4 Mart Çarşamba günü Antonio Guiteras Enerji Santrali'nin beklenmedik şekilde arızalanmasının ardından, ülkenin doğusundaki Camagüey şehrinden en batıdaki Pinar del Río şehrine kadar uzanan kapsamlı bir coğrafyada elektrik kesintisi yaşanmıştı. Başbakan Yardımcısı Inés María Chapman Waugh liderliğindeki üst düzey yetkililer, Havana’daki İl Elektrik Ofisi’ne gelerek sistemin yeniden çalışır hale getirilmesi için yürütülen çalışmaları yerinden takip ettiler. Çarşamba gününden bu yana süren hummalı çalışmalar neticesinde elektrik hizmetleri kademeli şekilde geri getiriliyor. Öncelikli elektrik verilen kurumlar listesi şu şekilde açıklandı: Hastaneler, su arıtma tesisleri, havalimanları, telekomünikasyon ofisleri, radyolar, petrol istasyonları. Ülkenin büyük çoğunluğunu karanlıkta bırakan kesintinin ardından şu an Guantanamo ile Cienfuegos arasındaki şehirlerde ve başkent Havana’nın yüzde 76’sında elektrik bağlantısı yeniden sağlanmış durumda. Air France da Küba uçuşlarını askıya alıyor Çok sayıda havayolu şirketinin ardından Fransa’nın Air France havayolu da yakıt sıkıntısı nedeniyle Küba’ya olan uçuşlarına ara vereceğini açıkladı. Küba uçuşlarını 28 Mart’tan itibaren durduracağını duyuran havayolu, uçuşların 15 Haziran’da yeniden başlamasını planladıklarını belirtti. ABD ablukasının yol açtığı yakıt krizi nedeniyle çok sayıda havayolunun Küba uçuşlarını durdurması, turizmin önemli yer tuttuğu ada ekonomisine büyük darbe vuruyor. 'Yüz kızartıcı' gebelikler: Küba'ya uygulanan petrol ablukasının dayattığı acı gerçek Küba’nın dijital platformlarında yayınlanan tanıklıklar, ABD ablukasının ülkedeki gebeler üzerindeki etkisini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Dün OnCuba sitesinde yayınlanan bir makalede şu hikâyeye yer veriliyor: “Sonsuz yolculuklar, yarıda kalan muayeneler ve bozulan yiyecekler arasında, Küba'daki gebe kadınlar enerji krizinin şekillendirdiği bir annelik süreciyle karşı karşıya bulunuyor. Küba'da hiçbir gebe kadın ultrason için bir belediyeden diğerine gitmek zorunda kalmak istemez. Yakın zamana kadar her şey yerel sağlık bölgesinde, neredeyse her zaman en yakın poliklinikte kolayca bulunabiliyordu. Ancak, doğu Las Tunas vilayetindeki Puerto Padre'de durum artık böyle değil. Genetik araştırma kliniğine kurulan ultrason cihazının arızalanması nedeniyle gebeliğin kritik haftalarında teşhis konulması zorlaştığı için doğum öncesi bakım daha da karmaşık hale gelmiş durumda. Bu hikâye, mevcut koşullar nedeniyle doğum öncesi bakımı için 30 kilometreden fazla yol kat etmek zorunda kalan Leydis G.'nin hikâyesi. Eskiden klinik sadece 15 dakika uzaklıktaydı; şimdi ise her muayene için Jesús Menéndez belediyesine yorucu bir yolculuk yapması gerekiyor. ‘Halk Sağlığı Bakanlığı bu yolculuk için gereken ulaşımı sağlıyor; bu ulaşım hizmeti bizi tedavi eden sağlık ekibine de sağlanıyor,’ diyor, yollarda neredeyse hiç araç olmaması göz önüne alındığında bunun ‘hayat kurtarıcı’ olduğunu kabul edercesine. ‘Şu anda, Donald Trump yönetiminin Küba'ya uyguladığı petrol ablukası nedeniyle durum daha da kötü. Ultrason muayenelerine öncelik veriliyor; ama birkaç hafta önce poliklinikte elektrik kesintisi yaşandı ve ben de boşuna yolculuk yapmış oldum." Leydis için sonuçsuz bir seyahat, yorgunluk ve endişe anlamına gelen şey, Küba sağlık sistemi kapsamındaki binlerce gebe kadın ve yeni doğan bebek için büyük bir tehdit oluşturuyor. 