Hindistan-İsrail ortaklığı

Hindistan Başbakanı Narendra Modi 25-26 Şubat'ta iki günlük ziyaretinin ardından perşembe günü İsrail'den ayrıldı. Modi'nin iki günlük İsrail ziyaretinde iki ülkenin kısmen yükselen Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan bloğuna karşı koymak, kısmen de ABD'nin daha az müdahalesini içerebilecek yeni bir bölgesel düzeni şekillendirmek amacı ile gelecekte birlikte hareket etme konusunda aynı görüşte olduğu açıkça ortaya çıktı. Gidişata göre Orta Doğu/Batı Asya, ülkelere göre İsrail-Hindistan-Birleşik Arap Emirlikleri ile Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan arasında, lojistik bağlamında ise Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) ile Orta Koridor arasında iki kampa ayrılıyor gibi görünüyor. Peki ya ABD? Trump her ikisi ile de ilgileniyor. Çin ise kesinlikle Türkiye-Pakistan tarafında görünüyor. Ve gelecek senaryosunda ise İran'ın hangi tarafa katılacağı soru işareti. Modi'nin İsrail ziyareti Hindistan'ın Orta Doğu politikasında belirleyici bir değişime işaret ediyor. Ziyaret, İsrail ve ABD'nin İran'a savaş ilan etmesinin eşiğinde olduğu bir dönemde gerçekleşti. Hindistan ve İsrail ilişkilerini Özel Stratejik Ortaklık seviyesine yükselterek savunma, güvenlik, ticaret, inovasyon ve teknoloji, terörizm gibi konularda 17 anlaşma imzaladı. Benjamin Netanyahu ve eşi, Modi'yi karşılamak için de uğurlamak için de havaalanında bulunuyorlardı. Muhalefet lideri Yair Lapid, Modi'yi "ülkesinin gerçek bir dostu" olarak nitelendirdi. Konuşma sırasında Knesset'te "Modi, Modi" tezahüratları yükseldi ve Hindistan Başbakanı'na İsrail Parlamentosu'nun en yüksek onuru olan ve Hindistan bayrağının renkleri ile aydınlatılan "Knesset Başkanı" madalyası verildi. İki ülkenin savunma alanında ortaklığı zaten olgunlaşmış durumda. İsrail, 1965 ve 1971 savaşlarından 1999'daki Kargil olayına ve geçen yılki Sindoor Operasyonuna kadar Hindistan'ın güvenilir bir güvenlik ortağı oldu. İsrail'in 2020-2024 yılları arasında Hindistan'a yaptığı savunma ihracatı 4 milyar doları aştı, 2026 başlarında imzalanan yeni sözleşmelerin bu rakamı 8,6 milyar dolara çıkaracağı bildiriliyor. Hindistan şu anda İsrail'in silah ihracatının yüzde 34'ünü karşılıyor ve ikili savunma ticareti 2020 ile 2024 yılları arasında toplam 20,5 milyar dolara ulaşıyor. 1971 Hindistan-Pakistan savaşı sırasında İsrail resmi diplomatik bağların olmamasına ve en büyük müttefiki ABD'ye karşı gelmesine karşın Hindistan'a gizlice 105 mm havan topları, mühimmat ve özel eğitim gibi kritik askeri teçhizat sağladı. Bu, dünyanın Hindistan'a sırtını döndüğü bir zamandı. Ancak İsrail Başbakanı Golda Meir'in İsrailli bir silah üreticisi aracılığı ile yardımı kolaylaştırdığı ve sürekli yardım sözü verdiği bildiriliyor. İsrail ayrıca Pakistan'a karşı savaşan Bengal gerilla gücü Mukti Bahini'ye de yardım etti ve bu da Bangladeş'in kurulmasına yardımcı oldu. 1980'lerin başlarında İsrail Pakistan'ın nükleer programını ortadan kaldırmak için Kahuta nükleer tesisini imha etme konusunda Hindistan'a tekrar yardım teklifinde bulundu. Hatta savaş uçaklarının Hindistan hava sahasını ve yakıt ikmal tesislerini kullanması için izin dahi istedi. Plan yalnızca Pakistan'dan gelebilecek misilleme korkusu ve ABD'nin yoğun baskısı nedeni ile rafa kaldırıldı, ABD de Afganistan operasyonları için Pakistan'a güveniyordu. İsrail'in teklifi "İslami bomba" ve bunun