İran’a devlete giderken Irak’ın kuzeyinden olmak

Rusya’yı yıpratmak için Ukraynalı kanı kullanan ABD, İran için de Kürt kanı istiyor. Trump’ın çağrısının üzerine atlayanların hesap edemedikleri bir nokta var. Irak’ın kuzeyinden, İran’a yönelecek bir askerî harekât, Irak Kürtlerinin Irak Şii’leri ile arasını fena halde bozar. 2017’de Kerkük’te yaşanan Şii-Kürt çatışmalarının daha kanlısı yaşanabilir, Haşdi Şabi ile Peşmerge arasında çatı başta olmak üzere çatışmalar çıkabilir. Tahran, Erbil ve Süleymaniyebaşta olmak üzere Irak’ın kuzeyine füze saldırıları düzenleyebilir, İran Ordusu’nun kara birlikleri hem Barzani hem de Talabani bölgesine bir askerî harekât başlatabilir. Sonuç alınacaksa birileri bu seçeneğin üzerinde durabilir ama 15-20 bin kişilik gücün İran Ordusu’na ve Tahran rejimine verebileceği zarar sınırlı olur, buna karşın İran’ın ve Irak’ın Şii gruplarının Irak’ın kuzeyine verebilecekleri zarar çok daha ağır olur. Nesil Savaşlarda, sosyal mühendislik önemli bir ayaktır, Trump’ın Vietnam Savaşı’nın ikonik afişi “I want you” kokulu çağrıları kolay kolay işe yaramayacaktır. Sonuçta İran’a devlete giderken, Irak’ın kuzeyinden olma,Irak’ta bir iç savaşın fitilini ateşleme riski kolay alınabilecek bir risk değil… Savaşın yayılmasında İsrail parmağı mı? İngilizler açıklama yaptı, Kıbrıs’taki Akrotiri’yi hedef alan Şahid tipi dronun, İran’dan kalkamadığını tespit ettik dediler. Peki o dronu kim attı, İran’ın vekil güçleri mi yoksa savaşa İngiltere ve AB’yi de dahil etmek isteyen İsrail’in bölgedeki devşirdikleri mi? Rum Yönetimi’nin bu meseleyi bahane edip Türkiye’nin veto ettiği NATO üyeliğini hemen masaya koyması ilginç. Daha ilginci, dün Yunanistan medyasında Kıbrıs’taki İngiliz üslerinin kapatılması çağrıları artıyor haberleri vardı. İngiltere de tıpkı Türkiye gibi Kıbrıs’ın garantörlerinden birisi, acaba birileri İngiltere’ye üslerini kapattırıp garanti anlaşmasını sulandırmak, Türkiye’ye de Ada’dan askerini çek baskısı mı yapmaya çalışıyor? Mevcut Rum Yönetimi lideri, bu kadar kapsamlı hamleler yapacak bir siyasetçi kapasitesine sahip değil, o yüzden mutlaka bir akıl vereni vardır. O aklı veren merkez Larnaka havalimanının tüm güvenliğini üstlenmiş İsrail olabilir mi üzerinde durmak lazım. Ancak bu aklı verenler ne İngiltere’yi tanıyorlar ne de Türkiye’yi. İngiltere Kıbrıs’taki üslerinden vazgeçmez, ABD bir uçak gemisi görev grubu için günde 6,5 milyon dolar harcıyor, İngiltere için Kıbrıs’taki üsler sabit uçak gemisi durumunda. İngiltere üslerini çekse bile bu Türkiye açısından bir sonuç doğurmaz zira Garanti Antlaşması halen yürürlükte ve Türkiye ne Doğu Akdeniz’deki haklarından vazgeçer ne de tek hayali Kıbrıs Türkleri denize dökmek olan Kiliseye soydaşlarını bırakır. Türkiye’ye doğru ateşlenen ve düşürülen füze meselesi de biraz karışık. İran bugüne kadar hedef aldığı ülkelere aynı anda birden çok dron ve füze yolladı. Bu füze Tahran’ın klasik gölge oyunu mesajı mı yoksa İsrail’in İran’da bolca