Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, on yıllardır süregelen "Küba ne alaka" sorusuna ve bu sorunun ardındaki siyasi akla mercek tuttu. Okuyan, X hesabından paylaştığı yazıda dayanışmanın bir "nostalji" ya da "uzak bir ilgi" olmadığını belirterek, Küba ile dayanışmanın Türkiye’deki mücadelenin organik bir parçası olduğunu vurguladı. Okuyan, 1993 yılında Sovyetler Birliği’nin çözülüşü ve ağırlaşan ABD ablukası altında zor günler geçiren Küba’ya ilaç gönderme çabaları sırasında karşılaştığı eleştirileri hatırlatarak, dayanışmanın tarihsel sürekliliğine dikkat çekti. 'Kimileri kendi ajandaları dışında her şeye nefretle bakmaya alışmış' Okuyan, dayanışma çalışmalarına yönelik gelen "memlekette onca sorun varken bununla mı ilgileniyorsunuz" şeklindeki tepkileri eleştirerek, "Bizim gözümüzü Küba kör etmiş değil ama kimileri kendi ajandaları dışında her şeye nefretle bakmaya alışmış" ifadelerini kullandı. Küba'ya yönelik saldırıların bugün bir soykırıma dönüştüğünü belirten Okuyan, şu değerlendirmede bulundu: "Küba’nın nükleer silahı yok, ABD’yi vuracak füzeleri yok, özetle başka yerlerde yalandan öne sürükleri gerekçelerden hiçbiri yok. Ama Küba’nın sosyalizmi var. 'O sosyalizm yoksulluk ve sefalet getirdi, gittim gördüm' diyenler var; vah vah. Bu efendilerin evini çevirsin birileri, giriş çıkışı engellesin, elektriği kessin bakalım kaç gün sürüyor 'aman' dilemeleri." 'Küba yaşamalı' ABD’nin Küba’ya yönelik saldırganlığının temelinde yatan nedenin "başka bir yaşam kurma iradesi" olduğunu belirten Kemal Okuyan, emperyalizmin bu saldırıyı sınıfsal bir bilinçle yürüttüğünün altını çizdi. Küba’nın yaşamasının dünya halkları için ne anlama geldiğini özetleyen Okuyan, eleştiri getirenlere şu sözlerle seslendi: "Küba yaşamalı. 'Başka bir yaşam mümkün' meydan okuması Kübasız da sürer elbette ama Küba’yla daha kolay, daha güçlü sürer. Küba yaşamalı, 'biz dünyanın biricik hakimiyiz' diye ortalıkta salınan kibirli Yankilerin burnu sürtülsün diye yaşamalı, 100 yaşına giren Fidel Castro’nun anısı için yaşamalı, dünyanın dört bir yanında adaletsizlikle boğuşan milyarlar için yaşamalı. 'Orası çok kötü, ben gözümle gördüm' diyenler siz de çok yaşayın. Yaşayın ki büyük insanlığın sömürü ile birlikte kibir, zorbalık, itaat kültürü, bencillik, güce tapma alışkanlığını nasıl yeneceğine tanık olun." Kemal Okuyan'ın "Küba ne alaka" başlıklı yazısının tamamı şöyle: "Küba ne alaka…" Bunu ilk duyduğumda yıl 1993’tü. Söyleyen bir anti-komünist değildi, Küba’ya özel bir düşmanlığı da yoktu, hatta yaşamının bir noktasında Che tişörtüyle poz vermiş bile olabilirdi. Öyle ya, fi tarihinde, binlerce kilometre ötede kahramanca bir şeyler yapılmış, diktatörler devrilmiş, Yanki’ye kafa tutulmuş, biraz da rom ve puro ve de salsa… 1993’te var gücümüzle ABD ablukası ve SSCB’nin yıkılışı nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşayan Küba’ya ilaç yollamaya çalışıyorduk. Yolladık da. Hem de büyük miktarlarda. İşte o zaman katkı istediğim biriydi “ne alaka” diye soran. “Memlekette onca sorun vardı, bununla mı ilgileniyorduk”… Memleketteki sorunlarla ilgileniyorduk hem de onun tahmin edeceğinden daha çok ama sonuçta beğenmemiş, gereksiz