İsrail’in amacını anlamak için bazı sorulara yanıtlar arayalım. Netanyahu’nun hedefi, İran’daki baskıcı rejimi ortadan kaldırmak mı? Yoksa, bölgesel bir güç olan İran’ı yok etmek mi? Bu soruların yanıtı, Netanyahu’nun İranlılara seslendiği son konuşmasında kullandığı dilde saklı. Netanyahu, altını çize çize Farslar, Azeriler (Türkler demiyor), Beluçlar, Kürtler diyerek etnik kökenlere seslendi. Bunun anlamı, söz konusu etnik gruplardan oluşacak gevşek bir konfederasyondur. Ancak buradaki sorun şu, İsrail, İran’ın mevcut yapısını dağıtacak darbeleri vuruyor, ama sonrasında yönetime gelmesi için destekleyeceği, öne çıkaracağı isimler ve grupların kimler olacağına ilişkin bir fikri yok. ABD-İsrail kirli ittifakının, sokağa dökülecek ve yönetimi ele alacak kitleler konusunda ciddi bir hayal kırıklığı yaşadığı görülüyor. Çünkü dini lider Hamaney ortadan kaldırılınca, yönetim çöker, muhalifler sokaklara dökülür, iç savaş başlar türünden hesaplar tutmadı. Şiddetli ve yoğun hava saldırılarıyla askeri üsler, binalar, okullar vurulup, yıkılıyor, çocuklar katlediliyor. Ama “Bu hava saldırıları İran kimliğini yok edebilecek mi?” sorusuna yanıt bulunabilmiş değil. Başka bir hesap daha tutmadı. İsraillilerin büyük bir bölümünün, ‘Nil’den Fırat’a Büyük İsrail projesi için ABD desteğiyle yapılan ve yapılacak savaşları destekliyor” görüntüsünü, İran’dan gelen füze ve dron saldırılarının yarattığı korku bozdu. Bu yüzden Netanyahu, İran’ın füze rampalarının ve SİHA, dron depolarının tamamını yok etmek için saldırıların vitesini yükseltti. Ama Netanyahu’yu tedirgin eden başka bir konu daha var. İran’ın en büyük vekil gücü olan Yemen’deki Husiler henüz savaşa katılmadılar. Husilerin elindeki 2500 km menzilli füzeler ve yine uzun menzilli dronlar, İsrail’i ve bölgedeki Amerikan askeri üslerini vurmaya başladığında çatışmaların boyutları büyüyecektir. Ayrıca Husilerin müdahil olması, İsrail-ABD kirli ittifakının dikkatini, hedeflerini çoğaltarak, savaşı daha da uzatacak, seyrini değiştirebilecektir. Ancak Husilerin durumunda da bazı tuhaflıklar var. İsrail-ABD kirli ittifakı Lübnan’da Hizbullah’ı durmaksızın vuruyor. Irak’taki Şii milis güçleri Haşdi Sabi’yi de şiddetle vuruyor. Ama Husilere yönelik ciddi bir operasyon yok. İsrail-ABD ittifakı, en tehlikeli vekil güç olarak gördükleri Husilerin devreye girmemesi için dikkatli mi davranıyor? Operasyon için İran’ın Husileri devreye sokmasını mı bekliyorlar? İsrail-ABD kirli ittifakı da bölgedeki vekil güçlerini harekete geçirdi. Bölgedeki irili ufaklı Kürt grupların ve IŞİD’lilerin İran sahasına sürüleceğini aylar öncesinden yazdığımda, dayanaktan yoksun bir iddia olarak görülmüştü. Ama bugün geldiğimiz noktada, ABD ve İsrail’deki medya kuruluşlarının da IŞİD ve Kürt grupların İran’da kara gücü olarak kullanılacağını yazmaları, haberleştirmeleri iddiamı mesnetsiz bulanların konuya sıkıca sarılmalarına yol açtı. Bu gelişmenin daha iyi anlaşılması için bir soru yöneltelim. Trump, Mesud Barzani ve Bafıl Talabani’yi neden bizzat telefonla aradı? Hâl hatır sormak için değil herhalde. Savaşlara karşıyım diyen, bilmem kaç savaşı sonlandırdığını iddia eden, kendini Nobel Barış Ödülüne layık gören Trump, birden savaş makinesine dönüştü. Bu makineyi kuran Netanyahu, bölgeyi cehenneme çevirene kadar Trump’ı kullanmaya devam edecek. Öyle ki bu savaşı sadece İsrail-ABD-İran savaşı olarak bırakmayacak. İran-Arap savaşına da dönüştürecek. Netanyahu’nun son olarak Hindistan’ı yanına çekmesi, İsrail için çok hayati bir adımdır. Kontrol edebileceği bir yönetim kurmayı hedeflediği İran sayesinde, düşman olarak gördüğü Türkiye ve Pakistan’ın arasına yerleşmeyi planlıyor. Hindistan’ı da yanına alarak nükleer silah sahibi Pakistan’ı doğudan ve batıdan kuşatmak istiyor. Kırmızı halılarla karşıladığı Hindistan’ın Başbakanı Mondi ile birçok anlaşmayı bu yüzden imzaladı, ayrıca ilk birkaç yıl içinde en az 50 bin Hintliye İsrail’de oturma ve çalışma izni vermeyi yine bu nedenle kabul etti. İsrail ve Hindistan zaten birlikte silah üretiyordu. Ama Hindistan, İran’a füze parçaları başta olmak üzere bazı silah ve mühimmatları satıyordu. Şimdi bu olmayacak ve Hindistan tüm silah üretme kapasitesini İsrail için kullanacak. İsrail-ABD ittifakı, tamamen zayıfladığına, rejimin çöktüğüne kanaat getirinceye kadar İran’ı her türlü silahla vurmaya devam edecek gibi görünüyor. Trump, başlangıçta 4 gün sürecek dediği savaşın 4-5 hafta sürebileceğini hatta daha da uzayabileceğini söylemişti. Amerikan askeri kaynaklar ise söz konusu savaşın eylül ayına kadar devam edebileceğini fısıldıyor. Bu stratejinin sinyalini ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee vermişti. Huckabee, İsrail'in Nil'den Fırat'a kadar uzanan tüm toprakları almasının sorun olmayacağını söylemişti. ABD, İsrail’e hiçbir zaman herhangi birini Büyükelçi olarak atamamıştır. Bu yüzden İsrail’deki ABD Büyükelçilerinin söylediklerini her zaman iyi anlamak ve dikkate almak gerekir. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. İsrail ABD HUSİLER vekil güç Gürbüz Evren, Independent Türkçe için yazdı Gürbüz Evren Cuma, Mart 6, 2026 - 09:00 Main image:
Fotoğraf: AA
TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: İsrail-ABD ittifakı İran’ın vekil gücü Husileri neden vurmuyor? copyright Independentturkish: