Orta Doğu yanıyor ama Güney Asya da sakin değil. 2026 yılı için yakın zaman önce yine bu köşede 2026 Güney Asya perspektifi konulu yazımda bu savaşın olabileceğine dikkati çekmiştim . Aslında 28 Şubat sabahı dünya iki şiddetli savaş ile uyandı. Pakistan ve Afganistan Durand Hattı boyunca açık bir savaş halindeydi, Pakistan jetleri Kabil'i vururken Taliban da sınır ötesinde misilleme operasyonları düzenliyordu. ABD ve İsrail savaş uçakları ise Washington'ın "büyük çaplı muharebe operasyonları" olarak adlandırdığı operasyonlar kapsamında Tahran ve diğer şehirlere hava saldırıları düzenliyordu. Tahran İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in cumartesi günü ABD-İsrail saldırılarında öldürüldüğünü doğruladı. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt ve Bahreyn gibi ülkeler artık İran'ın misilleme hedefinde. ABD/İsrail-İran savaşı Pakistan-Afganistan savaşını gölgede bıraktı ancak dikkatle takip edilmeyi hak ediyor. Güney Asya'daki en büyük gerilim noktası şu anda geçen yılki gibi Hindistan-Pakistan sınır hattı değil, Afganistan-Pakistan sınırı. Pakistan yaklaşık 20 yıldır Pakistan hükümetini devirmeyi ve ülkeyi İslamcı bir emirliğe dönüştürmeyi amaçlayan militan grup Pakistan Talibanı'nın (TTP) sayısız saldırısına maruz kalıyor. Pakistan Afganistan'daki Taliban rejimini TTP militanlarını barındırmak ve Pakistan'a saldırılar düzenlemelerine izin vermek ile suçluyor. İki ülke arasındaki mevcut savaş Taliban'ın 2021'de iktidara gelmesinden bu yana sık sık yaşanan çatışmaların doruk noktası. Ekim 2025'te Türkiye ve Katar'ın arabuluculuğu ile yapılan görüşmelerde iki ülke sınırlarında bir hafta süren şiddetli ve ölümcül çatışmaların ardından derhal ateşkes ilan etme konusunda anlaşmışlardı. Afganistan ve Pakistan arasındaki Durand Hattı olarak bilinen sınır 2.611 km uzunluğunda ve Afganistan bu sınırı resmen tanımıyor ve bunun etnik Peştun bölgelerini iki ülke arasında gayri meşru bir şekilde bölen dayatılmış bir sömürgeci sınır belirlemesi olduğunu savunuyor. Pakistan ise Afganistan'ın barındırdığını söylediği TTP gibi silahlı grupların Taliban tarafından kontrol altına alınmasını istiyor. Pakistan'da kaynak bakımından zengin Beluçistan eyaletinde faaliyet gösteren TTP ve Beluçistan Kurtuluş Ordusu tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırılar zaten son yıllarda artış gösteriyor, Afganistan sınırındaki Hayber Pahtunhva ve Beluçistan ise şiddetin en büyük mağdurları olarak öne çıkıyordu. Pakistan saldırıların Taliban hükümeti tarafından desteklenen TTP'nin Afganistan merkezli liderliği ve yöneticilerinin emri ile gerçekleştirildiğini iddia ederken Taliban hükümeti topraklarının herhangi bir ülkenin güvenliğini tehdit etmek için kullanılmadığını ve Pakistan'ın Afganistan'daki eylemlerinin kışkırtılmamış olduğunu savunuyor. Askeri açıdan Pakistan açık ara üstünlüğe sahip, çok daha üstün konvansiyonel ateş gücüne, yüzlerce tank ve uçağa, ayrıca gelişmiş savunma teknolojisine sahip önemli bir askeri güç. Ancak Afganistan'daki Taliban hükümeti eski Afgan ve yabancı güçlerden kalan askeri teçhizata sahip. Şu ana kadar Pakistan'ın içlerine hava saldırısı düzenleyebilecek uçaklara veya kapasiteye sahip olduğuna dair bir kanıt yok. Ancak Taliban bir grup olarak ABD ve NATO müttefiklerine karşı 20 yıldan fazla süren bir savaş yürüttü ve bu nedenle alışılmadık ve gerilla savaşı yürütme kapasiteleri iyi