'Ya Vatan Ya Ölüm!': Günbegün yaşanan bir slogan Küba Komünist Partisi’nin günlük yayın organı Granma, Kübalılardan sıkça duyduğumuz “Ya Vatan Ya Ölüm!” sloganının Fidel tarafından ilk kez atıldığı tarihi günün yıldönümünde bir makale yayınladı. 66 yıl önce, 4 Mart 1960’ta Havana Limanı’na demirlemiş olan Fransız bandıralı La Coubre gemisi bir sabotajla havaya uçuruldu. Gemide genç Küba devriminin ülkeyi savunmak için yurtdışından temin ettiği 76 ton mühimmat vardı. ABD operasyonuyla gerçekleştiğinden şüphe duyulmayan bu terör saldırısında 100’den fazla Kübalı hayatını kaybetti. “Ya Vatan Ya Ölüm!” sloganı ilk kez, ertesi gün gerçekleşen cenazede Başkomutan Fidel Castro Ruz tarafından dillendirildi. Granma’da yayınlanan Yenima Díaz imzalı makale, Kübalılar için bu sloganın geçmişte kalmadığını, onun anlamını günbegün yaşamaya devam ettiklerini ifade ediyor: "Küba'da 'Ya Vatan Ya Ölüm!' sloganı geçmişte kalmış slogan değildir; şimdiki zamanda ve gelecek zamanda sürekli çekimi yapılan bir fiildir. Bu slogan, zorluklar karşısında büyümeyi, yoklukla kuşatıldığında çözüm bulmayı, topraklarını başı dik ve yaptığı her işe yüreğini katarak savunmayı öğrenmiş bir halkın azmini ifade eder. 'Ya Vatan Ya Ölüm!' basit bir siyasi slogan olmaktan ziyade, bir sebat ve haysiyet felsefesidir. Bayamo'da görevli hemşire Yudelsis, sağlık hizmetlerine olan bu ömür boyu adanmışlığıyla günbegün yaşadığı ve ilan etmesine gerek olmayan bir inancı somutlaştırıyor: "Vatan, payına neresi düştüyse orada savunulur." Kürsülerden ve konuşmalardan uzak, onun yeri yaşam mücadelesinin ön cephesi. Onun devrimi somut başarılarla ölçülüyor: yüksek riskli gebeliği olan bir genç kızın gebeliğini tamamlayabilmesi, sağlıklı kiloda doğan bir bebek, diyabetli bir annenin hastalığının gebelik sırasında kontrol altında tutulması. Roberto'nun günlük yaşamında, Martí'nin 'Vatan, evlatlarının erdemi üzerine kuruludur' sözü doğrulanıyor. Son iki yıldır Santiago de Cuba şehrinde işlettiği ekmek fırını Melissa Kasırgası tarafından harap edilmişti; bugün 'hepimizin çabaları sayesinde yeniden ayağa kaldırıldı. Elektrik olmadığında ekmek pişirebilmek için bir odun fırını bile kurduk.' Ona göre, ülkenin savunması 'her gün ve sorunlara bulduğumuz her çözümle belirleniyor; buradaki ilke asla durmamak: un yoksa sirke üretiyoruz, turşu üretiyoruz. Hatta şeker kamışı suyu ve diğer şeker kamışı ürünlerini üretmek için başka bir gıda işleme tesisiyle ortaklık kurduk,' diyor hayatının kırk yılını çalışmaya adayan bu adam. 'Ben 'Ya Vatan ya Ölüm!' diyen bir Kübalıyım.' 'İşte bu yüzden kaliteyi denetlemek ve tüketicilere saygı gösterilmesini sağlamak benim sorumluluğum; fırın veya çevresi, sürekli üretim tesisi olmasına rağmen kirli veya düzensiz olamaz.' Vatanı inşa etmek, her şey eksik olsa bile asla durmamaktır. Nihayetinde, çalışmaya, yaratmaya ve direnmeye istekli olduğu sürece, hiçbir kasırga veya ablukanın bir Kübalının onur ateşini söndüremeyeceğine olan inançtır." Trump, Küba'nın enerji krizinde ABD'nin rolüyle övündü ABD Başkanı Donald Trump, Politico dergisine verdiği demeçte Küba'daki durumun kötüleşmesinde ABD baskısının payını vurguladı. Ülkeye Venezuela’dan petrol tedarikine uygulanan ablukanın, ülkedeki durumun kötüleşmesine katkıda