Migros'un işe iadesini kabul etmediği işçiler soL'a konuştu: 'Bir kişi dahi geride bırakılmayacaktı'

Migros Depo işçilerinin bir süre önce sona eren direnişi kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı. Depo işçilerinin yüzde 28'lik zam dayatmasına karşı başlattığı mücadele günlerce sürmüş ve toplumda gündem olmuştu. Bu süreç işçilerin bir bölümü açısından önemli kazanımlarla sonuçlansa da Migros'un kara listesine giren 73 işçinin işe iade talebi kabul edilmedi. DGD-SEN: Özgür ayrılma hakkı ve talep edenlerin iş başı yapacağı konusunda mutabakata varıldı DGD-SEN, müzakerelerin sonuçlanmasının ardından yayımladığı açıklamada süreci bir zafer olarak nitelendirdi. Ücretlerin net olarak ödenmesi hususunda kesin bir çözüme ulaşılamadığı belirtilen açıklamada, işten çıkarılan 303 işçiye kendi istekleriyle ayrılma hakkı tanındığı ve dileyenlerin işbaşı yapması konusunda mutabakata varıldığı aktarıldı. Sendika, ayrılmak isteyen işçilerin kıdem ve ihbar tazminatlarıyla birlikte çalışma süreleriyle orantılı ek menfaatlerini de alarak ayrılabileceklerini duyurmuştu. İşe dönecek işçiler için ise eylem sürecindeki ücretlerinin ödeneceği ve SGK primlerinin yatırılacağının imza altına alındığı ifade edildi. Ayrıca, işbaşı yapacak olanların herhangi bir hak kaybına uğramayacağı, işten çıkış kodlarının işsizlik maaşı almalarını sağlayacak şekilde düzeltileceği ve kıdem yıllarına bağlı olarak kademeli bir şekilde sendikal tazminat ödemesi yapılacağı bilgisi paylaşıldı. Öte yandan Patronların Ensesindeyiz ağına ve soL Haber'e ulaşan işçiler, Migros’un bir kara listesinin olduğunu ve listedeki işçilerin iadesinin kabul edilmeyeceğini ifade etti. Direnişte öncü rol üstlenen 73 işçinin işe iadesi gerçekleşmedi. 'Bir kişi dahi geride bırakılmayacaktı' Torbalı depodaki direnişin öncülerinden olan ve işe iadesi reddedilen bir işçi, süreci şu sözlerle aktardı: "Migros üst yönetimi tarafından işten çıkarılan 303 işçiden 73 arkadaşımıza, kesinlikle geri alınmayacakları ve tazminatlarının ödeneceği bilgisi verildi. İlk günden itibaren mücadelemize destek veren siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, sanatçılar ve gazeteciler gibi DGD-SEN de depoya gelerek bize destek olacağını belirtti. Bu eylemin anayasal bir hak olduğunu, daha önce de benzer süreçler yaşadıklarını ve hiçbir işçinin işsiz kalmayacağını, kimsenin mağdur edilmeyeceğini söylediler. Sözlerine göre bir kişi dahi geride bırakılmayacaktı." 'Beklemediğimiz tepkilerle karşılaştık' İşten çıkarmalar yaşandıktan sonra herkes işe dönene kadar mücadele edileceğinin söylendiğini belirten işçi, açıklamasına şöyle devam etti: "Kamuoyu baskısı oluştuktan sonra Migros masaya oturmayı kabul etti. Bize de işten atılanların kararları soruldu. İzmir depo işçileri olarak yaklaşık  yüzde 90'ımız işe iade, yüzde 10'umuz ise tazminat talebimizi ilettik. Kararların bu yönde çıkacağını umuyorduk ancak sürekli sormamıza rağmen toplantı detayları bize şeffaf bir şekilde aktarılmadı. Tazminatların en üst sınırdan yatırılacağı söylenerek konunun kapatılması istendi. Sendikanın yaptığı açıklamaların gerçeği yansıtmadığını belirttiğimizde ise hiç beklemediğimiz tepkiler aldık." 'Arabulucu süreci zarar görür denilerek arkadaşlarımızla karşı karşıya getirildik' Torbalı depo direnişinin öncü isimlerinden bir diğer işçi ise iade edilmediklerini son ana kadar bilmediklerini vurguladı: "Talep etmemize rağmen müzakerelere bizden kimse dahil edilmedi. Başından beri bu durumdan rahatsızdık. Tazminatlarımızı alt sınırdan da olsa aldık ama birçoğumuzun önceliği işe dönmekti. Bu durumun halen örtbas edilmesi ve kamuoyuna açıklanmaması üzücü. Arabulucu sürecinde bu konuyu sosyal medyada dile getirdiğimizde sendika yöneticileri, sürecin zarar göreceğini iddia ederek bizi diğer işçi arkadaşlarımızla karşı karşıya getirdi. Tek bir işçinin dışarıda bırakılmayacağı söylenmişti ancak görünen o ki bizler pazarlık konusu olmuşuz. Onlarca arkadaşımız bu şekilde mağdur edildi ve bizler sesimizi duyurmak istiyoruz." Direniş sürecinde neler yaşanmıştı? Migros Depo işçilerinin direnişi 23 Ocak tarihinde İstanbul Esenyurt, Adana ve İzmir’deki depolarda başladı ve kısa sürede Mersin, Erzurum, Diyarbakır, Kocaeli, Antalya ve Bursa’daki merkezlere yayıldı. Asgari ücretin yüzde 1 üzerindeki zam teklifini kabul etmeyen işçiler; İstanbul, İzmir, Adana, Bursa, Kocaeli, Erzurum ve Diyarbakır’da bulunan toplam 12 depoda iş bıraktı. Binlerce işçinin ortak talebi; ücretlerin yüzde 50 oranında artırılması, vergi kesintilerinin işveren tarafından karşılanması ve promosyonların kesintisiz olarak yatırılmasıydı. Migros yönetiminin direnişin henüz beşinci gününde 7 bin 875 işçinin kadroya alındığını açıklamak zorunda kalması, çalışanların işveren nezdinde yarattığı etkinin bir göstergesi olarak yorumlandı. İşçiler bu adımın ardından, Nisan ayında yapılacak toplu iş sözleşmesi öncesinde zam oranının belirsizliğini koruduğunu ve kadrolu personelin de ağır vergi kesintileriyle mücadele ettiğini belirterek direnişe devam etme kararı aldı. Yine işçiler zorlu hava koşullarında haklarını ararken Anadolu Grubu’nun Yönetim Kurulu Üyesi Türkan Özilhan’ın İsviçre tatilinden paylaştığı fotoğraflar tepki çekmişti. Özilhan’ın sadece üç günlük otel masrafının, Migros deposunda çalışan bir işçinin en az altı aylık maaşına denk gelmesi kamuoyunda eleştirilere neden olmuştu. İşçilerin kadroya alındığı haberinin hemen ardından Migros yönetimi yeni bir hamle yaparak 28 Ocak tarihinde 303 işçiyi "görevini yapmamak" gerekçesini içeren Kod 49 ile işten çıkardı. Bunun üzerine Depo Liman Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN), işten atılan işçilerin iadesi talebiyle Migros Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın evinin önünde eylem kararı aldı. Ayrıca birçok markette kasa kapatma eylemleri düzenlendi ve boykot çağrıları toplumda karşılık buldu. Bu gelişmelerin ardından Migros yönetimi, DGD-Sen temsilcileri ve avukatlarıyla müzakere masasına oturdu.