Orta Doğu üzerindeki etkileri hakkındaki kendi kaygılarından kaynaklanan jeopolitik hamleydi. Bu emsaller iki ülkenin 1992'de resmi diplomatik ilişkiler kurmasının önemli bir öncüsü oldu. Bugün bu güvenin olgunlaştığının ilk emsali son Pahalgam terör saldırıları sırasında Trump'ın yorumlarına karşın İsrail'in Sindoor Operasyonu'ndaki desteğinde görüldü. Netanyahu Hindistan Birleşmiş Milletler'de daimi üye haline geldiğinde İsrail'in ABD'den çok Hindistan'a daha fazla güvenebileceğini dahi öne sürdü. Savunma boyutundan çıktığımızda iki ülke arasındaki bağın önemli bir yönü de İsrail'in Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı MASHAV aracılığı ile Hindistan'ın kırsal kesimindeki topraklarda bulunuyor. Bu yalnızca teknoloji transferi değil, Hint çiftçi için bir onur devrimi niteliğinde. MASHAV programı ve Hint-İsrail Tarım Projesi aracılığı ile iki ülke Hindistan genelinde 30 mükemmeliyet merkezi kurdu. Bu merkezler bir milyondan fazla çiftçiye çok daha az su kullanarak daha fazla gıda yetiştirmek için teknolojiyi nasıl kullanacaklarını öğretiyor. Gujarat gibi yerlerde bu, çiftçilerin yüzde 80 daha az su kullanmalarını ve mahsul verimlerinin önemli ölçüde artmasını sağladı. Bu işbirliği insanlara başka şekillerde de fayda sağlıyor. Hindistan-İsrail İnovasyon Fonu (I4F) şu anda kırsal alanlarda tüberkülozu erken teşhis etmek için yapay zeka kullanan bir projeyi finanse ediyor. Ayrıca Hint sınırlarını güvende tutmak için drone sistemleri ve yoksul köyler için güneş enerjili su pompaları üzerinde de iki ülke birlikte çalışıyor. 2026 ufkuna bakarken Hindistan-İsrail ortaklığının zaman içinde geçirdiği evrimi dört aşamada sınıflandırmak mümkün: 1948-92 yılları arasındaki birinci aşama ideolojik yabancılaşma ve tereddüt ile başladı Kİ Bu dönemde Hindistan'ın dış politikası Bağlantısızlar Hareketi ve Arap dünyası ile dayanışma üzerine kuruluydu. 1992-2014 yılları arasındaki ikinci aşama ihtiyatlı yakınlaşmaya tanık oldu Kİ Soğuk Savaş'ın sona ermesi ve 1991 Madrid Barış Süreci Hindistan'a ilişkileri normalleştirmek için jeopolitik bir zemin sağladı. Hindistan'ın başlıca silah tedarikçisi Sovyetler Birliği'nin çöküşü, ekonomik liberalleşme ve sınır ötesi terörizmin yükselişi başlıca etkenlerdi. Bu aşamada savunma odaklı büyüme yaşanıyor ve ilişki genellikle "gizli bir ilişki" olarak tanımlanıyordu, savunma ve istihbarat alanlarında güçlü ancak kamu diplomasisinde düşük profilli bir ilişkiydi. 1999 Kargil önemli bir katalizör oldu, diğerleri tereddüt ederken İsrail lazer güdümlü mühimmat ve İHA'lardan oluşan acil durum malzemeleri sağlayarak derin bir kurumsal güven inşa etti. Diğer bir katalizör teknolojik tohumlar oldu, Hint-İsrail Tarım Projesi'nin başlatılması ve uzay alanında işbirliği (örneğin, RISAT-2 fırlatılması) öne çıktı. 2014-23 yılları arasındaki üçüncü aşama "incelikli ayrıştırma" ve stratejik derinlik çağı olarak dikkat çekiyor. Artık ilişki gizliliğini yitirdi ve kamuoyuna açık, ideolojik ve stratejik bir kucaklaşmaya yöneldi. İsrail ve Filistin'i bağımsız ikili ilişkiler olarak ele alma yani "incelikli ayrıştırma", radikal aşırıcılık konusundaki ortak kaygılar ve Hindistan'ın Atmanirbhar Bharat (Kendi Kendine Yeterli Hindistan) misyonu, başlıca etkenler. Bu aşamada ilişki 2017 yılında Stratejik Ortaklık düzeyine yükseltildi, geleceğe yönelik teknolojilerin birlikte geliştirilmesi için I4F'nin (Endüstriyel Ar-Ge ve İnovasyon Fonu) oluşturulması gibi teknolojik füzyon söz konusu oldu ve 2021'de Hindistan gıda güvenliği ve temiz enerjiye odaklanan Orta Doğu/Batı Asya Dörtlüsü I2U2'de İsrail, BAE ve ABD'ye katıldı. Hindistan-Israil ortaklığı 2024'ten itibaren günümüzde dördüncü aşamayı yaşıyor ve bu aşamada özel stratejik ortaklık öne çıkıyor. 