Cinsel istismar davası devam ederken dün Zeytinburnu sahilinde ölü bulunan Fatma Nur Çelik ile 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler son yolculuğuna uğurlandı. Defin işleminin ardından konuşan Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği Başkanı Müjde Tozbey, "Ağladığımız için yenik zannetmeyin bizi. Biz mücadeleye devam edeceğiz. Daha da ağlayacağız ama boyun eğmeyeceğiz" dedi. Fatma Nur ve Hifa İkra'yı kadınlar omuzlarında taşıdı Kızına cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla Ayhan Şengüler hakkında açılan dava sürerken, ölü bulunan anne Fatma Nur Çelik ile kızı Hifa İkra Şengüler’in cenaze namazı Ümraniye Hidayet Camisi'nde kılındı. Cenaze namazının ardından, kadınlar cenazeleri erkeklerin taşımasına izin vermedi. Dernek Başkanı Müjde Tozbey başta olmak üzere dernek üyeleri ve cenazeye katılan kadınlar Fatma Nur Çelik ile Hifa İkra Şengüler’i omuzlarında taşıdı. Anne kız cenaze namazının ardından Ihlamurkuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi. Anne kızın defni çok sayıda kadının katlımıyla gerçekleşti. Kadın Dayanışma Komiteleri de cenazeye katıldı. ‘Hastaneden zorla çıkarılmışlardı ve çok üzgünlerdi’ Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği Başkanı Müjde Tozbey defin işleminin ardından yaptığı açıklamada, “Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatları olarak biz bir yıldan fazla bir süredir Fatma Nur’un Hifa’nın özel avukatlarıydık. Sadece avukatları değildik. Yoldaşları olduk ve her konuda destek sunmaya çalıştık. En son bundan üç, dört gün önce cuma günü evini ziyaret ettim. Hastaneden zorla çıkarılmışlardı ve çok üzgünlerdi. Hem hastaneye karşı hem de onları o hastaneye götüren insan nedeniyle büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorlardı" dedi. Tozbey şöyle devam etti: ‘Şırıngayla günde iki kez sıvıyla beslenen, bir böbreği olmayan, her an kalp rahatsızlığı nedeniyle ölme riskiyle karşı karşıya kalan küçük bir çocuktan bahsediyoruz’ Ama buna rağmen anne şunu dedi; ‘Müjde Hanım, derneğiniz arkamızda mı? Avukatlarımız arkamızda mı? Biz yine mücadele etmeye devam edeceğiz’ dedi. Tabii ki biz yılmadık. O gün de onu söylediğim gibi. ‘Hifa iyileşince seni ve kızını tatile götüreceğim. Tabii ki arkanızdayız’ dedim. Ama o gün Hifa, maalesef kanepede çok ağır bir hasta şekilde hareket edemiyordu. Şırıngayla günde iki kez sıvıyla beslenen, bir böbreği olmayan, her an kalp rahatsızlığı nedeniyle ölme riskiyle karşı karşıya kalan küçük bir çocuktan bahsediyoruz. Biz bırakmadık. Aylarca süren tüm duruşmalarında her defasında şunu söyledik; ‘Hifa hasta rahatsız. Hem yaşadığı cinsel istismardan rahatsız, hem de süregelen süreçte bugüne kadar yalnızlaştırıldıkları için ve sürekli tehditlere maruz kaldıkları için çok yorulmuşlar’ dedik. 'Ağladığımız için yenik zannetmeyin bizi' Tüm kamuoyuna sizlerin sayesinde, dostlarımız sayesinde seslerini duyurduk. Fatma Nur Hanım hiç mücadeleyi bırakmadı, bizden de daha güçlüydü. Kartal Adliyesi'nde günlerce oturma eylemi yaptı. Yüzünü kapattı çünkü tarihe kızının istismar edilmiş bir çocuk olarak geçirilmesini istemiyordu. Bu yüzden yüzünü sakladı. Bu yüzden Hifa’nın resmini göstermedi, yüzünü göstermedi bize. Ama bugün maalesef artık yüzünü size gösteriyoruz. Biz avukatları olarak ağlıyoruz. Ama bundan gurur duyuyoruz. Ağladığımız için yenik zannetmeyin bizi. Biz mücadeleye devam edeceğiz. Daha da ağlayacağız ama boyun eğmeyeceğiz. Fatma Nur Hanımın ya da Hifa’nın şüpheli