Gazetecinin öfkesi

Tarih 5 Ekim 2023. Birgün muhabiri İsmail Arı, “Yine tarikat yine istismar iddiası” başlıklı haberiyle yeni bir skandalı kamuoyuna duyurdu. İddiaya göre, Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler, o dönem dört yaşında olan kızı Hifa İkra’yı istismar etmiş, anne Fatma Nur Çelik de bunun üzerine 20 Şubat 2023 tarihinde İstanbul Çekmeköy İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne giderek şikâyetçi olmuştu. Boşanma aşamasında olduklarını söylediği Ayhan Şengüler’in kendisine de tecavüz ettiğini ve ailesinin zoruyla evlendirildiğini anlatmıştı. Savcının talimatı ve uzman eşliğinde gerçekleştirilen muayene sonucunda, çocuğun istismar ve şiddet mağduru olduğu belgelendi. Cumhuriyet Savcısı Fatmagül Yörük, hakkında “kuvvetli deliller” bulunan Ayhan Şengüler’in tutuklanmasını talep etti ama mahkeme reddetti. Yaklaşık bir ay sonra hakkındaki adli kontrol kararı kaldırıldı. Delil yetersizliğinden, kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi, dosya kapatıldı. ISRARLI TAKİP Ama gazeteci İsmail Arı, kamu adına işin peşini bırakmadı ve ardı ardına yazdığı haberlerle anne kızın iddialarını, belgeleriyle, gündeme taşıdı. Arı’nın yüz yüze görüştüğü Fatma Nur Çelik, evlilikleri boyunca Ayhan Şengüler’den eziyet gördüğünü, defalarca tecavüze uğradığını ve öz kızının yanı sıra 15 yaşındaki bir başka kız çocuğunun da Şengüler tarafından istismar edildiğini anlattı. İsmail, Kuran’a Hizmet Vakfı şeyhlerinin Fatma Nur’a mahkemeye gitmemesi için adeta gözdağı verdiği ses kaydıyla ilgili, üzerinden aylar geçmesine rağmen, herhangi bir raporun hazırlanmadığını yazdı. “Bizim avukat, hâkim kardeşlerimiz çok. Bu iş sana döner ve sana kol kanat geren Müslümanların sana karşı öfkesine neden olacaktır. Şeytanın seni yönlendirdiğini anlatmaya çalışıyoruz. Vakfa yönelik bir şeyin olursa bir Müslüman senin yanında olmayacak. Sen mümine bir kadın gibi evinde otur” diyordu ses kaydındaki kişi. CEVAPSIZ SORULAR Fatma Nur, baskıya rağmen konuşmaya devam ediyor, İsmail takibi bırakmıyor ve bir yandan kapatılan dosyaya karşı kamuoyunun ilgisini canlı tutup diğer yandan yetkilileri uyarıyordu. Kısacası, işini olması gerektiği gibi yapıyordu. 4 ve 15 yaşındaki iki kız çocuğu ve eşine tecavüz etmekle suçlanan Ayhan Şengüler hakkında, böylesine ağır suçlamalar varken, neden hukuki tedbir alınmadığı Meclis’te soruldu. 25 Ekim 2023 tarihli haberinde İsmail, TİP Milletvekili Sera Kadıgil’in “Dosyaya ‘gizli bir el’ tarafından müdahale edildiği iddiası doğru mudur?” sorusunun Adalet Bakanın Yılmaz Tunç tarafından cevaplandırılmadığı gibi, soru önergesinden de Şengüler’in isminin silindiğini yazdı. Düzenli aralıklarla “Türkiye bir hukuk devletidir” diyen Yılmaz Tunç’un görevde bulunduğu süre içerisinde dava sonuçlandırılamadı. 3 Mart günü, evladı için adalet nöbeti tutan Fatma Nur Çelik ile 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler Zeytinburnu sahilinde ölü bulundu. Fatma Nur, “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” demişti. “ÇOK ÖFKELİYİM” Süreci yakından takip eden İsmail sonunda yetkililerin duyarsızlığı karşısında kızgınlığını saklayamamış ve başlarına bir şey gelirse bundan Adalet ve Aile Bakanlığı’nın sorumlu olacağını söylemişti. Aldığı tehditler nedeniyle davanın sonuçlandığını göremeyeceğinden endişelenen Fatma Nur’un sıcağı sıcağına intiharını ilan eden, çocuğunu ölüme sürüklediği için eleştiren ve hatta uzaktan psikolojik tanı koyan bile oldu. “Çok öfkeliyim” diye yazdı sosyal medya hesabından İsmail. Böylesine acı ve eziyet dolu bir hikâyeyi gazetelerden okumak bile çoğu insanı derinden etkiler. Ama yaşananları bizzat mağdurdan dinlemek… işte o çok başka bir şeydir. Saatlerce yüz yüze durarak, kadının korkusuna, çocuğun ürkekliğine şahitlik etmek; bazen gözyaşlarıyla, bazen öfkeyle söylenen sözleri; bazen de boğaza bıçak gibi saplanan ayrıntıları soğukkanlı bir şekilde aktarmak çok zordur. O anlar gözünüzün önünden bir daha kolay kolay silinmez. Zordur, ancak gazetecinin motivasyonu da yüksektir. Mağdur vakit kaybetmeden adalete kavuşabilsin diye gerekirse iğneyle kuyu kazar. Bunlara rağmen, karşısında bir muhatap bulamamış olmanın öfkesi insana yeri gelir aklını bile kaybettirebilir! YAŞAM HAKKI Gazetecinin görevi nasıl ki kamu adına iktidarı denetlemek ve gerçeği ortaya çıkarmaksa; mağdur yurttaşına gereken hukuki desteği vermek, adaleti geciktirmemek, koruma ve sağlık hizmetini eksiksiz yerine getirmek de hükümetin yükümlülüğüdür. Devlet işte  bu en temel görevini yerine getirmedi, anne kızın yaşam hakkını koruyamadı. Bir kadın, tehdit ve baskıya rağmen, üstelik bir yandan da yoksullukla mücadele ederken, tecavüze uğradığını anlattı, çocuğunun da istismar edildiğini söyledi, kanıtlar sundu ama yine de tüm bunlar tarikatçı herifin tekinin elini kolunu sallaya sallaya aramızda gezmesini engelleyemedi. Fatma Nur Çelik şikâyetçi oldu adalete sığındı. Gazeteci, belgeleri sundu haber yaptı. Avukatlar davayı sırtlandı. Kısa sürede yalan olduğu ortaya çıkan İBB kreşindeki şiddet iddiasıyla ilgili ışık hızında aksiyona geçen Aile Bakanı, çocuğu için adalet nöbeti tutan tecavüz mağduru Fatma Nur’un yanına bir kez olsun gitmedi. Bütün bu çabaya karşın günün sonunda, yargısıyla, sosyal hizmetleriyle, sorumluluğunu yerine getirmeyen yine devletin kurumları oldu. Öfkesi de kederi de utancı da artık hepimizin hafızasında; adaletsizliğin izleri silinmeyecek. https://www.birgun.net/haber/yine-tarikat-yine-istismar-iddiasi-473588 https://www.birgun.net/haber/tarikat-mahkemesi-474055 https://www.birgun.net/haber/tbmm-tarikatta-istismari-sansurledi-478516 https://www.birgun.net/haber/devlet-bir-cocugu-kurtaramadi-492325 https://www.birgun.net/haber/adalet-bakani-4-yasindaki-cocuga-istismar-sorusuna-yanit-vermedi-493417