devşirdiklerinin işi mi? Netanyahu’nun Dini Lider’in cesedinin fotoğrafını, İranlı bakanlardan önce görmesini sağlayan İsrail lehine çürüme, Türkiye’ye bir füze ateşlenmesini organize edecek yeteneğe de sahiptir mutlaka. Gelelim Azerbaycan’a bağlı Nahçıvan’a düşen dron işine. Tahran biz atmadık açıklaması yapınca, aklıma CENTCOM Komutanı’nın “İran’ın kamikaze İHA tasarımını ele geçirdik” sözleri geldi, Washington o dronların aynısını ürettiklerini zaten açıklamıştı. İsrail medyası İran’ın Körfez ülkelerine saldırmasından mutlu, Tahran’ın gerçek yüzünü gördüler artık İbrahim Anlaşmalarına Suudi Arabistan da katılır diye mutluluk satırları kaleme alıyor. Tahran’ın hatalı stratejisi İsrail’in ne kadar işine yarar göreceğiz ama İsrail’in Trump’ın bir noktada durmasından endişe ettiği ve savaşa başka ülkeleri de katmaya çalıştığı açık. Bu da iki kat daha dikkatli olmamızı gerektiriyor… İdeal seçenek, Başbakan Dendias... Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunları Ankara’nın lehine çözmek için en iyi formül Dendias’ın Atina’da Başbakan koltuğuna oturması. Rekabet ortamında ayakları yere basan bir Başbakan işimize yaramaz, bize Savunma Bakanı Dendias gibi gerçekle bağını koparmış birisi lazım. Dendias tam da böyle bir isim. Gerçeklerle bağını koparmamış olsa, İran-ABD-İsrail savaşını fırsat bilip Türk askerini Kuzey Kıbrıs’tan çıkarma fikrini seslendirmezdi. Ayakları yere basıyor olsaydı, Yunanistan’a silah satan ülkelere Türkiye’ye silah satışını yasaklama şartı getireceğini söylemezdi. Türkiye’ye karşı Yunanistan Ordusu’nu güçlendirme gerekçesiyle başlattığı reform nedeniyle 3 yılda ordudan yüzlerce subayın istifa etmesine neden olan birisinin Yunanistan’a Başbakan olması demek, devlet kurumlarındaki bozulmanın devletin her alanına yayılması demek olur. Ankara için bundan daha ideal bir senaryo olabilir mi? Mevcut Başbakan Miçotakis ve Dışişleri Bakanı Gerapetritis, ayakları yere basan, Yunanistan’ın pozisyonu akılla savunan isimler. Oysa Dendias tam aksi durumda, kişisel hırsları ve Yunanistan’ı yöneten adam olma tutkusu, aklını gölgeliyor, olmayacak işler yapıp, gerçekleşmesi mümkün olmayan cümleler kuruyor, giderek bir hayal pazarlamacısına dönüşüyor. Sorunları çözemediğimiz bir Yunanistan’da, Dendias gibi bir profilin Başbakan koltuğuna oturması Türkiye’nin işine gelir. Öfkeyle kalkan zararla oturur sözünü ya hiç duymamış ya da anlamını bilmeyen birisinden söz ediyoruz sonuçta. Bir Yunanistan vatandaşı olsaydım, iki ülke arasında barışı savunduğum ya da barışa tamamen karşı olduğum pozisyonlarda Dendias’a oy vermezdim zira; barış da savaş da kişisel hırsların ötesinde bir konudur. Bir Türk vatandaşıyım, iki ülke arasındaki barışı savunuyorum ama uzlaşamadığımız bir durumda Dendias’ın Başbakan olmasını savunuyorum. Türkiye için, Yunanistan’ı aklıyla savunan Başbakan Miçotakis ve Dışişeri Bakanı Gerapetritis ile uğraşmaktansa tutkularının esiri Dendias ile uğraşmak hem daha kolay hem de daha kazançlı olur...