ölümlerinin arkasında duracağız. Soruşturmayı yürüteceğiz. Ağladığımız gibi, tekrar tekrar kadınlarımızı tabuta koyduğumuz gibi o tabutları taşımayı da bileceğiz. Ayakta kalmayı da bileceğiz. Kimse zannetmesin. korkmayacağız. Kadınlar olarak korkmayacağız. Biz korkmayacağız ve davalarına sahip çıkacağız.” ‘Hâlâ daha çocuk ve anne suçlanıyor’ Anne kızın mezarı başında konuşan avukatlardan Serenay Yaman ise, “Benim can güvenliğim yok diyor, kimse yanımda değil diyor; sürekli sorgulanıyorum, yargılanıyorum diyor bu kadın 4 yıldır. Nereye giderse gitsin kapılar yüzüne kapatıldı bu kadının, yanında kimse durmadı bizden başka. Sadece fail değil sorumlu olan bu kadının yanında durmayan herkes. Tecavüze uğramış bir kadın var, tecavüzcüsüyle zorla evlendirilen bir kadın. Küçük kız çocuğuna tecavüz eden bir baba var. Baştan itibaren bu adam tutuklanmadı, serbest. Bu kadınla çocuk yargılandı başından beri. Fatma Nur günlerce, o soğukta, o yağmurda adalet nöbetindeydi ama sesini duyuramadı. Çok üzgünüz. Sistemin bütün parçaları, herkes sorumludur. Hala da ölen bir kadın ve çocuğun arkasından suçlamalarda bulunuluyor. Hala daha çocuk ve anne suçlanıyor. Fatmanur hayattayken de bundan korkuyordu, bundan endişe duyuyordu. Ben suçlanıyorum, ben yargılanıyorum diyordu, haklı da çıktı. Ben intihar etmeyeceğim dedi. Bunun adı intihar değil” ifadelerini kullandı. Bu sırada Fatma Nur Çelik’in 3 yıldır avukatlığını üstlenen Buse Naz Güneş’in zorlukla ayakta durduğu görüldü. KDK: Öfke doluyuz, hesap soracağız Kadın Dayanışma Komiteleri adına İrem Yıldırım yaptığı konuşmada, “Bu düzeni başlarına yıkacağız, o güne dek sözümüz olsun KDK’lar olarak Fatma Nur Çelik’in de Hifa İkra’nın da hesabını soracağız” dedi. Konuşmanın tamamı şöyle: “Öfke doluyuz. 8 yıllık yaşamını ona zehir edenler ellerini kollarını sallarken, mahkemelerde tarikatçı istismarcılara beraat istenirken Hifa İkra’nın mezarı başında olduğumuz için öfke doluyuz. Henüz 30 yaşındayken “80 yaşında gibiyim, sanki son 10 yılım yok” diyen, tarikatlara rağmen çocuğu için verdiği mücadelede yalnız bırakılan fatma nur Çelik’in mezarı başında olduğumuz için öfke doluyuz. Fatma Nur'un kızı için elinden gelen her şeyi yaptı. Üç temel talebi vardı. Kızı için istikrarlı sağlık hizmeti, her çocuk gibi eşit eğitim hakkı ve güvenli bir şekilde yaşayabilecekleri bir yaşam alanı. Bu üç talebi sağlamak için ne beklenildi? Fatma Nur o çok övününülen ama içinde adalet olmayan adalet sarayının önünde nöbet başlattı kızı için. Önünden hakimler, savcılar geçti. Siyasetçiler geldi gitti. Neden kimse sesini duymadı? Üç yıldır neredeydi bakanlıklar? Bunu buradan soruyoruz, sormaya da devam edeceğiz. Bu düzeni başlarına yıkacağız, o güne dek sözümüz olsun KDK’lar olarak Fatma Nur Çelik’in de Hifa İkra’nın da hesabını soracağız." Mezarlıkta arbede Çelik’in akrabaları olduğu öğrenilen bir grup erkek, kadın avukatlara “Şov yapmayın, gidin burdan” dedi. Kadınlar, “Bugüne kadar neredeydiniz?” şeklinde tepki gösterdi. “Benim eşimle çocuğum yanındaydı, 3 yıldır yanındaydı. Kimse konuşmasın” dedi. Aynı kişinin Çelik’in avukatının babasının üzerine yürümesiyle sözlü tartışma arbedeye dönüştü. Polis akrabalarla kadınlar arasında barikat oluşturdu. Kadınlar, akrabaların polis ablukasına alınmasının ardından mezarlıktan ayrıldı. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, Hifa İkra’yı istismar eden babasının cenazeyi alamaması ve cenazeye katılım göstermemesi için Bakırköy 12. Aile Mahkemesi’nden karar almıştı.