28 Şubat'ta İran İslam Cumhuriyeti'nin Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentinde bulunan "Şecere-i Tayyibe" Kız İlkokulu, ABD ve siyonist rejimin eş zamanlı saldırıları sırasında doğrudan vuruldu. Saldırıda 165 kişi şehit oldu. Şehitlerin büyük bölümünü 7 ila 12 yaş arasındaki kız öğrenciler oluşturdu. En az 95 kişi de yaralandı. Saldırıdan günler sonra yayımlanan yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri ve farklı açılardan kaydedilen videolar, okul binasının askeri tesislerden tamamen ayrı bir noktada yer aldığını net biçimde ortaya koydu. Görüntülerde askeri alan ile okul binasının farklı koordinatlarda bulunduğu ve iki ayrı noktadan duman yükseldiği tespit edildi. Bu durum, hedeflemenin bilinçli yapıldığını ve okulun doğrudan seçildiğini gösteriyor. Arşiv kayıtları, okulun en az 2016 yılından bu yana bağımsız bir kampüs olarak faaliyet yürüttüğünü ortaya koyuyor. Sivil giriş kapıları, çevre duvarları ve açık şekilde görülebilen okul bahçesi, buranın askeri bir tesis olmadığına dair hiçbir tereddüt bırakmıyor. Aynı kompleks içinde 2025'te açılan "Şehid Abselan" adlı sivil kliniğin zarar görmemesi ise saldırıda koordinatların hassas biçimde belirlendiğini ve seçici bir hedefleme yapıldığını güçlendiriyor. Saldırının, "ABD'nin Destansı Öfke ve siyonist rejimin Kükreyen Aslan adı verilen "operasyonları" kapsamında gerçekleştirildiği biliniyor. Söz konusu saldırılarda İran İslam Cumhuriyeti genelindeki askeri ve stratejik noktaların hedef alındığı iddia edilmişti. Ancak Minab'daki kız okulunun vurulması, bu iddiaları boşa çıkaran en somut örnek olarak kayda geçti. Uluslararası insancıl hukuk, sivillerin ve özellikle çocukların bulunduğu eğitim kurumlarının hedef alınmasını açık biçimde yasaklıyor. Buna rağmen ABD ve siyonist rejimin gerçekleştirdiği bu saldırı, yalnızca askeri bir hamle değil, sivil halkı hedef alan ağır bir ihlal olarak değerlendiriliyor. Minab'da şehit düşen kız öğrencilerin isimleri tek tek açıklanırken, İran İslam Cumhuriyeti yetkilileri saldırının cezasız kalmayacağını vurguladı. Kamuoyunda ise sorumluluğun doğrudan ABD ve siyonist rejime ait olduğu yönündeki tepkiler büyüyor. Minab'daki okul katliamı, "operasyon" söylemleriyle meşrulaştırılmaya çalışılan saldırıların arkasındaki gerçek tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi.