ABD ile birlikte İran’a yönelik geniş çaplı saldırılar başlatan İsrail, savaşın yarattığı kaosu kullanarak Lübnan’a yönelik yeni bir askeri harekât başlattı. İsrail ordusu Beyrut’un güneyini bombalarken, güney Lübnan’dan kara birlikleriyle ilerlemeye başladı. İsrail yönetimi bu saldırıyı Hizbullah’ın sınırlı roket ve insansız hava aracı saldırılarını gerekçe göstererek başlattı. Ancak sahadaki gelişmeler, Tel Aviv’in bu operasyonu uzun süredir planladığını ve İran'a karşı savaşın yarattığı momentumu Lübnan’a karşı kullanmak istediğini gösteriyor. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, operasyonun hedefini açık biçimde ortaya koydu: “ Bu kampanya, Lübnan’dan gelen tehdit ortadan kaldırılmadan bitmeyecek. ” Hedef Hizbullah’ı silahsız bir partiye dönüştürmek İsrailli askeri ve güvenlik çevreleri hedefin yalnızca askeri bir operasyon olmadığını açıkça ifade ediyor. New York Times 'a konuşan emekli İsrailli general Shimon Shapira, operasyonun nihai amacını “ Hizbullah’ı silahları ve ordusu olmayan bir siyasi partiye dönüştürmek ” olarak tanımlıyor. Tel Aviv’in planı yalnızca Hizbullah’ın askeri kapasitesini zayıflatmak değil, Lübnan’daki güç dengelerini kalıcı biçimde değiştirmek. İsrail uzun süredir Litani Nehri’nin güneyini kontrol altına almayı ve böylece Lübnan topraklarının yaklaşık yüzde 10’unu fiilen denetlemeyi hedefliyor. Bu senaryonun gerçekleşmesi yalnızca askeri değil, aynı zamanda demografik ve siyasi sonuçlar doğurabilir. Güney Lübnan ve Bekaa’dan yüz binlerce kişinin yerinden edilmesi ve özellikle Beyrut’a yönelmesi bekleniyor. Zaten ekonomik krizle boğuşan ülkede bu kitlesel göç dalgası konut, güvenlik ve kamu hizmetleri üzerinde büyük bir baskı yaratacak. Bir kez daha tehcir İsrail’in son bombardımanları şimdiden on binlerce kişinin evlerini terk etmesine yol açtı. Evlerinden edilen sivillerin sayısı hızla artıyor. Bu tablo Lübnan için yeni değil. 2023–2024 savaşında güneydeki birçok köy ve kasaba ağır yıkıma uğramış, yüz binlerce kişi yerinden edilmişti. Savaşın ardından evlerine dönen ve hayatlarını yeniden kurmaya çalışan güney Lübnanlılar şimdi yeniden göç etmek zorunda kalıyor. Bu nedenle İsrail’in operasyonu yalnızca askeri bir saldırı değil, aynı zamanda toplumun geniş kesimlerini hedef alan kitlesel bir yerinden etme sürecine dönüşme riski taşıyor. Suriye ile Lübnan arasındaki Cdeydet Yabus Sınır Kapısı, İsrail'in Lübnan tarafındaki Masnaa Sınır Kapısına hava saldırısı tehlikesi nedeniyle kısa süreliğine kapatıldıktan sonra yeniden açıldı. Lübnan’dan Suriye’ye geçmek isteyenler sınır kapısında yoğunluk oluşturdu. Hizbullah'tan beklenenden güçlü karşılık İsrail ordusu, Lübnan'ın işgali için yüz binlerce yedek askeri göreve çağırdığını duyurdu ve kuzey sınırına büyük birlikler yığdı. Buna rağmen sahada Hizbullah’tan gelen direniş birçok gözlemciyi şaşırttı. 2024 savaşında ağır kayıplar veren ve lider kadrosunun önemli bölümünü kaybeden örgütün bu ölçekte bir askeri karşılık verebileceği birçok analist tarafından beklenmiyordu. Buna rağmen Hizbullah, İsrail hedeflerine yönelik yeni roket ve füze saldırıları düzenleyerek çatışmayı sürdürdü. Lübnan’da siyasi çatlak büyüyor Savaşın ortasında Lübnan’daki siyasi tablo ise İsrail’in işini kolaylaştırabilecek bir bölünmeye işaret ediyor. Başbakan Nevaf Selam’ın hükümeti Hizbullah’ın askeri faaliyetlerini yasaklayan bir karar aldı ve örgütün silahlarını devlete teslim etmesi gerektiğini açıkladı. Karar, Lübnan devletinin Hizbullah’a karşı şimdiye kadarki en sert tutumu olarak değerlendiriliyor. Bu adım Hizbullah ile yıllardır ittifak içinde olan Emel Hareketi ve meclis başkanı Nebih Berri ile ilişkilerde de gerilim yarattı. Hükümet içindeki bazı bakanlar Hizbullah’ın ülkeyi savaşa sürüklediğini ileri sürerken, örgüte yakın siyasetçiler hükümetin “işgale karşı direnişi yasakladığını" vurguladı. İsrail ordusu, Lübnan'ın başkenti Beyrut'taki Dahiye bölgesine bugün yeni hava saldırıları düzenledi. Saldırılar sonucu bölgeden dumanlar yükseldi. Bölgesel kuşatma ihtimali Sahadaki askeri gelişmeler yalnızca İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmayla sınırlı değil. Bölgedeki bazı kaynaklar Suriye sınırında da hareketlilik yaşandığını ve Suriye'de Ahmed Şara liderliğindeki Heyet Tahrir'uş Şam (HTŞ) rejiminin de sınıra binlerce savaşçı yığmaya başladığını söylüyor. Kaynaklar, Şam'daki cihatçı rejimin de yardımıyla Lübnan çevresinde yeni bir baskı halkasının oluşabileceğini belirtiyor. Bu durum, İsrail’in doğrudan askeri saldırılarla sonuç alamaması halinde Lübnan üzerindeki baskıyı Şara gibi çeşitli aktörler üzerinden artırabileceğine yönelik değerlendirmeleri güçlendiriyor. İran savaşının gölgesinde İsrail'in yakalamaya çalıştığı fırsat İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları, ABD ile birlikte İran’a karşı yürüttüğü geniş çaplı savaşın hemen ardından geldi. Uzun yıllar boyunca İsrail’in İran’a doğrudan saldırmaktan çekinmesinin başlıca nedenlerinden biri Hizbullah’ın elindeki büyük füze cephaneliğiydi. Ancak ABD’nin askeri desteğiyle İran hava sahasını zayıflatan Tel Aviv yönetimi, aynı anda Hizbullah’ı da zayıflatabileceği bir fırsat gördü. İsrailli güvenlik çevreleri bu operasyonu açıkça “tarihi bir fırsat” olarak nitelendiriyor. Lübnan için ağır bir denklem Ortaya çıkan tablo Lübnan için son derece kırılgan bir denge yaratıyor. Bir yanda İsrail’in askeri baskısı, diğer yanda ülke içindeki siyasi bölünmeler derinleşiyor. Zaten ağır bir ekonomik krizle mücadele eden ve devlet kurumları büyük ölçüde zayıflamış olan Lübnan, hem dış saldırı hem de iç siyasi parçalanma riskiyle karşı karşıya bulunuyor. İsrail’in hedefi yalnızca Hizbullah’ı zayıflatmak değil; Lübnan’daki direniş kapasitesini kalıcı biçimde kırmak ve ülkeyi askeri, siyasi ve toplumsal açıdan daha kırılgan hale getirmek.