Üniversite reformu mu?

Üniversiteler daha düne kadar hemen her konuda ülkelerin lokomotifiydi. Şimdi ise neredeyse her şeyin çok gerisindeler. Bu yüzden de dünyanın hemen her yerinde yeniden yapılanma sürecine girmek zorunda kaldılar. Eğitimden beklentiler gibi üniversitelerden beklentiler de değişti. Toplumun ve özellikle de gençlerin gözündeki değeri erozyona uğradı. Peki ne yapılması gerekiyor sorusuna geçmeden önce isterseniz gelin önce bir durum tespiti yapalım: Üniversite nedir, ne değildir? Bu yöndeki algı nereden nereye geldi? Bilim insanlarına göre üniversite meslek okulu değil, bilim yuvasıdır. Dünden bugüne gelen evrensel bakış bu yöndeydi. Adayların çoğu ve ebeveynlere göre ise üniversitelerimiz, gençlere meslek kazandıran bir kurum olmanın ötesine geçmedi. “Yoksa neden üniversiteye gitsinler ki!” denildi. Peki doğru olan ne? Gelin hep birlikte bu yöndeki görüşleri ve aklımıza takılan soruları bir kez daha ama bu kez yüksek sesle düşünelim: ■ Üniversiteler bir bilim yuvası mıdır? ■ Her üniversitenin önceliği öncelikle meslek kazandırmak mıdır? ■ Hem bilim üreten hem de mesleki kazanımlar sağlayan kurumlar mıdır? ■* Bazı üniversiteler bilim üretir, bazıları ise meslek adamı mı yetiştirir? ■ Bazıları yöresel kalkınmayı ve özellikle de ekonomik canlılığı sağlamak için kurulduysa diğerleri ne için kuruldu? ■ Vakıf üniversitelerinin amacı bilim üretmek mi, donanımlı meslek adamları yetiştirmek mi yoksa para kazanmak mı? ■ Meslek yüksekokulları da üniversite mi? ■ Ne bilim üretiyor ne de kalifiye eleman yetiştirmiyorsa onlara da üniversite demek gerekir mi? ■ Liselere yüksek ortaokul, üniversitelere de “yüksek lise” denilmesi, hepsi için olmasa bile bazı üniversiteler için geçerli olabilir mi? * Üniversite sayımız fazla mı, az mı? Üniversite nedir? Üniversiteler okul değildir. Tek tip insan yetiştirmez. Sormayı, sorgulamayı, analitik düşünmeyi, aklı, bilimi, sentezi, sosyalleşmeyi, mücadeleyi, üretmeyi, kaliteyi, çok yönlü düşünmeyi, kaynak yaratmayı, kaynakları doğru kullanmayı, sorun çözmeyi, farkındalık yaratmayı öğretir. Yaratıcılığı geliştirir, uzmanlık sağlar ama en önemlisi de hakka, hukuka, adalete inanan demokrat bireyler yetiştirir. Meslek kazanımı ve o alanda uzmanlaşmayı sağlamak da öncelikli görevlerinden birisidir. Almanya örneği? Almanya, üniversite reformu çerçevesinde 11 “elit üniversite” seçip, 5 milyar euro da destek sağlayarak ortak projeler geliştirmeye teşvik etmiş. Amaçları da “Mükemmeliyet” merkezleri yaratarak uluslararası çekiciliği artırmakmış! Nasıl ki otomobil firmaları arasında ya da diğer endüstriyel alanlarda iş birliğine gidiliyorsa, insan gücü, bilim, araştırma ve yeni teknolojiler konusunda da güç birliğine gidilmesi hiç şaşırtıcı değil. Peki, biz bu konularda ne yapıyoruz? Bırakın iş birliğini, her geçen gün daha da ayrışıyoruz. Eğitime ve bilime yön veren kurumlarımız ya da üniversitelerimiz arasında böylesine bir iş birliğinden söz etmek mümkün değil; varsa da kamuoyunun bilgisi dâhilinde değil. MEB, YÖK, ÖSYM, TÜBİTAK, TÜBA, üniversiteler, Cumhurbaşkanlığı eğitim ve bilim kurulları, TBMM eğitim ve bilim komisyonları ya da aklınıza gelen ilgili ve benzeri tüm kurumlara bir göz atın; hangi ortak projeyi hayata geçirdiler? Bir bilim politikamız yok mu? Elbette var. 50 yıldır yakından takip ediyorum. Ya hedefler çok yüksek konulduğu için ya da yeterince ciddiye alınmadığı için öngörüler ile yapılanlar, savunma sanayisi dışında bir türlü örtüşmüyor! Almanya ve Avrupa örneğinde olduğu gibi yeni arayışlar içerisine girmemiz şart. Ara ara cılız da olsa bazı adımlar atılıyor ama devamı gelmiyor. Yarım asırdır sözünü ettiğimiz üniversite-sanayi iş birliği bir türlü gerçekleşmedi; milyarlarca lira akıttığımız teknoparkların çok önemli bir bölümü atıl kapasitede, daha da enteresanı oralarda neler oluyor diye takip edenimiz yok! Yeni bir dünya düzeni söz konusu ve bilimde, araştırmada, yüksek katma değerli üretimde, en önemlisi de kalifiye insan gücü yetiştirme konusunda çok ciddi adımlar atmamız gerekiyor. Nasıl mı? Akılla, bilimle, liyakatle, vizyonla, denetimle, el birliğiyle… Özetin özeti: Yeni dünya düzenine göre yeni bir yükseköğretim reformunun zamanı geldi de geçiyor.