ABD ve İsrail’in İran’a karşı saldırısıyla başlatılan savaş diğerlerinden çok farklı. Bunu tarif edeceğim. Dördüncü nesil savaşa kadar “cephe” kavramı hep vardı. Hatta halen devam eden ve Hibrit Savaş denen Rusya-Ukrayna Savaşı’nda bile bir cephenin varlığı söz konusu. ABD ve İran’ın hem 12 Gün Savaşı’nda hem de 28 Şubat’ta başlatılan bu son savaşta cephe diye bir şey yok. Bu nedenle mevcut İran Savaşı tam manasıyla Cephesiz Savaş şeklinde gerçekleşmektedir. Belki ABD ve daha sonra NATO’nun da dahil olduğu Afganistan Savaşı da Cephesiz Savaş idi. Güya amaç küresel radikal terörle mücadele etmekti. Ancak daha sonra görüldü ki Asya’da istikrarsın bir ülke bırakmak temel amaç imiş. ABD askerini çektiğinde bu ülkeyi Taliban’a devretti. Cephe yoktu. Amaç küresel terörle mücadele kabul edilirse küresel, istikrarsız Afganistan olması ise bir ülke ölçüsündeydi. İran Savaşı, merkezi İran olmak kaydıyla, ABD kıtasından kalkan bombardıman uçaklarını, savaşı destekleyen uyduları vb. kapsamı dikkate alarak söyleyecek olursak (neredeyse) küresel; ama sadece karşılıklı olarak ateş altına alınan coğrafyayı dikkate alırsak bölgesel nitelikte cereyan etmektedir. Konvansiyonel Savaş olarak bakılırsa, bu denli geniş coğrafya kapsamı Dünya Savaşı’nda görülmüştü. Bu kez içinde çok farklı yönleri olan yeni nesil bir savaş! Konvansiyonel güçlerin pozisyonları malum; İran (yaklaşık) 2.000 km menzili olan füzelerle bir savaş verirken; ABD ve İsrail, karadan, denizden (denizaltı dahil), havadan, seyir füzeleri ve uçaklar kullanarak, diğer yansan ise Hibrit Savaş, siber-uzay ile uzayda konuşlu imkanların ve yapay zekanın da devrede olduğu tekniklerle desteklenerek bütün alanlarda savaşmaktadır. Böylesi bir savaş şekli az sayıda yapılıyor, bu nedenle ileride tartışılacak çok fazla yönü olacak. Ukrayna ve Rusya savunma ve taarruz hatlarını belirginleştiren bir hat üzerinde konumlanan birliklerle bir cephe tanımını yapabiliyor. Buna karşılık İran Savaşı’nda bir kara, deniz ve hava savaşı yok, sonuçta İran ülkesinden alınması planlanan bir toprak parçası da yok. Temel amaç; İran’ın nükleer imkanlarını tamamen yok etmek, vekil güçlerini etkisizleştirmek, Devrim Muhafızları’nı tehdit olmaktan uzaklaştırmak, İran’ın konvansiyonel savaş kapasitesini büyük oranda etkisizleştirmek olmasının yanı sıra, yönetimi ABD ile işbirliği kurabilecek tavır içine getirebilmek şeklindedir. İran’a diz çöktürmek diyelim buna. Ülkesi zayıflatılsın ve hatta uzun yıllar istikrarsızlaşsın isteniyor olabilir, bana göre böyle. Ancak bu safhada illa bu hemen büyük bir kargaşa içinde bırakılan İran halinde olsun manasına gelmiyor, süreç zamanla yürütülecek etkili dokunuşlara bırakılıyor. Bu tür bir amaç düşünüldüğünde eleştiriler yükseliyor ve deniyor ki; bu stratejisi olmayan bir savaş! Belki Afganistan Savaşı için de benzer görüşler ileri sürmüştür. Belki de Afganistan Savaşı, sonuç şekli bakımından Anlamsız Savaş olarak hatırlanacaktır; fakat bana göre anlamı vardı ve bölgenin istikrarsızlaştırılması yeterli görülmüştü. İran Savaşı’nda bir strateji var ve bu 5. Nesil Savaş içindeki bir Cephesiz Savaş olduğu nedenle, alışılan türden yöntem ve beklenti tariflerinin dışında kalıyor. Savaşın bir çok yönü seçilemiyor ve tartışmalara sebep oluyor. Bundan sonra başka yerlerde tam da bu tür bir savaş olur mu? Olmaz. Çünkü artık yeni nesil savaşların hiç birisi bir diğerine benzemez. Nasıl Afganistan farklı idiyse İran da farklı. Ortak nokta ise Cephesiz olmaları. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. CEPHE Savaş Gürsel Tokmakoğlu, Independent Türkçe için yazdı Gürsel Tokmakoğlu Cuma, Mart 6, 2026 - 10:00 Main image:
Fotoğraf: AA
TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: Cephesiz savaşlar anlaşılamıyor mu? copyright Independentturkish: