyi bilinçli olarak aşındırır. Bu yöntem, temsil edilen şiddetin resmin maddesinde hissedilmesini sağlar. Figürler yalnızca şiddet uygulamaz; kendileri de yaralı görünür. Estetik uyum yerine bozulma tercih edilir. Leon Golub, 1981, Sorgu. 1980’lere geldiğimizde Golub’un odağı devlet şiddetidir. “Sorgular” serisinde, sandalyeye bağlanmış çıplak figürler, soğukkanlı, ayakta duran sorgucular ile bazen de izleyiciye dönük bakışlar yer alır. Bu resimlerde dramatik bir anlatı yoktur; şiddet sıradanlaşmıştır. Bu da modern devletin şiddetinin olağanlaşmasını gösterir. Resimlerde iktidar yüceltilmez; teşhir edilir. Şiddet estetize edilmez; çıplaklaştırılır. İzleyici güvenli bir estetik mesafede kalamaz; rahatsız edilir. Leon Golub, 8 Ağustos 2004’te New York’ta hayatını kaybetti. 82 yaşındaydı; uzun yıllar boyunca yaşadığı ve çalıştığı bu kentte, ölümüne dek politik temalardan uzaklaşmadan üretimini sürdürdü. Bugün ABD’nin İran’a yönelik müdahalesi devam ederken, anti emperyalist sanatçıları yeniden hatırlamak önem kazanıyor. Golub, tam da bu şiddetin üretildiği merkezden, emperyalist ABD’nin içinden yükselen muhalif bir figür olarak öne çıkar. Onun sanatı, sanatın güncel politik şiddet karşısında hâlâ söz söyleyebileceğini ve bu sözün ertelenemez bir sorumluluk olduğunu hatırlatır.