Hekimler ve diğer sağlık çalışanları, dün (7 Mart 2026) Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Tabip Odası’nın çağrısı üzerine 14 Mart Tıp Bayramı Haftası kapsamında, Haydarpaşa’dan Kadıköy İskele Meydanı’na kadar bir yürüyüş gerçekleştirdi. Hekimler, yürüyüş sırasında sağlık sistemindeki sorunlara dikkat çekerek çeşitli mesajlar verdiler. Yürüyüşe katılan hekimler, “Hekimlik değerlerini savunmak için birlikte güçlüyüz” ve “Eziyet yönetmeliği istemiyoruz” şeklindeki pankartlar taşıdı. Yürüyüş sırasında şu sloganlar atıldı: “Herkese eşit, ücretsiz sağlık”, "Sağlıkta ticaret ölüm demektir”, “Bakan istifa”, “Sağlıkta şiddet sona ersin”, “Hasta hekim el ele, birlikte mücadeleye”, “Birleşe birleşe kazanacağız”. Yürüyüşe ağırlıklı olarak İstanbul Tabip Odası ile Birlik ve Dayanışma Sendikası üyesi hekim ve sağlık çalışanları katıldı. 'Savaşın olduğu yerde sağlık olmaz' Yürüyüş sonrasında Kadıköy İskele Meydanı’nda bir basın açıklaması yapıldı. İstanbul Tabip Odası Başkanı Dr. Osman Küçükosmanoğlu , 14 Mart’ın tıp tarihindeki önemini hatırlatarak 1919’da tıp öğrencilerinin işgale karşı direniş gösterdiğini vurguladı. Oda Başkanı Dr. Küçükosmanoğlu, bugün Gazze, Suriye ve İran’da savaş ve benzeri tehditlerin devam ettiğini belirterek insanların yaşamını yitirdiğini, sağlık kurumlarının tahrip edildiğini söyledi. Osman Küçükosmanoğlu, savaşa harcanan bütçenin tüm sağlık giderlerini karşılayacağını ifade ederek İran halkı ile dayanışma içinde olduklarını bildirdi. Hekimler de, “Savaşa hayır, barış hemen şimdi” sloganını attılar. Tabip Odası Başkanı Küçükosmanoğlu savaşa ve ticari sağlığa karşı çıktı. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi İkinci Başkanı Dr. Pınar Saip de, savaşın olduğu yerde sağlık olmayacağını belirterek sağlık hizmetinin bir hak olduğunu ancak ticarileşen sistemin bu hakkı engellediğini kaydetti. Saip, 14 Mart’ta tüm Türkiye’den gelen hekimlerle birlikte Ankara’da “Büyük Hekim Yürüyüşü”nü gerçekleştireceklerini bildirdi. Hastaya 5 dakika muayene Daha sonra İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ertuğrul Oruç , basın açıklamasını okudu. Dr. Ertuğrul Oruç, sağlık sistemindeki çöküşün temel nedeninin uzun yıllardır uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Programı olduğunu dile getirdi. Sağlık kurumlarının işletme mantığı ile yönetildiğini belirten Dr. Oruç, sağlık çalışanlarının iş yükünün arttığını ve güvencesiz koşullarda çalışmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Oruç, hastalara da 5 dakikalık bir süre gibi çok kısa zaman ayrıldığını söyledi. Ertuğrul Oruç, hekim ve sağlık çalışanlarının taleplerini de şöyle sıraladı: “Bizler, nitelikli tıp eğitiminin sağlandığı, özlük haklarının iyileştirildiği, emeklilik döneminde insanca yaşam koşullarının güvence altına alındığı ve şiddetin olmadığı bir sağlık ortamı istiyoruz. Hekimlerin hastalarına yeterli zamanı ayırabildiği ve sağlık hizmetinin piyasa baskısından kurtarıldığı bir sistem talep ediyoruz.” Hekimler, dün Haydarpaşa’dan Kadıköy’e yürüdü. Metin Kutal’a saygıyla İş hukuku alanının değerli bilim insanı Prof. Dr. Metin Kutal ’ı (97) kaybettik. Önceki gün (6 Mart 2026) vefat eden Metin Kutal, iş hukuku ve sosyal politika alanındaki bilimsel çalışmalarının yanı sıra sendikal eğitimlere de katkı veren bir sosyal adalet emekçisiydi. Nitekim Metin hocanın anılarının toplandığı kitabının adı da, “Sosyal Adalet Yolunda Bir Ömür” başlığını taşıyordu. 1929 yılında Elazığ’da doğan Metin Kutal, İstanbul Hukuk Fakültesini bitirdi. 1962 yılında toplanan Çalışma Meclisi’nde 1961 Anayasası’nın öngördüğü sendikal yasaların hazırlık çalışmalarına katkı yaptı. Daha sonra profesör olarak İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde ve emekli olduktan sonra da çeşitli vakıf üniversitelerinde öğretim üyeliği görevini sürdürdü. 4857 sayılı İş Kanunu’nun hazırlanmasında katkıda bulundu, 1988’den 2006 yılına kadar da ILO’nun (Uluslararası Çalışma Örgütü) her yıl Cenevre’de toplanan genel konferansında Türkiye Cumhuriyeti adına hükümet kanadının danışmanı olarak görev yaptı. Bireysel İş Hukuku, Toplu İş Hukuku, Endüstri ilişkileri, Sosyal Güvenlik ve Sosyal Politika alanında çok sayıda yayımlanmış makalesi ve basılmış kitapları bulunan Metin hoca, akademik camiada disiplinli ve prensipli çalışmanın abidesi olarak tanınırdı. Profesör Metin Kutal’la 1980’li yılların ikinci yarısında gazeteci olarak tanışma imkanı bulmuş ve çeşitli toplantılarda birlikte olmuştuk. Metin hocam, “Türkiye’de Basın Çalışanlarının Sorunları ve Sendikanın Rolü” başlıklı doktora tezi çalışmama da katkıda bulunmuş değerli bir akademisyendi. Metin Kutal’ın cenazesi, bugün (8 Mart 2026) Üsküdar Karacaahmet Şakirin Camii’nde kılınacak öğle namazını müteakip Kanlıca mezarlığına defnedilecektir. Hocamızı sevgi ve saygıyla anıyorum… Duayen iş hukukçusu Prof. Dr. Metin Kutal