bulunduğunu söyledi. "Evet, bu benim gerçekleştirdiğim müdahale sayesinde, gerçekleşen müdahaleler sayesinde" diyen Trump, Küba’nın çökeceği iddiasında bulundu. Abluka diplomasi alanında da sürüyor: Ekvador hükümetinden Küba düşmanı adım Ekvador hükümeti ülkedeki Küba Büyükelçisi'ni "istenmeyen kişi" ilan ederek Küba Büyükelçiliği'nin tüm personeline ülkeyi terk etmeleri için 48 saat süre verdi. Üstelik bunu hiçbir gerekçe sunmadan yaptı. ABD’nin ablukası ve saldırı tehditleri altındaki Küba’nın Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada Ekvador hükümetinin kararının "keyfi ve gerekçesiz" olduğunu belirterek şiddetle kınadı. Küba Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi: "Bu, iki ülke ve halk arasındaki tarihi dostluk ve işbirliği ilişkilerine önemli ölçüde zarar veren, dostane olmayan, eşi benzeri görülmemiş bir eylemdir. Bu eylem aynı zamanda, mevcut Ekvador hükümetinin uluslararası toplumun gözlemlediği diplomatik uygulamalara ve nezakete olan saygısızlığını da göstermektedir. Bu açıklamanın, ABD'nin Küba'ya karşı saldırganlığının yoğunlaştığı ve ABD hükümetinin üçüncü taraf devletler üzerinde bu politikaya katılmaları için uyguladığı güçlü baskının yaşandığı bir ortamda, 7 Mart'ta Miami'de bölgedeki hükümetlerden küçük bir temsilci grubuyla yapılan zirveden sadece birkaç gün önce yapılmış olması tesadüf gibi görünmemektedir. Küba, Ekvador halkının Küba ile olan dayanışma ve kardeşlik bağlarını savunacağına güvenmektedir." Ekvador basınında yer alan haberde Devlet Başkanı Daniel Noboa’nın talimatıyla Havana Büyükelçisi’nin de geri çağrıldığı ve Küba ile diplomatik ilişkilerin kesilmesine yönelik sürecin başlatıldığı iddia edildi. Haberde ayrıca başkent Kito'daki Küba Büyükelçiliği çevresinde ağır silahlı çok sayıda asker ve polisin devriye attığı bilgisi paylaşıldı. Noboa’nın Küba ile ilgili aldığı karar, ABD’de 7 Mart’ta düzenlenecek ve Başkan Donald Trump’ın da katılacağı Latin Amerika liderler zirvesi öncesine denk geldi. Ekvador yönetimi son dönemde ABD ile hizalanan bir dış politika izliyor. Noboa yönetimi daha önce de Venezuela, Meksika ve Nikaragua ile diplomatik ilişkileri kesme kararı almıştı. Abluka nedir? 1960 yılından bu yana Küba’ya uygulanmakta olan iktisadi, ticari, finansal kuşatma, Küba’nın yurtdışından ihtiyaç duyduğu yaşamsal mal ve hizmetlere, yatırım ve kredi imkanlarına erişmesini engellemeyi amaçlayan yaptırımlar bütünüdür. Küba ekonomisini şimdiye dek 2,1 trilyon dolar zarara uğratan iktisadi, ticari, finansal ablukaya akademi, bilim, kültür, sanat, spor gibi farklı mecralarda uygulanan kuşatma eşlik etmekte, Küba’nın bu alanlardaki işbirliklerini engellenmeye dönük müdahaleler yapılmaktadır. Küba’ya uygulanan medya kuşatması da abluka politikasının ayrılmaz boyutunu oluşturur; Batı merkezli ana akım medya, Küba’yla ilgili kapsamlı dezenformasyon politikasıyla Küba gerçeklerinin dünya halklarına ulaşmasını engellemektedir. ABD’nin Küba’ya uyguladığı abluka, uluslararası hukuka aykırılık teşkil eden bir soykırım suçudur. "Küba Gerçeği", 2023 Şubat ayında Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) girişimiyle başlatılan bir yayın. Küba'da siyaset, ekonomi, yaşam, kültür gibi konularda Kübalı yazarların ürettiği makalelerin çevirilerini yayımlayan Küba Gerçeği'nde çıkan makaleler, artık soL'da paylaşılacak.