Mecburi izleyiciler: Yatak odasında biri var!

Size bu hafta o kadar akılalmaz bir olaydan bahsedeceğim ki, hikâyenin hangi kısmına öfkeleneceğimizi seçmek hepimiz için bir sınav haline gelebilir. Meta’nın Ray-Ban ile ortak geliştirdiği akıllı gözlükler; kamerası ile birinci şahıs kayıt yapıyor ve YZ modeliyle çevresindeki dünyayı analiz ediyor. Size bu hafta o kadar akılalmaz bir olaydan bahsedeceğim ki, hikâyenin hangi kısmına öfkeleneceğimizi seçmek hepimiz için bir sınav haline gelebilir. Önce kısa bir özet: Meta’nın Kenya’daki taşeron çalışanları İsveç basınına Ray-Ban AI gözlüklerinden gelen hassas ve mahrem görüntüleri incelemek zorunda kaldıklarını söyledi: “Bir adamın gözlüğü komodinin üzerine bırakıp odadan çıktığı bir video gördüm. Kısa süre sonra karısı içeri giriyor ve üzerini değiştiriyor.” Meta’nın Ray-Ban ile ortak geliştirdiği akıllı gözlükler; kamerası ile birinci şahıs kayıt yapıyor ve YZ modeliyle çevresindeki dünyayı analiz ediyor. Ne kadar şahane değil mi? Meta gibi kullanıcı gizliliği konusunda hassaslığı ile bilinen bir şirketin böyle bir hizmet sunması. Hatırlarsınız, Google Glass hiç rağbet görmemişti; o gözlük “Bakın ben bir cyborg’um” diye bağırmak isteyen teknoloji meraklılarına hitap ediyordu. Ama Meta’nın gözlük stratejisi “fark edilmezlik”, teknolojiyi “evcilleştirip” yüzlere yerleştirme üzerine kurulu. Bu nedenle gözlüğün fark edilmemesi bir hata değil, ürünün en büyük vaadi. Sonuç: 2025 yılında 7 milyondan fazla satan bir ürün. Ancak bu 'fark edilmezlik' yalnızca çevredeki her şeyden habersiz insanları kurban etmiyor; bizzat gözlük sahibinin hayatını da karartabiliyor. Kullanıcıların niyetlerinden bağımsız, gözlüklerle kaydedilen görüntülerin çoğu, “veri etiketleme” için denizaşırı taşeronlara gönderiliyor. Peki burada veri işlemeden kasıt ne? (Evet, kaç paragraftır yazıyorum ve hâlâ yapay zekâ dememiştik, hasret bitiyor) Çalışanlar YZ modellerini eğitmek için görüntüleri inceleyip, etiketliyor, notluyor. İşte ne oluyorsa bu ara süreçte yaşanıyor. Sama adlı şirkette çalışan bir kişi, “Bazı videolarda birinin tuvalete gittiğini veya soyunduğunu görebiliyorsunuz. Kullanıcıların bunu bildiğini sanmıyorum, çünkü bilselerdi kayıt yapmazlardı” diyor. İşte ürünün fark edilmezliği burada devreye giriyor. *Banyoya gözlükle giriyorlar. *Yatak odasında komodinin üzerine bırakıyorlar. *Bankamatikte şifre girerken gözlük takılı oluyor. İsveçli gazetecilere konuşan çalışanların gördükleri arasında; kredi kart bilgileri, porno izleyen kullanıcılar, hatta cinsel ilişkiler de mevcut. “Baktığınız şeyin birinin özel hayatı olduğunu anlıyorsunuz ama aynı zamanda sadece işi yapmanız bekleniyor. Bunu sorgulamamanız gerekiyor. Soru sormaya başlarsanız, kovulursunuz.” Eğer yeterince canımız sıkılmadıysa şimdi işin en üzücü tarafına geliyorum: Bu senaryonun neresinde suç işleniyor? Cevap: Hiçbir yerinde. Meta tüm bunları kullanıcılardan aldığı izinle yapıyor. YZ kullanım koşullarında “yapay zekâ ile etkileşimlerinizi gözden geçirme hakkını saklı tuttuğu ve bu incelemenin insan tarafından yapılabileceği” belirtiliyor. Ayrıca aynı belgede YZ’nin kullanmasını ve saklamasını istemediğiniz hassas bilgileri paylaşmama uyarısı da var. Ancak verilerini paylaşmayı kabul etmeden de kullanıcı özelliklerini kullanamıyor. Akıllı gözlük akıllı olsun istiyorsanız mahremiyetinizden vazgeçeceksiniz. Meta da İsveç medyasına 2 aylık gecikmeyle verdiği yanıtta çok haksız değil: “Canlı YZ kullanıldığında, bu medyayı Meta AI Hizmet Koşulları ve Gizlilik Politikası'na göre işliyoruz” diyorlar. O cevabı yazan beyaz yakalı şahıs aslında şunu anlatmak istiyor: “İzin verdiler, biz oraya yazdık. Hatta uyardık. Okumalıydınız.” Bu olay beni şu açıdan çok zorluyor: Hikayenin neresine öfkeleneceğim? Gözlük taklidi yapan 7 milyon kameranın sürekli kayıt almasına mı? Verilerin dünyanın dört bir yanındaki sunuculara gitmesine mi? Yoksa başkalarının özel anlarını izlemek zorunda kalıp kovulmaktan korkan insanların varlığına mı? Gizliliğimizden her yeni teknoloji için umursamadan vazgeçmemize mi? O rıza metinlerinin “okunmasınlar” diye tasarlanmasına mı? Ya da en kötüsü; Meta’nın tüm bunlara yüz tanıma teknolojisini “çaktırmadan” eklemeyi planlamasına mı? Yapabilirler, çünkü NYT’nin yayınladığı iç belgelerde tam olarak ‘çaktırmamayı’ planladıkları ortaya çıktı: “Bize saldırmasını beklediğimiz sivil toplum kuruluşlarının başka kaygılara odaklanacağı bir siyasi ortamda lansman yapacağız.” Ama finalde şunu da söyleyeyim: Gözlük estetik olarak şık duruyor. Bu hikayede başka şık hiçbir şey de yok.