Bu haber İsrail ve ABD cephesindeki paniğin işareti: Savaşın maliyeti artıyor, savunma korkusu büyüyor

Bugün İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının tam 7. gününe girdik. İran özellikle dün akşam saatlerinde İsrail’e ve bölgedeki ABD üslerine yönelik çok etkili vuruşlar yaparken, Devrim Muhafızları Ordusu’ndan yeni nesil silahların henüz kullanılmadığı, daha acı verici saldırıların yolda olduğu açıklaması geldi. Aslında bu soL’da daha önce aktardığımız bir değerlendirmenin teyidi niteliğinde . İran öncelikle ABD ve İsrail’i bölgedeki saldırılardan koruyan radarları ve üsleri vuruyor. Bunu yaparken de görece daha eski teknoloji füzelerini ve dronları kullanıyor. Bu ABD ve İsrail’e çok büyük bir maliyet oluşturuyor çünkü saldırıları önlemek için kullandıkları füzeler, İran’a saldırıda kullandıkları füzelerin mali değerinin tam 100 katından fazlası! İran bu açıdan son derece akılcı bir strateji izliyor gibi görünüyor. Körfez ülkeleri giderek zayıflayan hava savunma kapasiteleri nedeniyle ABD’ye savaşı erken bitirme ve destek baskısını artırırken, bu durum İsrail’e sağlanan koruma kalkanını da zayıflatıyor. Tablo buyken, İsrail basınında bu durumu doğrulayan kapsamlı bir haber yer aldı. Başlarken aktaralım, bu haber savaşın 5. gününde, yani bundan 3 gün önce yapıldı. Bu hatırlatmanın nedeni, İsrail, ABD ve Körfez ülkelerindeki tablonun bu haberdeki paniği doğrulayan şekilde arttığını akılda tutmak için. “Aslanın kükreme” maliyeti İsrail’in canını sıkıyor The Marker adlı gazete, İsrail’deki Haaretz Grubu tarafından yayınlanan bir finans ve iş dünyası gazetesi. Geçtiğimiz salı günü gazetede yer alan haber, her anlamıyla soykırımcı İsrail’in içinde bulunduğu zor durumu gözler önüne seriyor. Söz konusu haber, İsrail’in İran’a yönelik saldırıya koyduğu ismi, “ Aslanın Kükreyişi ”ni hatırlatıp, 12 Gün Savaşı’na atıfla, “ bu kez kükremenin maliyeti çok daha fazla ” diyor. İsrail ordusunun salı gününe kadar yaklaşık dört bin mühimmat kullandığını hatırlatan yazı, bu sayının 12 Gün Savaşı boyunca kullanılan mühimmat sayısına denk olduğuna işaret ediyor. Yani İsrail çok daha ağır bir saldırıya geçmiş, işin bir yönü bu. Ancak bu durum sadece saldırı gücünü değil, maliyeti de ortaya koyuyor ve aynı zamanda İsral’in mevcut kapasitesini ciddi anlamda zorluyor. Bu kapsamda İsrail’de salı günü önemli bir toplantı yapıldı. Savunma Bakanlığı Genel Müdürü, emekli Tümgeneral Amir Baram’ın İsrail savunma sanayisinin büyük şirketlerinin yöneticileriyle bir durum değerlendirme toplantısı yaptığı öğrenildi. Toplantıya şu şirketlerin CEO’ları katıldı: Elbit Israel Aerospace Industries Rafael Tomer Habere göre, Haziran 2025’ten bu yana İsrail’de hem saldırı hem savunma mühimmatı üretimi artırıldı. Bunun nedeni İsrail’in İran’a en başından bu yana yeniden saldırmaya hazırlanmasıydı. Buna rağmen Baram, savunma sanayi yöneticileriyle mühimmat üretiminin mümkün olan en yüksek seviyeye çıkarılması gerektiğini görüştü. Yani belli ki İsrail için evdeki hesap çarşıya uymamış. Bunun kimi öne çıkan nedenleri var, öncelikle maliyet ve kapasite kısmı. İsrail hava kuvvetlerinin attığı bombaların her biri yaklaşık 20.000 dolar. Arrow-2 veya Arrow-3 önleyici füzelerinin her biri ise yaklaşık 2,5 milyon dolar. Cumartesi gününden salı gününe kadar İsrail’e atılan 200’den fazla balistik füzenin önlenmesinin maliyeti 500 milyon dolar. İran’a yollanan füzelerin maliyeti önleme kadar yüksek olmasa da yine milyonlarca dolara ulaşıyor. Ancak burada soykırımcı İsrail için can sıkıcı ek bir gelişme