Otoriterleşme ve anti-gender rejimler dosyası Son yıllarda dünyanın farklı bölgelerinde yükselen otoriter ve aşırı sağ hareketler kadınların ve LGBTİ+’ların kazanılmış haklarını da hedef alıyor. Kürtaj hakkının hedef alınmasından toplumsal cinsiyet çalışmalarının yasaklanmasına, “aileyi koruma” söylemi altında yürütülen gerici politikalardan LGBTİ+ görünürlüğünü sınırlayan yasalara kadar uzanan geniş bir politika seti, toplumsal cinsiyet alanını siyasal iktidar mücadelelerinin merkezine yerleştiriyor. Birçok ülkede “toplumsal cinsiyet ideolojisi” söylemi, otoriter rejimlerin hem toplumsal rıza üretme hem de muhalefeti bastırma araçlarından biri haline gelmiş durumda. Otoriter rejimlerin güç konsolidasyonu süreçlerinde sıklıkla “aile”, “ulusal değerler” ve “nüfus krizi” söylemleri üzerinden kadın bedenini siyasetin merkezine yerleştirirken toplumsal cinsiyet eşitliği talebi çoğu zaman ulusal kimliğe yönelik bir tehdit olarak çerçeveleniyor. Ancak aynı süreç, feminist ve demokratik hareketlerin yeni dayanışma ağları kurmasına da zemin hazırlıyor. Macaristan Sosyal Bilimler Merkezi’nden araştırma profesörü Judit Takács, Kanada’daki Carleton Üniversitesi’nden Profesör Jennifer V. Evans, CEDAW Komitesi eski Başkanı Profesör Feride Acar ve Siyaset Bilimci Profesör Fatmagül Berktay ile söyleşiler gerçekleştirerek hazırladığımız dosya ile tüm düyadaki otoriterleşme eğilimlerini ve anti-gender hareketleri konuştuk. Söyleşilerde Macaristan’dan Türkiye’ye, Avrupa’dan Kuzey Amerika’ya uzanan geniş bir coğrafyada otoriterleşmenin toplumsal cinsiyet rejimleri üzerindeki etkilerini, anti-gender hareketlerin nasıl örgütlendiğini ve feminist hareketlerin bu saldırılara karşı hangi stratejiler geliştirdiğini tartıştık. Bu dosya, otoriterleşme ile toplumsal cinsiyet karşıtı politikalar arasındaki yapısal ilişkiyi farklı ülkelerden örneklerle tartışmayı ve feminist mücadelenin bugünkü imkânlarını görünür kılmayı amaçlıyor. ***