İzmir Gaziemir’deki Ege Serbest Bölge’de faaliyet yürüten Almanya menşeli erkek giyim firması Digel Tekstil’de çalışan TEKSİF üyesi işçilerin sendikasızlaştırma, taciz, mobbing ve sefalet ücretine karşı direnişi, kadın işçilerin mücadelesinin sembollerinden biri haline geldi. 416 gündür yılmadan mücadele eden işçiler, gün geçtikçe hanelerine yeni kazanımları da yazıyor. Sendika üyesi oldukları için işten çıkarılan 15 işçiden 5’inin işe iade davası da kazanımla sonuçlandı. Ağırlıklı olarak kadın işçilerin çalıştığı ve direnişe çıkanların da çoğunluğunu kadınların oluşturduğu Digel’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne giderken, kadın işçilerle bir araya geldik. Nurdan, Mine, Şengül, Yeliz, Bahar, Büşra ve Tuğba ile onları sendikalaşma mücadelesine iten sebepleri ve bir buçuk yılı aşan direniş sürecinin onlara öğrettiklerini konuştuk. Sohbet ettikçe ortaya çıkıyor ki, kadınları sendikalaşmaya iten en önemli sebep, kendileri için artık varoluş mücadelesine dönen haysiyet kırıcı muameleler. Motivasyonları bu kadar mutlak olunca, bir yılı aşkın süre boyunca fabrika önünde yağmur çamur demeden, patronun girişte de bahsettiğimiz yıldırma çabalarına rağmen nasıl direniyorlar sorusunun da cevabı açığa çıkıyor. “Beni tetikleyen ne oldu mesela? Gelinim iş başvurusuna geldi. Yöneticinin ona dediği şey: ‘Sen çok gençsin, yeni evlisin, çocuk doğurursun.’ Bir erkek yöneticinin benim anneliğimle, kadınlığımla yargılaması bardağı taşıran son damla oldu. Sen benim yaptığım işin kalitesiyle, performansıyla değil de, beni kadınlığımla yargılıyorsun, sorguluyorsun. Yani yaptığım işi beğeniyorsun ama ‘Hayır, önce sen bir kadınsın, sen doğurursun, izin alırsın’ diyorsun” diye özetliyor Şengül. “Haklı olduğun bir konuda yaptığın konuşmadan sonra sorgulamadan, hiç alın terini hesaba katmadan iki dakikalık bir kararla kapının önüne koyabiliyorlardı. Evde çekiyorsun, işte çekiyorsun. Yeter artık.” ‘Kadın sanki hep işyerinde, hep evde’ Kadınlardan evde beklenen itaat, işyerinde de bekleniyor. İşyerinden çıkan kadınlar, eve gittiklerinde ikinci vardiyalarına başlıyorlar. Hem ikisinde de çalışmak zorunda oldukları hem kendilerinden uymaları beklenen roller açısından ev ve fabrika arasındaki sınır kadınlar için muğlaklaşıyor. Şöyle özetliyor Yeliz: “İşten çıkmışsın, eve geliyorsun… Yemek yap. Bulaşıkları yıka. Evi toparla. Saat oluyor dokuz. Çocuğuma hiçbir şekilde vakit ayıramıyorum, sağlığımı kaybettim ama sadece eşimin aldığı maaşla da ev geçinmiyor. İşte de boyun eğmen, sesini çıkarmaman bekleniyor. Kadın sanki hep işyerinde. Ya da kadın sanki hep evde.” ‘Biz neler gördük’ zincirini birbirimiz için kırmak Direnişe çıkan işçilerden birinin annesi de Hugo Boss’tan emekli. “Biz neler gördük kızım” demiş kızına direniş başlarken. “Böyle gelmiş böyle gider.” İşçiler hep birlikte “Artık görmeye, böyle gitmesine gerek yok” diye yorumluyor bunu. “Evde eziliyorsun, ekonomik şartlarla eziliyorsun. İşe geliyorsun, baskı, mobbing zaten...” “Biz neler gördük” zincirini dayanışmayla kırmış Digel işçileri. Henüz o gücü bulamayan diğer arkadaşlarının kırabilmesi için de mücadelelerini sürdürüyor. Bahar, “İçeride ailesinden şiddet gören ya da içerideki tacizi, mobbingi duysa eşi tarafından işten