" Kalk, kalk, denizci uyan, Herkes bunu kendi tarzında yapar, Biri mızrağını balığa saplar, Diğeri ise ete... " 1 Solcular ‘kaybeden ata oynama’ hastası mı? Tüm dünyanın rasyonel olduğu yerde, nasıl bu kadar irrasyonel ve bağnazlar? Komünistleri kılıçtan geçirmiş ve ülkeyi kan gölüne çevirmiş bir rejimle nasıl bugün yan yana gelebiliyorlar? İdeolojik körlük mü? Yoksa olaylara objektif yaklaşamamak mı? Tüm bu soru yağmurunun, bir saldırı biçimi olduğunu hatırlamakta yarar var. İnsanlığa olan inancımızı, yüksek teknolojili ve ürkütücü silahlarını göstererek kırmaya çalışıyorlar. Art arda sıralanan bu sorular milliyetçiliği ve enternasyonalizmi kalın çizgilerle birbirinden ayırıyor. Milliyetçilerin ve onların kardeşi liberallerin dayandıkları akılcılık, özünde Roma zihniyetine koşulsuz şartsız biatı ve hizmet etmeyi şart koşuyor. Büyük satranç ustalarının ustalığı, İran’da ölen kız çocuklarına gözlerini sıkı sıkıya yummasıyla başlıyor. Peki, okula giden küçücük çocuklar, askeri terör rejimi tarafından sadece İran savaşında mı hedef alındı? Vahşi Gazze soykırımında ABD’nin verdiği ve yüksek ısı yayan bombalar yüzünden insan bedenleri buhar oldu. Evet, insan bedenlerini tek atışta buharlaştırdılar! Naziler bile böylesi bir ölüm gücünü herhalde hayal edemezlerdi. Gurur duyduğumuz o teknik ilerleme geliştikçe öldürme ve yok etme biçimleri de gelişiyor. Irak’ta kullanılan uranyum bazlı silahlar yüzünden çocuklar sadece ölmedi, aynı zamanda sakat doğdular. Yani ABD bir kez daha nükleer suç işliyordu. Onurlu Irak halkı böylesi bir vahşete bedenlerine bağladığı bombalarla ve Roma’nın son teknolojili tanklarını havaya uçurarak cevap verdiler. Barbarlığın olduğu yerde, her türden direnme biçimi meşru ve yasaldır. Roma lejyonlarına bir çocuk tarafından atılan taşın sembolik değeri bu yüzden büyük ve anlamlıdır. İsrail askerlerine taş atan Filistinli çocuklarla dalga geçen ve insanlıktan çıkan milliyetçilerin anlayabileceği gerçekler değil bunlar. Peki, akıl bize ne söylüyor? ABD imparatorluğu gümbür gümbür çöküyor. Karşı karşıya olduğumuz panik ve terör dalgası bunun işaretidir. Ortaya çıkarılan silahlar ve bunun yüksek ölüm gücünü abartarak propaganda eden gazeteciler, mevcut ahmaklığın birer vesikası gibidirler. Buradaki temel soru, imparatorluğun çöküp çökmeyeceği değildir. İmparatorluk çöktükten sonra, yerine neyin geleceğidir? İnsanlık yoluna devam edebilecek midir, yoksa edemeyecek midir? İmparatorluğun yarattığı terör dalgası, insanlığın sonuna mı neden olacaktır? İnsan vücudunun yarıdan fazlası sudan oluşuyor. Askeri terör rejimi, Gazzeli masumlara yaptığı gibi bizim bedenlerimizi de mi buharlaştıracak? ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Münih güvenlik konferansında uzun süredir tartışılan bir meseleyi tüm dünyaya duyurdu. Kutsal Roma lejyonları, dünyayı fethe çıkacaktı. Bu uğurda tüm araçlar devreye sokulacak, diplomasinin yetmediği yerde çoğu kez Roma kartalı devreye girecekti. Bu doktrin değişikliği önemli ve tarihsel bir eşiğin geçildiğine işaret ediyor. Bu yüzden Rubio’nun bu konuşması insanlığa karşı girişilen suçun itirafı olarak, yani tarihi bir belge olarak saklanmalı. Yeni kolonizasyon çağının Sezar rolünü ise Donald Trump üstlenmiş gibi görünüyor. İmparatorluğun iç tartışmalarının gölgesinde Trump, kongre onayı olmadan İran’a savaş açtı. Yani Trump, Rubicon’u geçti. Bu yüzden yazar Stephen King, anayasayı ve kongreyi hatırlatarak şerefsiz Sezar’ın derhal iktidar yetkisinin elinden alınmasını talep etti. 2 İmparatorluktaki tek sorun, yoksul sınıflara her yıl milyonlarca yeni yoksul ordularının katılması değil. Bu temel sınıfsal