Uluslararası hukukun ihlaline Almanya sessiz

Almanya’nın önde gelen tüm uluslararası politika uzmanları Amerika’nın ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının açıkça uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendiriyorlar. Sadece merkez sağ – sosyal demokrat hükümetin politikalarına karşı eleştirel yaklaşımı olanlar değil, hükümeti destekleyenler de diğerleri kadar açık ve net biçimde olmasa da bu görüşü savunuyorlar. Koalisyon hükümetinin sosyal demokrat kanadının Federal Meclis’teki temsilcileri de bu doğrultuda açıklamada bulundular. Ancak İran’ın bölgedeki Amerikan üslerinin bulunduğu ülkelere ve İsrail’e karşı füze saldırıları nedeniyle ağır bir dille eleştiren hükümet, savaşı başlatan tarafa karşı en küçük bir eleştiriden bile kaçınıyor. İran’a saldırı başladıktan sonra uzun süre sessiz kalan Başbakan Merz, daha sonra bir “ikilemle“ karşı karşıya olduklarını açıklayıp, “Şimdi ortaklarımıza ve müttefiklerimize ders verme zamanı değil” demişti. Merz bu tavrının ödülünü salı günü Washington’a yaptığı ziyarette aldı. Savaşın başlamasının ardından Trump’ı ziyaret eden ilk müttefik olan Merz, “Tahran’daki korkunç rejimin yıkılması gerektiği konusunda aynı fikirdeyiz” diyerek Almanya'nın bu konudaki tavrını net bir biçimde açıkladı. TRUMP’IN FİGÜRANI Washington’daki Trump-Merz’in katıldığı basın toplantısı bundan öncekiler gibi ev sahibinin monoloğu olarak gerçekleşti. Trump, misafirinin konuşmasına neredeyse hiç izin vermedi ve “İşini çok iyi yapıyor“ diyerek verdiği destekten dolayı onu övdü. Yarım saatlik toplantıda Trump’ın açıklamalarını sık sık “başını sallayarak” onaylayan ve kendisi sadece üç dakika konuşma şansı bulan Merz, bunu da ABD’ye destek sözlerini ve Ukrayna konusundaki görüşlerini dile getirmekle değerlendirdi. Merz’in Trump karşısındaki tavrı Almanya’da tabii ki kimseyi şaşırtmadı. Ancak bu görüşmeyi “verimsiz” olarak değerlendiren Sol Parti’nin dış politika sözcüsünün “Trump tarafından bir figüran olarak kullanıldı” eleştirisi ana akım medyada bile yer buldu. Merz’i “uluslararası hukukun hiçe sayılmasına yardım ve yataklık etmekle” suçlayan Sol Parti’nin hükümete yönelik “uluslararası hukuku ihlal eden savaşlar için Almanya'nın lojistik merkez olarak kullanmasına engel olma” çağrısı ise satır aralarında kaldı. AVRUPA’DAN ELEŞTİRİ Merz’e daha ağır eleştiri Avrupalı müttefiklerinden geldi. Avrupa başkentlerinden, onun Amerikan üslerinin kullanılmasına karşı çıktıkları için görüşme sırasında İspanya ve Birleşik Krallık hükümetleri aleyhine konuşan Trump’a karşı sessiz kalmasından rahatsızlık mesajları geliyor. Örneğin İspanya, Trump'ın eleştirileri ışığında onu dayanışma eksikliğiyle suçladı. Dışişleri Bakanı Albares, Almanya'ya “şaşkınlığını” dile getirdiğini söyledi. Merz ile daha önceki Alman başbakanları arasında bir karşılaştırma yapan Albarez, “Hükümette olduğumuzdan beri üç başbakan görev yaptı: Merkel, Scholz ve şimdi de Merz. Merkel veya Scholz'un böyle açıklamalar yapacağını hayal edemiyorum. O zamanlar farklı bir Avrupa yanlısı duygu vardı” dedi. Merz, Almanya’ya döndükten sonra bir açıklama yaparak Berlin’den Londra ve Madrid’e destek çıktı. İspanya’nın Avrupa Birliği üyesi olduğunu hatırlatarak, Trump’ın bu ülkeye ekonomik ambargo tehditleriyle yeniden alevlenen gümrük vergisi ihtilaflarının tüm üyeleri olumsuz olarak etkilediğini kaydetti. İngiltere’nin Ukrayna konusundaki tavrını överek, bu ülkenin desteği olmadan krizin çözülemeyeceğini ileri sürdü. Ancak buna rağmen Washington performansıyla son zamanlarda bazılarında dile getirilen “bağımsız Avrupa’nın en güçlü ülkesinin lideri” imajı büyük zarar gördü. Hâlbuki birkaç hafta önce Münih’te onlarca ülkenin en üst düzey yöneticilerini bir araya getiren uluslararası Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı açılış konuşmasında kendisinin de böyle bir fonksiyonu üstlenmeye hevesli olduğu izlenimi doğmuştu. TEPKİLER ARTIYOR Almanya İran savaşında ABD ve İsrail’i fiilen desteklemiyor. Ancak sosyal demokrat eski Başbakan Schröder’in Körfez Savaşı’ndaki tavrı gibi Amerika’ya karşı da çıkmıyor. Almanya’yı Avrupa’nın ortasında batması mümkün olmayan dev bir savaş gemisi olarak kullanan Amerika’nın da şimdilik Alman askerlerinin de kendi saflarında yer aldığı bir savaş planı yok ortada. Zaten Almanya’nın tüm askeri kapasitesini Ukrayna’nın zaferi ya da bu savaştan fazla zarar görmeden çıkabilmesi için değerlendirmesi gerekiyor. Resmen ilan edilmemiş olsa da emperyalistler arası görev bölümüne ilişkin gözlemler bunu doğruluyor. Öte yandan Almanya’da İran’a yönelik saldırıya karşı tepkiler de artıyor. Sadece zaten Ukrayna savaşının etkisiyle yükselmiş olan enerji fiyatlarının şimdi daha da artması nedeniyle ortaya çıkacak olan ekonomik zorluklardan dolayı değil. Girişte belirtildiği gibi hükümet hariç kimse bu savaşın haklı bir savaş olduğuna inanmıyor. Tepkiler var ve artıyor. Nitekim şimdiye kadar Merz’in uslu bir elemanı gibi davranan sosyal demokrat Başbakan Yardımcısı Klingbeil, partisinden gelen tepkilerin ardından ABD'nin İran stratejisi hakkında kuşkulu olduğunu ve savaşın sonlandırılması için acilen müzakerelerin başlatılması gerektiğini savundu. Bu arada Hristiyan demokrat Dışişleri Bakanı Wadephul da bakanlığının ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısının uluslararası hukuka uygun olup olmadığını incelediğini duyurdu. Bazı karamsar yorumcular Ukrayna konusunda kendisine “bir dünya savaşını önleme” misyonu biçen Trump’ın İran’da bunun tam tersini yaptığı uyarısını yapadursunlar, dünyanın en zengin ülkelerinden Almanya’dan ciddi bir inisiyatif çıkmasının söz konusu olmadığı görülüyor.