‘Destansı öfke’ ile kalkan…

ABD Başkanı Donald Trump’ın aldığı savaş kararı sadece İran’ı hedef almadı; aynı zamanda ABD anayasal ve iç siyasi dengelerini de sarstı. Zira hem ‘Destansı Öfke’ adını verdiği ‘harekât’ hem de kullandığı yöntem iç siyasette kutuplaşmayı artırdı. Cebinden başka bir şeyi önemsemeyen ABD halkı da savaşın uzama ihtimaline karşı endişeli. Yaşananlara verilecek tepkinin çıktısını kasımdaki ara seçimde göreceğiz ama gidişat ‘Destansı Öfke’ ile kalkan Trump’ın zararla oturacağını gösteriyor. Anayasal tartışma Öncelikle, ABD siyasetinde Trump’ın bu adımının tartışılmasının sebebi ‘İran’a operasyon başlatma kararını Kongre’ye danışmaması.’ ABD anayasasının birinci maddesi Kongre’yi ‘savaş ilan etme’ konusunda yetkilendirirken, ikinci maddesi Başkan’ı ‘ordu ve donanmanın başkomutanı’ olarak tanımlıyor. Yetki tartışmasını alevlendiren ise ‘Savaş Yetkileri Yasası’. 1973’teki yasa yeni Vietnam Savaşlarını önleme mantığıyla çıkarılmıştı ve savaş kararında Başkan’a Kongre denetimi getirmişti. 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra ‘önleyici müdafaa’ kavramı yasaya girdi. İşte Trump yönetiminin sığındığı alan burası… İran örneği Bu yasaya göre Başkan ‘önleyici müdafaa’ kararı alsa da 48 saat içinde askerlerin konuşlandırma şartları ve kapsamı ile ilgili Kongre’ye bilgi vermek zorunda. Yasa, Başkan’a ‘Kongre’ye haber verdikten sonra 60 gün süreyle operasyon yapma’ alanını açıyor. İran örneğine baktığımızda, yönetim önleyici saldırıyı şöyle savunuyor: ‘İsrail’in İran’a saldıracağı kesinleşmişti, İran’ın da ABD üslerine saldıracağı istihbaratı mevcuttu’. Trump, harekatın ‘dört hafta veya daha az’ süreceğini iddia ediyor ve bunun yasal sınırın (60 gün) altında kaldığını, bu yüzden de Kongre onayına ihtiyaç olmadığını düşünüyor. Demokrat Parti ise bunun bir ‘anayasal gasp’ olduğunu, ‘yakın saldırıya dair somut kanıt sunulmadığını’ iddia ediyor. Ayrıca ‘halkın parasının onaylanmamış bir savaş için harcanmasının’, ‘Bütçe Gücü’ yasalarına aykırı olduğunu iddia ediyor. Cumhuriyetçilerin endişesi Operasyonun başlamasından sadece beş gün sonra Kongre’de yapılan oylamalar siyasetin nasıl ikiye bölündüğünü ortaya koydu. Harekâtın durdurulması için verilen tasarı Senato’da 47’ye karşı 53 oyla, Temsilciler Meclisi’nde ise 212’ye karşı 219 oyla reddedildi. Sonuç şaşırtıcı değildi, zira iki kanatta da (Senato ve Temsilciler Meclisi) çoğunluğu Cumhuriyetçi Parti elinde tutuyor. Ama bu sonuç bir zaferden çok bıçak sırtı bir dengeyi gösteriyor. Cumhuriyetçiler içindeki bölünme Kongre’de Cumhuriyetçiler içinde Trump karşıtı oy kullanan tek isim Rand Paul’du. Bunun dışında herkes Başkan’a tam destek verdi. Fakat Cumhuriyetçi Parti’de MAGA’cılar (Make America Great Again hareketi) içinde ‘İsrail bizi yeni bir Orta Doğu bataklığına sürüklüyor’ sesleri artık daha fazla duyuluyor. Bu durum seçim sürecinde yeni kırılmalara yol açabilir. Halk ne diyor? Bunun sokağa da yansıması var. ABD halkının yüzde 72’si 2003’teki Irak işgalini savunurken, Pew, Quinnipiac, CNN, Washington Post ve Reuters gibi dev kuruluşların verileri ‘Destansı Öfke’ye desteğin %27 ile 41 arasında sıkıştığını gösteriyor. CBS News/YouGov tarafından mart ayının başında yapılan ankete göre her 100 ABD’liden 60’ı ‘savaşın gerekçelerinin iyi izah edilmediğini’ düşünüyor, 70’i ise ‘herhangi bir askeri operasyon öncesinde Kongre onayının alınması gerektiğini’ söylüyor. Ekonomi hassas denge ABD’liler için en hayati konu ise ekonomi. Operasyonun günlük maliyetinin 60 ila 90 milyon dolar olduğu belirtiliyor. İlk 100 saatinin maliyetinin yaklaşık 3,7 milyar dolar olduğu hesaplanıyor. Morgan Stanley’nin analizine göre, petrol arzındaki kesinti devam ederse, enflasyon üç ay içinde %0,35 oranında artacak. Özetle Trump bugün iki ihtimalin ortasında duruyor: Bu savaştan zaferle çıkarsa, ‘İran’ın nükleer programını durduran başkan’ olarak adını tarihe yazdıracak ya da ‘bataklığa saplanan bir savaşın bedelini halkına ödeten başkanlar listesine eklenecek.’