bölünmenin yanında, yönetici sınıflar arasında da ciddi bir bölünme ve çözülme var. İşte bu bölünmeden kaynaklanan güç savaşı, zaman zaman ABD’nin iç savaş görünümü vermesine neden oluyor. Doğrudur; iç savaşa bugün en yakın ülkelerden biri ABD’dir. İç savaşa bu yatkınlık, dışarıda lejyonların durmaksızın hareket etmesini zorunlu kılıyor. İktidarı elinde tutan yönetici elitler, yeni kaynakların ve nadir minarallerin açlığını çekiyor. Bu tıpkı bir vampirin kana susamasına benzetilebilir. Bu yüzden tüm dünyayı kana buluyorlar. Sezar, en iyi bildiği taktiğe başvuruyor; ülkeleri çevreliyor, insanları açlıkla ve ölümle dize getirmeye çalışıyor. Küba’ya karşı yürütülen şeyin tam adı: SEZAR YASALARIDIR! Tüm bu pervasızlık, çoktan ölmüş ama öldüğü bir türlü kabullenilmeyen cumhuriyet kurumlarında huzursuzluk yaratıyor. Ancak Amerikan yönetici sınıfları uzun süredir ‘cumhuriyet’ ilkelerine sırtını dönmüş durumda. Dünyayı kolonileştirmek istiyorsanız ‘res publica’nın kurallarıyla yola devam edemezsiniz. Bu Türkiye’nin hikayesine ne çok benziyor, öyle değil mi? Donald Trump, gerçekten tam bir aptal gibi duruyor. Ancak arkasındaki sınıf koalisyonu o kadar aptal değil. Sadece cesur kararlar alabilmek için böylesi bir ahmağa ihtiyaç duydular. Epstein dosyaları da imparatorluğun Caligulalarla çevrili olduğunu göstermiştir. Öyleyse komplolar kapıda beklemektir. Şimdi, herkes hançerini bu çakma Sezar’a saplamak için pusuya yatmış bekliyor. Sendelediği ilk anda yok ettikleri o cumhuriyet erdemlerini haykırarak, Trump’ın bedenine hançerlerini saplayacak, onu kanlar içerisinde bırakarak iktidardan düşüreceklerdir. Sezar, bu yüzden kaçamayacağı kaderine doğru ilerliyor... Peki, imparatorluk neden adım adım çöküşe sürükleniyor? Bir kere hiçbir imparatorluğun ekonomisi dünyanın dört bir yanındaki lejyonları beslemeye yetmez. Beş iyi imparatordan birisi (Hadrianus) duvar ördü ve ‘yeter artık durun’ dedi. Bir diğeri Marcus Aurelius, kıymetli bir miras bıraktı, Roma yönetici sınıflarına erdemi hatırlatarak ‘durun yoksa çöküş kaçınılmaz’ mesajı verdi. Roma yönetici sınıfları imparatorlarının can çekişirken bıraktıkları öğüde rağmen kana ve toprağa olan açlıklarını dindiremedi. Erdemin yolunu terk edenler, bir daha asla o kutlu yolun izinden gidemezler. Askerliğin burjuvazinin korkuları yüzünden profesyonelleştiği ve cumhuriyetin halk ordusu dağıtıldığına göre, zayıflama kaçınılmazdır. İsrail bu anlamda tarihinin en zayıf döneminden geçmektedir. Bakmayın siz milliyetçilerin üfürükçülüğüne, onların işi tarikat şeyhleri gibi üfürmektir. Yiğit Günay’ın soL haberde kaleme aldığı ‘ Ulusal güvenlik’ tartışması: Baykar’la İsrail’in ilişkisinin başka bir boyutunu konuşmalıyız ’ başlıklı yazı dikkatle okunmalıdır. Dünyaya dayatılan (NATO ülkelerine) yeni askerlik düzeni, ülkeleri zayıflatmaktadır. Türkiye’de estirilen propagandanın aksine, Türkiye bu yüzden zayıflamaktadır. Bir ordu olduğu iddia edilse de özünde ortada ordu filan yoktur. Bir sınıfın hizmetinde olan paralı lejyonerler vardır. Roma da tam bu evrede çöküş dairesi içine girmiştir. Romalı olmanın idealleri, imparatorlukla birlikte zayıflamış ve askerlik tamamen yağmacılığa ve teröre indirgenmiştir. İmparatorluk en güçlü ve en ihtişamlı göründüğü Augustus döneminde, Teutoburg ormanı bozgununu yaşamıştır. Roma lejyonları, halkının saflarına geçen ve aslen bir Cermen olan Arminius tarafından kılıçtan geçirilmiştir. İmparator Augustus’un bu yenilgiden ötürü aklını kısmen yitirdiği ve zaman zaman komutanlarının adını anarak, kayıp lejyonlarını kafasını duvarlara vurarak geri çağırdığı bilinmektedir. İran savaşı pandoranın kutusunu