‘AKP’nin İran konusunda kafası karışık’ diyenler hangi gerçekleri gözden kaçırıyor?

Hatay’a düşen NATO mühimmatı üzerinden kurgulanan "İran saldırısı" senaryosu, Tahran’dan gelen net yalanlamayla çökmüştü. İran, "Türkiye topraklarına füze atmadık, dost ve komşu Türkiye'nin egemenliğine saygılıyız" diyerek NATO'yu yalanlamıştı. Yandaş medya ise konuya ilişkin farklı eğimlere sahip. Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri (TKP) Kemal Okuyan, "İran’dan ateşlendiği iddia edilen bir balistik füzenin NATO tarafından Türk hava sahasına yöneldiği sırada vurulduğu" haberleri ile ilgili farklı eğilimlerin ardındaki gerçeği değerlendirdi. Okuyan, direktifle alınan konumların arkasında yatan gerçeğe işaret eden bir yazı yazdı. Sosyal medya hesabı X'ten paylaştığı yazıda, "Bizim gibilerin aldığı ABD ve İsrail saldırganlığına karşı ilkesel tutumdan farklı olarak, 'Türkiye’yi savaşa çekmek istiyorlar' diyenlerin önemli bölümü ABD ve NATO müttefikleriyle pazarlıkçı tutum için gerekli 'direnci' oluşturuyor. Diğerleri ise kamuoyunun 'İran da kırmızı çizgileri aştı' noktasına gelmesi için kaba propaganda makinesini canlı tutmakta" dedi. Bölgenin ABD müttefiklerinden ibaret olmadığının altını çizen Okuyan, "ABD birbiriyle gerilim ve rekabet halindeki bütün müttefiklerini İran savaşına katmak için klavyenin tüm tuşlarına basmış durumda" değerlendirmesi yaptı. TKP Genel Sekreteri'nin paylaşımının tamamı şöyle: " Dün Hande Fırat 'İran’ın Damgan Semnan Eyaleti’nde bulunan Tahran ile Meşhet arasındaki Damgan kentinden Türkiye’ye doğru balistik füze ateşlendi. Balistik füze Irak ve Suriye’yi geçti, NATO ülkelerinin güvenliği için görevlendirilen ve Antalya açıklarında bulunan ABD gemisi tarafından vuruldu, parçası ise Hatay Dörtyol’da bulunan bir yazlığın yapay gölüne düştü.' diye başladı yazısına. Oysa Hatay Dörtyol’a düşenin İran füzesi değil, onu vuran NATO savunma füzesinin parçası olduğu hemen ortaya çıkmıştı. Peki bu herkesin bildiği gerçeği neden Hande Fırat görmezden gelip, İran füzesinin Türkiye’ye düştüğünü yazdı? Ve bununla kalmayıp neden İran’dan fırlatılan füzenin hedefinin Türkiye olduğunu bir kesin hüküm olarak ilan etti? Yazıya göre Ankara bu saldırıyı İran’ın emir komuta zincirindeki dağılmayla açıklama eğiliminde. Şimdilik… Ne kadar ilginç değil mi? Büyük ölçüde doğrudan yönlendirmeyle hareket eden, hele hele böylesi 'güvenlik' konularında inisiyatif alamayacak olan iktidar medyasında iki taban tabana zıt görüş işleniyor ve hatta bu görüşler aynı mecrada yan yana, arka arkaya kamuoyuyla buluşuyor. Bir kesime göre ABD ve İsrail Türkiye’yi savaşın içine çekmek için komplo kurmakta. Diğerleri ise İran’ın Türkiye’yi tehdit ettiğini ve bir noktada Türkiye’nin buna yanıt vereceğini söylüyor. Aynı partinin, aynı iktidar bloğunun sonuçları on yıllara yayılacak bir konuda bu kadar farklı yönlere işaret etmesinin nedeni ne? Ya da bu blok hâlâ nasıl dağılmıyor? E çünkü, bu başlıkta asla ve asla İsrail ile bir işbirliğini içine sindiremeyecek birkaç unsur dışında, iktidar yıllardır yaptığını yapıyor ve bütün olasılıkları elinde hazır tutuyor. Dolayısıyla bizim gibilerin aldığı ABD ve İsrail saldırganlığına karşı ilkesel tutumdan farklı olarak, 'Türkiye’yi savaşa çekmek istiyorlar' diyenlerin önemli bölümü ABD ve NATO müttefikleriyle pazarlıkçı tutum için gerekli 'direnci' oluşturuyor. Diğerleri ise kamuoyunun 'İran da kırmızı çizgileri aştı' noktasına gelmesi için kaba propaganda makinesini canlı tutmakta. ABD birbiriyle gerilim ve rekabet halindeki bütün müttefiklerini İran savaşına katmak için klavyenin tüm tuşlarına basmış durumda. Ama bu bölge, ABD’nin müttefiklerinden ibaret değil. Şu anda karşı konulamaz bir kuvvet gibi hareket eden 'makine'nin yakıtı kibir, küstahlık, adaletsizlik ve öngörsüzlüktür. Dünyanın en kalitesiz yakıtıdır bu ve ne zaman nerede arıza vereceği bilinmez."