daha var, o da İran’ın bu kez çok daha fazla sayıda insansız hava araçları kullanması. Bunun getirdiği ek milyonlarca dolarlık bir maliyet var. Sonuç olarak İsrail’in savunma şirketlerinden talep ettiği ek mühimmatın maliyeti de devasa boyutlara ulaşacak. Bunların aktif olarak devam eden bir savaşa yetiştirilmeye çalışılması ve üretim kapasitesi de ayrı bir sorun olarak orta yerde duruyor. Savaş uzadıkça uçak ve pilot tehdidi artıyor İsrail’in savaş maliyetini önemli oranda artıran bir diğer başlıksa savaş uçakları kısmında. Burada ABD’nin desteğiyle uçaklar çok daha uzun süre havada kalıyor ve çok daha sert şekilde İran’ı vurabiliyor. İsrail Hava Kuvvetleri’nin çarşamba gününe kadar bin 600 sorti yaptığı belirtilirken, 12 Gün Savaşı’nda bu sayı bin 500’dü . Habere göre bu farkın ana nedeni İsrail uçaklarının ABD yakıt uçaklarıyla havada yakıt ikmali yapması. Bu sayede İsrail uçakları daha uzun mesafelere uçabiliyor, daha sık saldırı yapabiliyor. Bu İsrail için işin “iyi” kısmı ancak işin bir de bu düzen açısından can sıkıcı olan “maliyet” kısmı var. Her sortinin binlerce dolar tutan maliyeti işin sadece bir boyutu ama İsrail basınına göre asıl sorun uçakların fiziksel yıpranması ve pilotların artan yorgunluğu. Savaşın önceki gibi 12 gün sürmesi durumunda bunun önemli olmayabileceğini belirten İsrail basını, daha uzun sürecek savaşta bunun yol açacağı sorunlardan duyulan endişeyi aktarıyor. İran’ın stratejisi ve İsrail’in paniği The Marker’a göre İran, İsrail’e önceki operasyona kıyasla daha az füze atıyor. Yazıda Haziran ayında bazen 100 füzelik saldırılar olurken, bu turdaki en büyük salvonun salı gününe kadar 15 füze olduğu ifade edililiyor. Haberin başında aktardığımız üzere, İran bu kez ABD’ye savaşın maliyetini çok daha artıran yeni bir stratejiyle hareket ediyor. Ancak bu strateji İsrail’e daha az değil, çok daha fazla zarar veriyor. Bu zararın boyutunu daha da artıracak olan şey, belli ki savaşın süresinin uzaması olacak. İran’ın bundan çekinmediği, tam aksine tercih ettiğini gösteren veriler var. ABD’nin savaşın daha başında İtalya üzerinden gönderdiği ateşkes teklifinin reddedilmesinin nedeninin bu olduğunu daha önce aktarmıştık. Dönelim yeniden The Marker’a. Onlara göre İran’ın daha az füze atmasının nedeni ABD ve İsrail uçaklarının İran’a ait füze fırlatma rampalarını yoğun şekilde vurması ve İran’ın önceki savaş sonrası sistemlerini yeterince onaramaması. Üstelik İsrail ve ABD hava savunma sistemlerinin güncellenmiş yazılımlar aldığı, bu nedenle İsrail’in başarılı önleme oranının %85’in üzerine çıktığı ifade ediliyor. Çizilen bu tablon kısmen doğru olsa da önemli oranda gerçekliği bükme arayışının da ürünü. Bunu da not edip, The Marker’ın bu tabloya karşın çok da mutlu olmadıklarını gösteren değerlendirmesiyle devam edelim. soL'un savaşın gerçeklerine işaret ettiği haberlerin daha da güçlenmesi için okurun desteğine ihtiyacımız var. Bu haberleri desteklemek için sen de soL'a abone olabilirsin. ABONE OL Daha az füze geliyor ama ekonomik etkisi benzer “ İran’ın daha seyrek ateş etmesi, paradoksal olarak ekonomik maliyeti artırabilir” diyor The Marker. Bir güvenlik yetkilisinin “ Husileri hatırlatmaya başladılar. Uzun süre boyunca birkaç günde bir tek füze ” sözlerini aktaran gazete, “ bunun planlı bir strateji mi yoksa İran’ın sadece yapabildiği kadar ateş etmesi mi olduğu net değil ” diyor. Burada haberin başında değindiğimiz İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun açıklamasını hatırlatalım. Tuğgeneral Ali Muhammed Naeini, şimdiye kadar