açabilir ve askeri terör rejiminin yeni Teutoburg ormanı faciası olabilir. Şimdilik imparatorluk buradan çıkardığı derslerle köleleştirmek istedikleri ulusların içindeki hainlerle yoluna devam ediyor ve belirledikleri hedefleri vuruyor. Dünyada bu kadar çok çürüme ve alçalma yaratanların kendi hainlerini yaratmayacağı düşünülebilir mi? Ayrıca tarihin hangi tarafından bakıyorsanız, o açıya göre Arminius hain ya da kahraman olabilir. Bu kadar güçlü görünen ve sağa sola bombalar yağdıran Amerika’nın çöküşü için bu kadar kesin konuşmak doğru mu? Düzen açıkça çöküş ibareleri gösteriyor, tarih bilimi kulaklarımıza bunu fısıldarken bu gerçeği haykırmamak insanlığa ihanettir. Buradaki temel sorun, insanların zihnindeki Roma’nın yıkılıp yıkılmayacağıdır. Daha korkutucu olan gerçek budur. ABD gerçekten çöktüğünde zihni sakatlanmış milyonları rüyadan uyandırmak gibi fantastik bir görevle karşı karşıya kalabiliriz. Büyük tarihçi Gaius Cornelius Tacitus, Roma’nın esas mucizesinin, egemenliği altına aldığı halkların yönetici sınıflarının Romalılaştırılması olduğunu söylemiştir. Bir Galya reisi, bir Briton ya da bir Cermen Romalı gibi giyindiğinde, Latince öğrenmeye ve çocuklarını bu temel doğrultusunda yetiştirmeye başladığında o toplum başarılı biçimde esir alınmış demektir. Türkiye’deki sözde okumuş ve aydınlanmış kesimin haline baktığımızda da benzer bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Bizim sorunumuz da bu yönetici elitinin, hemen alt basamağını oluşturan sözde teknokratları hedefe oturtacak bir siyasi iradenin net bir biçimde bu ideolojik kavgayı verip verememesinde yatmaktadır. İngilizceyi, Türkçe aksanla konuşmayı utanç olarak gören ve kendini iyi bir Romalı olarak kabul eden hainleri, Arminius’un kahraman ruhuyla kılıçtan geçirmek zorundayız. Gelelim Yiğit Günay’ın yazısına. O yazıdaki iradeyi tekrarlamakta yarar var. Ülkemizi güçsüzleştiren sermaye sultasını alt etmeliyiz. Cumhuriyet idealine sırtını dönmüş, yani insanlığa sırtını dönmüş olanları tarihin çöplüğüne süpürmeliyiz. Selçuk Bayraktar’ın mülkiyetine geçirdiklerine tekrar el koymak ve halkın olanı halka vermek zorundayız. Öyleyse tam bu aşamada X üzerinden sorduğum soruyu soL okurları için yinelemek zorundayım. Bu soruyu Selçuk Bayraktar’ın yüzüne karşı soramayacağım için kendi köşemden sormak durumundayım. Amerikan uçak gemisinde gülümseyerek poz verdiğiniz için hiç utanç duygusu hissediyor musunuz? O uçak gemilerinden havalanan sofistike savaş uçaklarıyla İranlı çocuklar öldürülmedi mi? Çocukların öldüğü bir aşamada bu soruları iktidar gücünden korktuğumuz için sormayacak mıyız? İtalyan Leonardo şirketinin Gazze soykırımıyla bağı ortaya çıktı ve İtalyanlar şirket yetkililerini uluslararası mahkemeye şikayet etti. Böylesi bir ortaklık sizi hiç rahatsız etmiyor mu Selçuk bey? Bu soruları düşmanlık olarak göreceklere şu notu eklemek gerekiyor, soykırıma adı karışmış bir şirket sizin başınıza bela açar. Kısacası bu soruları sorarak ve bir yanıyla geçilemeyecek ahlaki eşikleri hatırlatarak önemli uyarılarda bulunuyoruz. Sorularla başladık ve sorularla bitiriyoruz. Kesin olan şey İmparatorluk ve onun yardakçılarının uzak olmayan bir gelecekte tarih sahnesinden silineceğidir! 1 Rammstein - Reise, Reise (Official Lyric Video) https://www.youtube.com/watch?v=w6-6XHnmFtI&list=RDNrgcRvBJYBE&index=9 2 “Under Article I, Section 8 of the U.S. Constitution, only Congress has the power to declare war, as well as to raise and support armies, provide and maintain a navy, and fund and regulate the military. Impeach the SOB.” https://x.com/StephenKing/status/2027798718578147813 Erişim Tarihi: 01/03/2026