Milano 2026 Kış Olimpiyatları'nda bizim olmadığımız hikayeler

Altın madalya kazanmanın sorumluluğu ve baskısı, sporcuların esas mücadele ettiği yerdir. Aileden başlayarak tüm dünya tarafından bir beklenti içine girilmesi, başaramamanın ya da bunun altından kalkamamanın ağırlığını beraberinde getirir. Buz dansındaki Amerikalı sporcuda olduğu gibi… Ilia Malinin… Backflip’leri, quad’ları ile buzda yerçekimine meydan okuyan performansı… Tüm dünya onu seyretti, hayran kaldı ve beklentiyi yükseltti. Alkışlarla buzun üstüne çıkarken, işte tam da bu noktada bir mücadele başlıyor. İki kere düşmesi, beklentiye cevap verememesi bir hayal kırıklığına neden oldu. Yıllarca yüzlerce saat çalışıp başardığı, zoru kolay gibi gösterdiği için biz de onu kolay sanıyoruz. Oysa ustalık zaten budur: birikimle zoru zarafetle yapmak. Ama her sporcunun insan olduğunu unutmamak gerek. Herkes gibi, onlar da kendileriyle hesaplaşma içindeler. Kendi deyimiyle, “bedenimin kontrolüne sahip çıkamadım” derken, gerçek mücadelenin insanın kendisiyle yaptığını da net biçimde ortaya koyuyordu. Olimpiyat sporcusu, tüm yaşamını rekabet ve mücadeleye dayalı bir aksiyon içine sokarken, bitiş süreci ise onun için yaşamın durduğu andır. Madalyalara rağmen yaşamda karşılığını bulamadığı boşluklara sahip olur. Süre bittiğinde, başarıp başaramama ikilemi baskıyı hafifletmez; yeni bir süreç başlar. Süreç ağırdır ve zordur. Acı ama gerçek olan budur. Aynı gerekçelerle süreçle başa çıkamayan Steven Holcomb’un intihar etmesi gibi… Onlar da insan… Ve süreçle başa çıkan Johannes Høsflot Klæbo’nun hikâyesi… Kış oyunları tarihinde bir ilk: 6 altın madalya… Milano-Cortina 2026’da tam 6’ncı kez podyumun en üst basamağına çıkarak, kış oyunları tarihinde bir organizasyonda 6 altın madalya kazanan ilk sporcu olarak tarihe geçti. Klæbo, Kış Olimpiyatları’nın “en çok altın madalya kazanan sporcusu” unvanını kazandı. Milano-Cortina 2026’da elde ettiği bu son zaferle kendi rekorunu geliştirdi. Kariyerindeki olimpiyat altını sayısını 11’e çıkaran 29 yaşındaki sporcu, bugüne kadarki olimpiyat serüveninde toplam 13 madalyanın (Milano-Cortina 2026’da 6 altın; PyeongChang 2018’de 3 altın; Pekin 2022’de 2 altın, 1 gümüş, 1 bronz) sahibi oldu. Olimpiyatlarda ülkelerin karakteristik branşları ve hikâyeleri vardır… Yaşama ve kültüre dayanır. Hollanda’nın sürat patenindeki üstünlüğü gibi… Öyle ki Milano 2026 Olimpiyatları’nda altın madalya kazanan Çinli sporcunun da antrenörü Hollandalı. Hollandalı Jutta Leerdam, 2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni 1.000 metrede olimpiyat şampiyonu unvanını aldı ve ayrıca bir olimpiyat rekoru kırdı. 40 yaşındaki Hollandalı sporcu Bergsma ise sürat pateninde altın madalya kazanan en yaşlı sporcu oldu. Tabii burada İtalya’yı, ev sahibini unutmamak gerek. Sürat pateni kadınlar 3.000 metrede İtalyan sporcu Francesca Lollobrigida, olimpiyat rekoru kırarak altın madalya kazandı. Ki İtalya, Kış Olimpiyatları’ndaki en yüksek performansını bu oyunlarda, kendi ev sahipliğinde elde etti. İtalya, tarihinde ilk defa 30 madalya kazanarak Kış Olimpiyatları tarihindeki en iyi sonucuna ulaştı. Tabii ki Norveç… Günlük yaşantısının içinde yer alan ama Kış Olimpiyatları’nda da bir branş olan biatlondaki başarıları tartışılmazken, Milano 2026 Kış Olimpiyatları’nda bir farklılık oldu. Fransa, Norveç’e meydan okuyarak bu alandaki üstünlüklerine son verdi. Fransa, biatlonda 6 altın, 4 gümüş ve 3 bronz ile toplam 13 madalya kazanırken; Norveç 3 altın, 5 gümüş ve 3 bronz madalya ile toplam 11 madalya kazandı. Fransa, çok iddialı geldiği Milano’da biatlon branşında istediğini aldı. Buz hokeyinde Rusya’nın olmamasıyla ortamın ABD ve Kanada’ya kalması ve altın gol ile ABD’nin şampiyonluğu… Kızakta Almanya egemenliğinin devamı… Alp disiplininde İsviçre başta olmak üzere Alp Dağları’nın egemenliği… Buz dansındaki estetik ve zarafetle birlikte ortaya yeni çıkan kimlikler, başka bir zenginlik oldu. Hele hele teknolojinin kullanımı, artık evde seyretmenin konforunu daha da cazip hâle getirdi. Verona’daki kapanış… Paris 2024 Yaz Olimpiyatları’nda tabuların yıkılması ile olimpiyatların şehrin içine giydirilmesi, artık o bütüncül anlayışı yok ederken; ekonomik tasarrufun yanında oyunlar artık branşların alanları hâline geldi. Ve bize ait hiçbir hikâyenin olmaması… Başarı, doğru politikalarla üretilir. Ne devşirme sporcu ne de algı manipülasyonu ile olacak iş değildir. Bir üretim mekanizması kurarak, doğru programları doğru tesislerde ve doğru antrenörlerle çalışarak başarı elde edilir. Neyse ki Jamaika’ya kar yağmıyor!