alınacak arkadaşlarımız var. Çalışmaya da mecburlar ama susmaya da bu yüzden. Birçoğu gelip diyor, ‘Ne olursun örgütlenmenizden vazgeçmeyin. Biz sesimizi çıkaramıyoruz ama sizin girişinizle güç bulup biz de kurtulacağız’” diyor. Söyleşimizi noktalarken Nurdan ve Mine 2026 yılından ve bu yılın 8 Mart’ından temennilerini dile getiriyor. “2025 yılı tüm yaşananlara rağmen kadın dayanışmasının tavan yaptığı bir yıl oldu. 2026’nın da böyle olacağını düşünüyorum. Kadınlar artık el koyuyor duruma. Siz yapamıyorsunuz, artık çekilin kenara’ diyor. Beceremiyorsunuz, artık biz yapacağız.” İçerideki ve dışarıdaki işçilere karşı yıldırma çabaları: Bizzat MESS avukatlarından mobbing İşçiler 17 Ocak 2025 yılından bu yana mücadelelerini sürdürürken, patron da direnişi yıldırma çabalarına devam ediyor. Direnişteki bazı işçilere patron tarafından, “Dava sonuçlanmadan tazminatınızı biraz da bonus ekleyerek verelim” teklifinin yapıldığı belirtiliyor. Ocak ayında toplu iş sözleşmesi görüşmelerine başlama baskısı yapan patronun bunu işten çıkarılan 15 işçinin kıdemlerinin ödenip gönderilmesi şartına bağladığı ifade ediliyor. Sendika ise masaya oturmanın koşulu olarak işverenin yetkiye yaptığı itirazı geri çekmesini ve işten çıkarılan işçilerin durumunun netleşmesini istiyor. Yıldırma çabaları direnişçilere uygulananlardan ibaret değil, fabrika içinde de mobbing ve baskılar sürüyor. Digel yönetimi, direnişin ardından içerideki işçilere yönelik performans ve kalite baskısını artırarak yeni bir yıldırma sistemi kurmuş. Bu sürecin arkasında ise Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS)’te görev almış avukat ve hukukçuların bulunduğu, bu isimlerin işçilerin performans ve kalite gerekçeleriyle sürekli baskı altına alınmasına dayalı bir sistem kurduğu öne sürülüyor. Ayrıca içeride öne çıkan ya da direnişteki arkadaşları için işe iade davalarında şahitlik yapan bazı işçilerin yapamadıkları işlere verilerek ya da hiç çalışmadıkları bölümlerde eğitim almadan çalıştırılarak baskı altına alındığı belirtiliyor. İşçiler iş güvenliği sorunlarına da dikkat çekiyor: Bir işçi, makinede parmaklarını kıstırarak kopma tehlikesi yaşamış, bir başka işçi ise ayağı kırılmasına rağmen kendi imkanlarıyla fabrikadan ayrılmak zorunda bırakılarak yaklaşık 5 kilometre uzaktaki direniş çadırına yürüyerek gelmiş ve hastaneye direnişteki işçiler tarafından götürülmüş. İşçiler mücadelelerini uluslararası alana taşıyacak Direnişçi işçiler ve sendika önümüzdeki dönemde mücadeleyi uluslararası alana taşımaya hazırlanıyor. Mart sonu-Nisan ortasında uluslararası bir eylem haftası planlanıyor. Bu kapsamda Digel’in Almanya’nın Nagold kentindeki genel merkezi önünde eylem yapılması, ayrıca Almanya’daki mağazalar başta olmak üzere Avrupa’daki satış noktaları önünde protestolar düzenlenmesi planlanıyor. Köln’de bir panel, Stuttgart’ta ise eylem organize edilmesi hedeflenirken; Fransa, Macaristan, Avusturya ve İrlanda’daki mağazalar önünde de protestolar gündemde. İşçiler ayrıca Asya’da da dayanışma eylemleri planlandığını belirtiyor. Amaçlarının direnişi uluslararası kamuoyunun gündemine taşımak olduğunu söyleyen işçiler, patronun direnişi görmezden gelmesine karşı sendikalarıyla birlikte mücadeleyi büyütme çağrısı yapıyor.