İsrail, İran’a saldırdığı gibi Türkiye’ye saldırabilir mi? Bunu hayal eder ama yapamaz. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mevcut gücü, bağımsızlık oranı artan savunma sanayii ve en önemlisi Türkiye’nin üyesi olduğu ittifaklar İsrail’i böyle bir çılgınlık yapmaktan uzak tutar. Fakat bu İsrail’in Türkiye’yi zayıflatma, yıkma planları yapmadığı ve bunun için uğraşmadığı anlamına gelmiyor. *** Üç gündür konuşulan senaryo ne,İsrail-ABD ile beraber, İran’ı vurduğu gibi Türkiye’yi de vurur mu? Açık konuşalım, İsrail ile bir savaş değil ama Suriye sahasında bir çatışma riski vardı. ABD, tüm gücüyle devreye girerek böyle bir çatışmanın olmaması için uğraştı. ABD’de Netanyahu’ya “Erdoğan, sizin için Hitler benzetmesi yaptı” diye başlayan soruya, Başkan Trump cevap verdi, “Ben de Netanyahu da Erdoğan’a büyük saygı duyuyoruz” dedi, konuğunu konuşturmadı. ABD Büyükelçisi Barrack, konuya dair yaptığı tüm açıklamalarda bir Türkiye-İsrail savaşı çıkmayacağının ısrarla altını çiziyor, konuyu senaryo olarak bile ele almıyor. Washington için bölgesel hedeflerden birisi Türkiye ile İsrail’i barıştırmak. Soykırımcı Netanyahu iktidarda olduğu sürece bunun imkânı olmadığının herkes farkında o yüzden ABD için şu anki çatışma ihtimalinin düştüğü durum, kötünün iyisi diye tanımlanacak durum. *** Gelelim işin Türkiye’nin dahil olduğu ittifaklar kısmına: Türkiye, NATO üyesi, İsrail değil, Türkiye’ye saldırı halinde NATO askeri olarak kılını kıpırdatmaz ama ittifakı koruyabilmek adına Tel Aviv’e karşı mutlaka diplomatik adımlar atar, ikili anlaşmaları askıya alır. Gazze’deki soykırımın yalnızlaştırdığı İsrail için bu hiç istemeyecekleri bir senaryo. Senaryoyu geliştirelim; İsrail, ittifak ortakları Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’yle aynı anda bir saldırı başlatır mı? Bu da olmaz, zira Rum Yönetimi deNATO üyesi değil. Kaldı ki Yunanistan, Türkiye’nin İsrail ile kara sınırı olmadığını ama Yunanistan ile kara sınırı olduğunu bilen, risk hesaplamalarını doğru yapan ve kendini İsrail’in amaçlarına kurban etmeyecek kadar zeki bir ülke. Kıbrıs Rum Kesimi de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Ada’nın kuzeyindeki gücünün farkında. İsrail’in bir diğer ortağı Hindistan, Türkiye’ye karşı uzun menzilli füzelerini kullanmayı düşünmez zira böyle bir durumda Pakistan’ın ne yapacağını gayet iyi bilir. İsrail’in ortaklarıyla Türkiye’ye saldırma ihtimali yok. İsrail tek başına Türkiye ile savaşamaz,kısa süreli bir hava çatışmasında üstünlük sağlasa, sonra Türkiye’yi kimsenin durduramayacağını da gayet iyi bilir. Bir yanda ordusu savaş yorgunu bir İsrail Ordusu var, diğer yanda muharebe gücü ve tecrübesi zirvede olan Türk Silahlı Kuvvetleri. *** İsrail, Türkiye ile cephe savaşına giremez ama Türkiye’yi içeriden çökertmek içinelinden geleni yapar, yapıyor da zaten… Bu konuda maalesef elimiz zayıf. Futboldan siyasete hayatın her alanında rekabetin yerini nefrete bıraktığı bir ülkeyiz. Kaşınacak ve halihazırda kaşınan o kadar çok konumuz var ki, bu İsrail’in arayıp da bulamadığı fırsat. Nefretin ne kadar riskli bir durum olduğunu şöyle özetleyeyim, bu ülkedeiktidar değişimi olsun diye ekonomik kriz çıkmasını isteyen bir sürü insan gördüm, dünyanın bir başka ülkesinde nefretinden dolayı daha fakir olmayı isteyen kimseyi görmedim bugüne kadar. Bu ortam bizi her türlü provokasyona açık hale getiriyor, yarın Terörsüz Türkiye hedefine ulaşamayalım diye sağda solda arkasında MOSSAD olan eylemler de görebiliriz. Türkiye’nin varlığı ve esenliği söz konusuysa siyasetin de futbolun da önemi kalmıyor. Nefretten rekabete dönmek ve İsrail’in Türkiye’ye karşı tek kozunu ortadan kaldırmak zorundayız...