bulmuştu Küba için çabalamamızı. Sonra sık sık karşılaşır olduk “ne alaka”larla. “Sizi buralarda hiç görmüyoruz”, “biraz da şununla ilgilenseniz” tuhaflıklarıyla… Geçenlerde biri “İran için ağzınızı açmadınız, bir şey yapmadınız, Küba nedir” türünden bir laf da etti. Yani yıllardır aynısı, bizim gözümüzü Küba kör etmiş değil ama kimileri kendi ajandaları dışında her şeye nefretle bakmaya alışmış. Birbirine bağlı, hem de sanılandan çok daha fazla bağlı bir dizi başlığa müdahil oluyor, mücadele yürütüyoruz. Belli bir tutarlılıkla, programla, ilkelerle. Küba ile dayanışma bunlardan bir tanesi. Önemli bir tanesi. Çünkü Küba 1959’dan bu yana kafa tutuyor. ABD’nin yanı başında “ben boyun eğmem sana” diyor, devrimin yolundan sapmıyor, eşitlikçi bir düzen olan sosyalizmde ısrar ediyor. Olanakları ölçüsünde… Kaç ABD Başkanı eskitti Küba Devrimi. Her şeyi denediler, denemeye devam ediyorlar. İşgale kalktılar, sivil uçaklarda bomba patlattılar, Castro’yu onlarca kez öldürmeye teşebbüs ettiler, denizin dibindeki kabukluların içine patlayıcı bile koydular, CIA ajanlarıyla isyan çıkarmaya kalktılar, tarımda biyolojik hastalık yaydılar. Olmadı. Garbaçov denen hain SSCB’nin son günlerinde “biz bıraktık bu işleri siz de direnmeyin” diyerek Havana’ya gitti o da gerisin geri döndü. Kabaca on milyonluk ada, direniyor. Onlarca yıllık abluka düpedüz soykırıma dönüşmüş. Ülkenin ihtiyaç duyduğu yakıt, gıda maddeleri, hiçbir şeyin adaya ulaşmasına izin verilmiyor. Küba’nın nükleer silahı yok, ABD’yi vuracak füzeleri yok, özetle başka yerlerde yalandan öne sürdükleri gerekçelerden hiçbiri yok. Ama Küba’nın sosyalizmi var. “O sosyalizm yoksulluk ve sefalet getirdi, gittim gördüm” diyenler var; vah vah. Bu efendilerin evini çevirsin birileri, giriş çıkışı engellesin, elektriği kessin bakalım kaç gün sürüyor “aman” dilemeleri. ABD Küba’ya tek ama tek bir nedenle saldırıyor: Başka bir yaşam kurma iradesi. Ve o kadar sınıf bilinciyle yürütüyorlar ki bu saldırıyı, ancak ve ancak özel şirketlere petrol akışına izin vereceklerini açıkladılar geçenlerde. İran sosyalist değil. ABD’nin işine gelmeyen dış politikası var, muazzam enerji kaynakları var. Oraya da saldırıyor ABD. ”İran ne alaka…” demiyoruz. Filistinliler “yeter” diye ayağa kalktığında zerre ideolojik akrabalığımız olmayan Hamas öne çıktı diye “ne İsrail ne Hamas” da demedik. Yüreğimiz Filistinlilerle atarken, siyonistlere öfkemizi bilincimizle besledik. Direnişi satan kimi “yoldaş”larından farklı bir yol seçen Yahya Sinvar’ın Gazze yıkıntıları arasında ölürkenki duruşuna derin ve içten bir saygı duyduk. Küba yaşamalı. “Başka bir yaşam mümkün” meydan okuması Kübasız da sürer elbette ama Küba’yla daha kolay, daha güçlü sürer. Küba yaşamalı, “biz dünyanın biricik hakimiyiz” diye ortalıkta salınan kibirli Yankilerin burnu sürtülsün diye yaşamalı, 100 yaşına giren Fidel Castro’nun anısı için yaşamalı, dünyanın dört bir yanında adaletsizlikle boğuşan milyarlar için yaşamalı. ”Orası çok kötü, ben gözümle gördüm” diyenler siz de çok yaşayın. Yaşayın ki büyük insanlığın sömürü ile birlikte kibir, zorbalık, itaat kültürü, bencillik, güce tapma alışkanlığını nasıl yeneceğine tanık olun.