yürütülen Gerçek Vaat 4 Operasyonu kapsamındaki saldırı dalgalarının İran'ın gerçek yeteneklerinin yalnızca bir kısmını kullandığını vurgularken, " İran'ın yeni girişimleri ve silahları yolda. Bu teknolojiler henüz büyük ölçekte kullanılmadı. Düşman, yaklaşan her operasyonel dalgada acı verici darbeler beklemeli ” diyordu. Bu parantezi kapatıp İran’ın yeni ve daha fazla füze yollamadığı senaryoyla devam edelim. Bu tabloda da İsrail için işler pek iyi gitmiyor. The Marker “ İsrail’in erken uyarı sistemi halka güven verse de iç cepheyi daha fazla yıpratıyor ” diyor. Eski Hava Savunma Komutanı Ran Kochav’un sözlerini aktarıyor gazete: “* Her saldırı için iki erken uyarı alınıyor * Ardından sığınaktan çıkma bildirimi geliyor Salı gecesi yalnızca iki hedefe yönelik tehdit vardı: * Eilat * Kuzey İsrail Ama buna rağmen ülkenin yarısı 40 dakika boyunca sığınaklara girdi.” Savaşın psikolojik olarak da İsrail üzerinde yıpratıcı bir etkisi olduğuna işaret ediliyor. Ve belli ki bu yıpratıcılık giderek artırılacak. İran’ın drone tehdidi Önceki operasyonda İsrail’in yaklaşık bin drone önlediğini aktaran gazete, şimdi ise İsrail uçaklarının çoğunun İran’ın karadan karaya füzelerini avlamakla meşgul olduğunu belirtiliyor. Bu nedenle daha fazla insansız hava aracının İsrail’e ulaşabileceği ve ABD’nin bu alanda İsrail’e daha az yardımcı olabileceği belirtiliyor. Gazete, “ Çünkü ABD kendi kuvvetlerini korumakla meşgul ” diyor. Ayrıca Hizbullah’ın savaşa katılması kuzeydeki hava savunma sistemlerini fazlasıyla meşgul etmesi de İsrail için bir başka büyük problem. İnsansız hava araçlarının İsrail’e neden olduğu bir diğer sorun ise balistik füzelerin aksine nereye gittiğinin hemen belli olmaması. Bu yüzden uçuş rotası boyunca alarm veriliyor. Bu da daha İsrail için büyük bir ek baskı yaratıyor. “ABD artık daha çok kendini korumaya odaklı” korkusu Bloomberg’e göre Katar’daki Patriot sistemlerinin önleyici füzeleri Cuma gününe kadar tükenebilir. Bu da İsrail ve ABD için bir diğer büyük sorun. Çünkü o cuma günü geldi ve dün itibariyle İran daha etkili vuruşlar yapmaya başladı. Burada çözümsüz olmadıkları açık ama ciddi bir krizle karşı karşıya oldukları da ortada. İran’ın beklenmedik ölçüdeki direnişi, saldırganları zora sokmuş görünüyor. Önleyici füzelerin maliyetini hatırlatmıştık, Körfez ülkelerinin hava saldırılarıyla başa çıkmakta zorlanması, bu konuda ABD üzerinden basınç kurması İsrail’i ciddi oranda etkiliyor. The Marker, “Önceki operasyonda ABD esas olarak İsrail’i savunmaya odaklıydı. Şimdi ise aynı anda: * Körfez müttefiklerini * Bölgedeki kendi kuvvetlerini korumak zorunda ” diyor. ABD’nin açıklamasına göre Amerikan kuvvetleri önleyici füzelerinin yüzde 25’ini zaten kullandı. “ Önceki operasyonda ABD desteği olmasaydı İsrail’in İran saldırısıyla baş etmesi çok daha zor olurdu ” diyen gazete, yazısını şöyle noktalıyor: “Sonuç olarak İsrail sistemleri şimdi: * Hem kendi savunmasını * Hem de önceki savaşta Amerikan sistemlerinin sağladığı savunmanın bir kısmını üstleniyor. Bu da ek bir ekonomik maliyet anlamına geliyor ve savaş uzadıkça bu maliyet daha da artacak.” Evdeki hesap… İsrail ve ABD’nin İran’ı büyük bir hızla ve çok ağır şekilde vurması, belli ki hızlı bir çözülüş beklentisini içeriyordu. Ancak hem İsrail basınında yer alan haberler hem ABD hem de Körfez’den gelen açıklamalar, işlerin onlar için pek de iyi gitmediğinin işareti. Üstelik İsrail ve ABD için tek maliyet, bu haberde sık sık işaret edildiği üzere “mali” de değil, bunu önümüzdeki günlerde çok daha net göreceğiz.