Cumartesi akşamı saat 22:00 civarlarında İran’ın dini lideri Hamaney’in öldüğü haberleri çıkmaya başladı. İsrailli bir kaynak, uluslararası bir ajansa Netanyahu’nun, Hamaney’in ceset fotoğrafını gördüğünü açıkladı. O sırada NTV yayınındaydım. İlk yorumum, “Bu bilgi, MOSSAD’ın İran’da ne kadar yükseklere sızdığının göstergesidir” oldu. Netanyahu’nun, kabine üyelerinin bile sahip olmadığı bir bilgiye sahip olması, ceset fotoğrafını görebilmesi demek MOSSAD’ın, Tahran rejiminin en derin noktalarına sızdığının göstergesinden başka bir şey olamaz. Kuvvetle muhtemel, saldırıları başlatan, Hamaney ve üst düzey yöneticilerin toplantı yapacağı istihbaratı da aynı kaynaktan sızdı. Çeşitli kaynaklarda toplantının CIA tarafından tespit edildiği söyleniyor, biz de bunun haberini yaptık ama çok az insanın görebildiği bir kare fotoğrafın Netanyahu’ya gitmiş olması, MOSSAD’ın ulaştığı noktanın göstergesidir... 12 Gün Savaşları sırasında İsrail’in İran’ın kılcal damarlarına kadar sızdığını, MOSSAD’ın Tahran’ın hemen dışındaki sanayi bölgesinde dron atölyesi kurmasının başka bir izahı olamayacağını yazmıştım. O günden beri İran gizli servisi, MOSSAD’a hizmet veren çok ismi yakaladı, yakalananların çoğu idam edildi. Görünen o ki, küçük balıkları avlarken asıl büyük balığı ıskalamışlar. İran’daki rejim dini lidere ihanet edecek kadar İsrail kontrolü altına girdiyse, 47 yıllık bir hikâyenin sonuna gelindi demektir. Giderken herkesi götürmek... Ekim 2024 ve bu sene 22 Şubat’ta Hürmüz Boğazı’nın kapanması senaryosunu yazmıştım. Kehanet ya da başarı adına yapmadım bu iki hatırlatmayı, sadece Tahran’ın düşünce biçimini biliyorum. Bugüne kadar rejimi tehdit etmeyen çatışmalarda Hürmüz sadece masaya sürülen bir kart durumundaydı. Ama rejim tehlikeye düştüğünde Tahran için Hürmüz’ü kapatmak demek, giderken başkalarını da götürmek demektir. Hürmüz’den enerji akışının durması demek, başta Avrupa olmak üzere dünya ekonomilerini sarsar, petrol fiyatı yükselir, enflasyon artar. Bu da aşırı sağın silkelediği Avrupa hükümetlerini bir sonraki seçimde iktidardan indirir. ABD’ye destek veren bölge ülkelerinin enerji ihracat planı bozulur, onların da bütçeleri sarsılır. Aynı anda petrol fiyatının yükselmesi, Rusya’nın savaş ekonomisini daha dirençli hale getirir. Hürmüz bu kısa sürede açılır, dünya bu duruma izin vermez diye düşünmek mümkün ama ya İran, Boğaz’ın en dar yerinde, büyük tonajlı gemilerin geçişini engellemek adına kendi gemilerini batırırsa ya da Hürmüz Boğazı’na kontrolsüz şekilde mayın döşerse ne olacak? Tahran’ın giderken gürültüsüz gideceğini düşünenler şimdi rejimin altın vuruş ihtimalini daha fazla düşünmeli ve hep beraber korkmalıyız… Bunun adı ‘Fırsat Savaşı’ Bu savaş, İran’ın nükleer çalışmaları, füzelerinin menzili ya da vekil güçleri yüzünden çıkmadı. İsrail, 12 Gün Savaşı’ndan bu yana İran’ın hava savunma sisteminin güçsüzlüğünün farkında. Rusya, Tahran’a S-400 vermedi, Moskova ile Tahran füze satışı konusunda anlaştılar ama füzelerin teslimi 2027’de başlayacak. İran, Çin’den süpersonik gemi-savar füzeleri almak için masaya oturdu ama daha anlaşma tamamlanamadı. Netanyahu’nun açılan fırsat penceresinden girmek için Trump’ı ikna etmesi gerekiyordu, bunu başardı. Washington’ın ortaya attığı “İran kıtalararası balistik füze yapacaktı” bahanesinin Bush’un Irak’ı işgal etmek için ortaya attığı “Saddam’ın kimyasal silahları” gerekçesinden bir farkı yok. Trump, “Bu işe nasıl ikna oldu?” sorusuna farklı cevaplar verilebilir. Kasımdaki ara seçim öncesi zafer ihtiyacı, İran’ı o ya da bu şekilde dize getiren adam olma hırslarından söz edebiliriz. ABD Başkanı, aldığı riskin biraz farkında; aksi olsa savaşın başındaki konuşmasında zayiat verebileceklerinden söz etmezdi. Ancak Trump ava giderken avlanmış olabilir. Her savaşın bir siyasi hedefi vardır, bu savaşta açıklanan rejimi devirme hedefine hava saldırısıyla ulaşmanın dünyada örneği yok. Rejim devrilse bile İran’ın geleceğinin belirsizleşmesi, yönetimin alternatifinin olmaması, başta Afganistan olmak üzere uzun süren bölgesel savaşlara itiraz eden Trump’ın yıllarca bölgede kalmasına neden olabilir. Netanyahu cephesine gelince… İsrail medyası 12 Gün Savaşı’ndan sonra Netanyahu’nun siyasi varlık nedeninin sonuna geldiğini ve artık emekli olabileceğini yazmıştı. Halkını korkutacak bir tehdit unsuru kalmayacağı için İsrail Başbakanı’nın yaklaşan seçimlerde tasfiye olması da bir seçenek olarak masada duruyor.