biliniyor. Dolayısıyla bu gerginliğin ne kadar ileri gidebileceğini değerlendirmek zor. Pakistan-Afganistan savaşı ABD/İsrail-İran savaşının gölgesinde kalıyor ama devam ediyor. Uluslararası ateşkes çağrıları karşılık bulmadı. Taliban müzakerelere açık olduğunu belirtse de Pakistan diyaloğu reddetti. Görüşme olmayacak, diyalog yok, müzakere yok, Pakistan'ın tek talebi Afganistan merkezli "terörizm" olarak adlandırdığı şeyin sona ermesi, diyor. Bununla birlikte uluslararası alanda gerilimin azaltılması yönündeki çağrılar giderek artıyor. Ancak dünyanın diplomatik kapasitesinin büyük bir kısmı hızla tırmanan ABD/İsrail-İran çatışmasına odaklanmışken bu savaşın acil uluslararası ilgi olmadan devam edebileceği kaygısının da yine altını çizmekte fayda var... Hindistan'ın tepkisi Hindistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Randhir Jaiswal "Bu, Pakistan'ın iç başarısızlıklarını dışarıya yansıtma girişimlerinden bir diğeri" sözü ile Pakistan-Afganistan savaşına Delhi'nin "taraflı" tepkisini sundu. "Hindistan Ramazan ayında kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere sivillerin ölümüne yol açan Pakistan'ın Afganistan topraklarına düzenlediği hava saldırılarını şiddetle kınıyor" diye ekledi. Hindistan'ın Taliban ile ilişkileri 2021'den beri önemli ölçüde iyileşti. Ancak Pakistan da tüm düşmanca ilişkiye karşın Hindistan'ın nihayetinde tırmanmaya yol açmayacak bir denge bulması gereken komşu ülke olmaya devam ediyor. Hindistan'ın buradan aldığı olumlu pay muhtemelen şudur: Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki karşılıklı savunma anlaşmasına karşın ne Pakistan Suudileri savunmak için ortaya çıktı ne de Suudiler Taliban'a karşı Pakistan'ı desteklemek için ortaya çıktı. Hindistan çevrelerinde Pakistan'ın Taliban çıkmazı beklenmedik bir fırsat olarak da görülebilir. Zira Pakistan Sindoor sonrası Hindistan ile olan askeri duruşunu yönetmek ile, zayıf bir ekonomi ile, kontrol altına almakta zorlandığı Beluç isyanı ile ve şimdi de Afganistan ile açık bir savaş ile aynı anda uğraşıyor. Dolayısıyla Hindistan'ın doğrudan olacağını pek düşünmesem de dolaylı olarak müdahale etme isteği güçlü olacaktır. Ancak Durand Hattı'nın çalkantılı ortamına herhangi bir Hindistan müdahalesinin Hindistan için stratejik açıdan olumlu bir sonuç vermesini düşünmek de zor. Hindistan Pakistan'ın saldırılarını kınayarak Afganistan'ın egemenliğine destek verdiğini ifade etti. Taliban hükümetinin Hindistan ile tam bir diplomatik ilişkisi dahi yok ancak zayıflamış bir Pakistan Hindistan için yapısal bir kazanç olurdu. Güçlü bir müdahale dürtüsüne karşın Afganistan'ın egemenliği ve bölgesel istikrarsızlık hakkında ölçülü açıklamalar yapmayı yeterli görmek durumunda olduğunun farkında. Ki Afganistan'ın toprak egemenliğine sözlü desteğin ötesinde herhangi bir şey yapmak akıllıca olmayabilir. Dolayısıyla Pakistan-Afganistan konusunda Hindistan en azından şimdilik ya da şu ana dek geri durmayı seçmiş gözüküyor çünkü bu işe karışmaktan kazanacağının çok az şey, kaybedeceğinin ise daha fazla olduğunu hesaplamış gözüküyor. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. PAKİSTAN AFGANİSTAN Savaş Dr. Duygu Çağla Bayram, Independent Türkçe için yazdı Dr. Duygu Çağla Bayram Perşembe, Mart 5, 2026 - 09:00 Main image:
Fotoğraf: AA
TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: Pakistan-Afganistan savaşı copyright Independentturkish: