İran biliyordu bunun böyle olacağını…

Cenevre’de İran ve Amerikan heyetleri arasında arabuluculuk yaptığı büyükelçilik binasından çıkan Umman Dışişleri Bakanı Bedir bin Hamad El Busaidi, kapıda bekleyen muhabirlere başparmağını havaya kaldırarak ve gülerek “görüşmenin iyi gittiği” sinyalini verdiğinde Orta Avrupa’da saat 20:20, ABD Başkanı Trump’ın bulunduğu Florida’da saat 14:20, Tel Aviv’de 21:20 idi. Ummanlı Bakan, buradan doğruca Amerikan CBS Televizyon Kanalı’nın kullandığı stüdyoya gitti ve İran’ın ‘asla ama asla’ bomba yapımında kullanılacak nükleer maddeye sahip olmayacağı konusunda İran’la anlaştığını söyledi. El Busaidi ile program sunucusu Margaret Brennan arasında haberlere konu olan şöyle bir soru-cevap gerçekleşti: BRENNAN: Başkan Trump bugün (cuma günü) görüşmelerin gidişatından memnun olmadığını ve “Bize gerekenleri vermeye istekli olmadıkları anlaşılıyor” dedi. Diplomasi başarısız mı oluyor? BAKAN: Görüşmelerin gidişatını değerlendirdiğimde, barış anlaşmasının gerçekten de elimizin altında olduğunu düşünüyorum. BRENNAN: Barış anlaşması mı? BAKAN: Evet, eğer diplomasiye oraya ulaşması için gereken alanı tanırsak, elimizin altında. Bu süreci devam ettirmek istiyorum çünkü bir anlaşmaya doğru oldukça önemli bir ilerleme kaydettik. Bakanın gelmesi, stüdyoya geçmesi, yayının başlaması, epey bir zaman almış olmalı ki “Arabulucu ülke Umman, ABD-İran nükleer görüşmelerinde ‘çığır açıcı gelişme’ olduğunu belirtti” haberi, mesela Le Monde gazetesinin sitesine, Paris saatiyle 02:14’te giriyor. Ancak İsrail Başbakanı Netanyahu’nun bu haberi çok önce almış olduğu anlaşılıyor; çünkü İsrail Hava Kuvvetleri’nin 200 uçakla 500 İran hedefine (bu arada 87 masum öğrencinin öldürüldüğü iki okula) saldırısı, İsrail saatiyle 04.00’te başlıyor. Bu, Trump’ın “İsrail ile iki ülkenin eşgüdüm içinde İran’a roketlerini, donanmasını, nükleer tesislerini tümüyle yok etmek üzere kapsamlı bir saldırı” başlattıkları açıklamasından 4 saat önce! Trump bu sırada Florida’da yazlık evinde ve muhtemelen ne Ummanlı Bakanın ne İsrail Savunma Bakanı Katz’ın “İsrail Savunma Kuvvetleri’nin önleyici bir saldırı başlattığı” açıklamalarından haberi var. Bu zaman çizelgesi neden önemli? Önemli çünkü İran, görüştüğü tarafın gerçekte ABD değil, İsrail olduğunu, masanın karşı tarafında Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner’in değil, nihai amacı Filistin’in tamamını bir Musevi Devleti ve bu devletin de (geçen hafta ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin açık seçik söylediği gibi, tahrif edilmiş Tevrat’a göre) Fırat’tan Nil’e Musevilere Tanrı’nın vaat ettiği topraklara genişlemesi olduğunu olduğuna inancını gerçekleştirmeye kararlı Siyonizmin bulunduğunu bilmeliydi. İran’ın Umman’da başlayan ve Cenevre’de devam eden bu “dolaylı” görüşmelerde, ABD’nin dizginlerinin Trump’ın değil, Netanyahu’nun elinde olduğunu anlaması için artık çok geç. Ancak cumayı cumartesiye bağlayan gece ve cumartesi günü olup bitenlerin bir çizelgesi, bu dizginleri ellerinde tutanların insani veya siyasi ne gibi değerlere sahip olduklarını sanırım, illa İran’ın dostu olması gerekmeyen insanlara da anlatacaktır. İran kime meydan okuduğunu bilmek durumundaydı. İran’daki İslam Devrimi’nin işbaşına getirdiği mollaların 47 yıldır dünyanın ikinci en zengin ülkesini açlık ve sefalete mahkum eden bu siyasetinin tüm bölgenin başına felaketler getirebileceğini, tüm bölge anlamalı değil miydi? Önce Irak’ın, sonra Suriye’nin ve şimdi de Husilerle Hizbullah ve Hamas’ın İran’ın vekalet savaşı halkasından çıkmak üzere olması, bölgeye bir Şii Hilali çizerek, yel-değirmenlerine savaş açan Don Kişot’tan farkı olmayan mollaların dizginlenmesi için yeni, önemli imkânlar sunabilirdi. Trump’ın İbrahim Anlaşmaları’nı imzalamaktan daha etkili olabilecek bu imkânları bölge ülkeleri, giderek yalnızlaşan İran’ı bu çağdışı Şii egemenliği hülyasından vazgeçirmek için kullanabilirlerdi. Diyelim ki mollalar bilmiyordu bunun böyle olacağını… Ya İran’ın Arap komşuları?