30 Ocak anlaşması: Küllerinden doğan Rojava yeniden aktör (3)

Halep’teki saldırılardan 30 Ocak anlaşmasına uzanan süreç, Rojava için kalıcı bir dönüm noktası mı yoksa stratejik bir soluklanma mı? Dosyamızın ilk iki bölümünde HTŞ ve diğer cihatçı grupların Esad sonrası Kürtlere yaklaşımını ve 10 Mart’a giden süreci incelemiştik. Bu bölümde ise; 10 Mart Mutabakatı 'bahane edilerek' masanın devrilmesine, 6 Ocak’ta Halep’in Kürt mahallelerine yönelik saldırılara ve nihayetinde 30 Ocak Anlaşması’na giden süreci ele alıyoruz. Dosyanın üçüncü bölümü, aslında bir 'hayatta kalma diplomasisi' hikâyesi. Rojava, maruz kaldığı saldırılarla Suriye denklemindeki temel aktör rolünü bir kez daha tescilledi. 6 Ocak saldırılarından 30 Ocak Anlaşması’na uzanan yol; Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi için askeri sıkışmışlığın riskli ama stratejik bir siyasi manevraya dönüştüğü bir süreç oldu. Bugün Suriye’nin ana unsurlarından biri olduğunu kanıtlayan Kürtler, sahada kazandıkları direnci masada etkin bir diplomasiyle tahkim ediyor. Bundan sonrası için hedef; statü kazanma ve hakları anayasal güvenceye kavuşturma süreci olacak.