Kozlu maden faciasının üzerinden 34 yıl geçti: Hafızadaki ve mücadeledeki yeri hala taze

3 Mart 1992 tarihinde Zonguldak'ın Kozlu ilçesinde bulunan taş kömürü maden ocağında saat 19.45 ile 20.00 arasında zincirleme grizu patlamaları meydana geldi. Bu feci olayda 263 maden işçisi hayatını kaybetti. Patlamanın hemen ardından yeraltında başlayan yangınlar ne yazık ki denetim altına alınamadı. Ocağın tüm katlarında meydana gelen ağır göçükler ve ulaşım yollarındaki büyük tahribat nedeniyle, maden ocağı yüzey açıklıklarından tamamen kapatılmak zorunda kalındı. Faciadan kurtulan işçilerin ifadeleri temel alınarak yürütülen soruşturmalarda, kazanın kesin oluşum nedenleri hiçbir zaman tam olarak aydınlatılamadı. Bu büyük acının yaşandığı 3 Mart tarihi, ülkemizdeki iş cinayetlerine dikkat çekmek, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin hayati önemini vurgulamak amacıyla iş cinayetlerine karşı mücadele günü olarak ilan edildi. AKP'li yıllarda on binlerce işçi yaşamını kaybetti Maden faciasının üzerinden geçen 34 yıla rağmen iş cinayetleri tablosunda yeterli iyileşme sağlanamadı ve ölümler artarak devam etti. Verilere göre AKP'li yıllarda on binlerce işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Kozlu faciasından 22 yıl sonra, 13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa'nın Soma ilçesinde gerçekleşen maden katliamında 301 işçinin daha yaşamını yitirmesi, madencilik sektöründeki tehlikenin boyutlarını gözler önüne serdi. Ülkemizde iş güvenliği ile ilgili ilk yasa 1865 yılında Dilaver Paşa Nizamnamesi adıyla çıkarılmış, madencilerin dinlenme, tatil, çalışma saatleri ve sağlıkları gibi konuları düzenlemişti. 1991 yılında ise Zonguldak madencileri Ankara'ya büyük yürüyüş gerçekleştirmişti. Ancak ilerleyen yıllarda uygulanan özelleştirme politikaları, kamu kurumlarının zarar ettirilmesi ve itibarsızlaştırılarak satılması, yatırım ve iş güvenliği önlemlerinin eksik kalmasına yol açtı. İşçinin canın patronun maliyet kalemi İş cinayetlerinin en yoğun yaşandığı sektörlerin başında inşaat, taşımacılık, tarım, maden, tersane ve sanayi kolları geliyor. Bu ölümlerin başlıca nedenleri arasında taşeron sisteminin yaygınlaşması, iş sağlığı ve güvenliğinin bir maliyet kalemi olarak görülmesi ve insan canının ucuz bir meta olarak değerlendirilmesi yatmaktadır. İş güvenliğine ayrılan bütçelerin düşük tutulması, gerekli eğitimlerin ve sağlık kontrollerinin zaman kaybı veya masraf olarak görülmesi, örgütsüzlükle birleşince çalışma alanlarını güvensiz hale getirmektedir. Kozlu'da yaşanan katliamın ardından iş cinayetlerine karşı mücadele yükseltilirken patronların bir gider kalemi olarak gördüğü işçi güvenliği bu düzenin gerçeği olarak karşımızda duruyor. Tüm veriler ise işçilerin örgütsüz olduğu yerlerde denetimlerin aksadığını, patronların önlem almadığını gösteriyor.