Sanatın üç ekolojiye aynı anda dokunduğunu söyleyen Guattari, algı ve duygu üretimiyle zihinsel, kolektif üretim ve ilişki biçimleriyle toplumsal, mekân ve maddi temaslarla çevresel ekoloji alanlarında sanatın geçiş noktaları açtığını vurgular. Bu vurgu, Genosko için bir “titreşim”dir. Guattari’yi özellikle teknokültür ve medya bağlamında okur. Ona göre, kapitalist öznellik üretim makinelerine karşı mikro müdahale alanı olan sanat, standartlaşmış arzu biçimlerini kırabilir, hatta dijital ve medya asamblajlarını yeniden düzenleyebilir. Böylelikle yeni ilişki biçimleri peyda olur ve “başka türlü hissetmek” yeryüzüne hâkim olabilir. Ekoloji, teknikten çok öte etik-politik-estetik bir sorundur. Özne, uçup gitmeden, yönsüz açlığını tutarlı ve yaratıcı bir biçimde üç ekolojiye yerleştirecek yolları keşfetmeli; sanat ve etik-politik pratikler bu yolları kolaylaştıran gerçek varoluşsal payandalar konumunda olmalıdır. Anlaşılır ki sanat, dönüşümün en hassas aracı olarak duyulur. O, doğayı kurtaramaz ancak insanın doğayla ilişki kurma biçimini, dünyayı algılayışımızın iklimini titreştirebilir.