2026 yılının başlarından itibaren bu ilişki bölgesel güvenlik ve yüksek teknoloji tedarik zincirlerine entegrasyonu ile karakterize edilen "Özel" bir kategoriye girdi. Haziran 2025'te Hindistan müzakere eksikliği ve dengesiz metin gerekçesi ile Gazze'de acil, koşulsuz ve kalıcı bir ateşkes çağrısında bulunan BM Genel Kurulu karar tasarısına çekimser kaldı. Bu karar Hindistan'ın Gazze'ye insani yardımını İsrail ile güçlü ekonomik ve stratejik bağları ile dengeleyen "incelikli ayrıştırmayı" yansıtıyordu. Şubat 2026'da ilişki Barış, İnovasyon ve Refah için Özel Stratejik Ortaklık düzeyine yükseltildi. Ayrıca İkili Yatırım Anlaşması memnuniyet ile karşılanırken Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinde sona yaklaşıldığı duyuruldu. İki ülke yapay zeka, yarı iletkenler, kuantum hesaplama, biyoteknoloji ve siber sistemleri kapsayan Kritik ve Gelişen Teknolojiler üzerine yeni bir girişim başlattı. İki ülke ayrıca kurumsal bağları derinleştirmek amacı ile Hindistan-İsrail Akademik İşbirliği Forumu'nu kurma konusunda anlaştı. Nalanda Üniversitesi ve Kudüs İbrani Üniversitesi arasında imzalanan bir mutabakat zaptı ise ortak araştırma ve akademik değişimleri teşvik edecek. Ayrıca Hindistan'da bir Hindistan-İsrail Siber Mükemmeliyet Merkezi kurmaya karar verdiler. Peki ortaklığın sürtüşme alanları yok mu? Elbette var. Savunma bağımlılığı ve teknoloji egemenliği konusunda, örneğin. Hindistan'ın Atmanirbhar Bharat misyonu Yeni Delhi'nin artık tam teknoloji transferi ve fikri mülkiyet hakları talep etmesi nedeni ile İsrail'in geleneksel alıcı-satıcı modeli ile sürtüşme yaratıyor. İsrail sahip olduğu niş teknolojik üstünlüğünü korumak amacı ile temel kaynak kodlarını veya hassas yüksek teknoloji algoritmalarını paylaşmaktan sıklıkla çekiniyor ve bu da uzun süreli tedarik gecikmelerine yol açıyor. İsrail Hindistan'ın önemli bir silah tedarikçisi olmasına karşın mevcut ortak girişimler "yerli içerik" yüzdesi konusunda hala zorluklar ile karşı karşıya. Ayrıca İsrail yapımı casus yazılımlar özellikle Pegasus etrafındaki tekrarlayan tartışmalar Hindistan'da iç siyasi sürtüşmelere yol açmaya ve ikili derin teknoloji işbirliğini karmaşıklaştırmaya devam ediyor. Son olarak İki tarafı birbirinden ayırma "incelikli ayrıştırma" politikasına karşın Hindistan egemen ve bağımsız bir Filistin devletine yönelik tarihsel bağlılığını sürdürüyor ve iki devletli çözümün tek geçerli yol olduğunu yineliyor, ancak bu duruş Netanyahu hükümetinin güncel tutumu ile bir tezat oluşturuyor. Ve bir de İran paradoksu var. Hindistan'ın İran ile özellikle de Chabahar Limanı üzerinden derinleşen ilişkisi İsrail'in İran rejimini tamamen diplomatik ve ekonomik olarak izole etme hedefi ile doğrudan çelişiyor. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. Hindistan İsrail ortaklık Dr. Duygu Çağla Bayram, Independent Türkçe için yazdı Dr. Duygu Çağla Bayram Pazartesi, Mart 2, 2026 - 22:30 Main image:

Fotoğraf: AA

TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: Hindistan-İsrail ortaklığı copyright Independentturkish: