DERLEYEN: METİN AKTAŞOĞLU - metin.aktasoglu@milliyet.com.tr / ABD ve İsrail'in saldırılarına karşılık vermeye çalışan İran, Orta Doğu'nun en büyük füze cephaneliklerinden birine sahip. ABD Merkez Komutanlığı'nın (CENTCOM) 2022'de yaptığı tahminlere göre ülkenin 3 binin üzerinde balistik füzesi bulunuyor. Raporlarda altı çizilen isabet sorunlarının ise son 10 yılda büyük ölçüde giderildiği ifade edilirken savaşın geride kalan ilk haftasında bu raporları hem doğrulayan hem de zaman zaman şüpheye düşüren çok sayıda örnek yaşandı, yaşanıyor. ABD ve İsrail'in ve aynı zamanda ABD üslerine ev sahipliği yapan Körfez ülkelerinin endişeleri ise azalmış değil. Bu endişelerin en büyük sebebi devasa bir yüzölçümüne sahip ülkenin hala bir “kapalı kutu” olması. Bilinen kadarıyla İran'ın bir nükleer silahı yok ve kıtalararası balistik füze üretmeye ABD Başkanı Donald Trump'ın iddia ettiği kadar da yakın değiller. Fakat bir başka bilinen detay, İran'ın onlarca yıldır yer altına inşa ettiği dev sığınaklar yani bir nevi yer altı füze üsleri! Haziran ayındaki On İki Gün Savaşı'nda İsrail tarafından hava savunması yerle bir edilen ve modern savaş uçaklarından yoksun olması nedeniyle gökyüzünde savunmasız kalan İran, elindeki eski MiG-29'lar ve 1986 yapımı Top Gun filminden de hatırlanacak ikonik F-14'lerle mücadele etmeye çalışıyor. Haliyle ülke için “alternatif çözümler” İsrail ve ABD saldırılarına karşı konvansiyonel yanıtın bir anahtarı. İsrail söz konusu 12 günlük süreçte mobil ve sabit fırlatma rampalarını da vururken bu “yer altı füze şehirlerinin” önemi bir kez daha ortaya çıktı. ŞUBAT 2025'TE TÖRENLE AÇTILAR Dağların içinde hatta yerine 500 metre kadar altında yer alan bu tesislerin ülke geneline dağılmış olduğu düşünülüyor. El Pais'e konuşan askeri analist Guillermo Pulido, bahse konu tesislerde menzili 2 bin kilometreye kadar ulaşan Hürremşehr-4, Secil ve Şahab-3 gibi füzelerin de barındırıldığını ifade ediyor. Hatırlanacak olursa Şubat 2025'te İran Devrim Muhafızları Ordusu, ülkenin güney kıyılarında inşa edilen yeni yer altı füze üssünün görüntülerini paylaşmıştı. Dönemin Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Ali Rıza Tengsiri'nin katıldığı törenle tanıtılan üssün açılışında konuşan Tümgeneral Hüseyin Selami, “Bu füze şehirleri, gücümüzün bir parçasıdır. Füze şehirlerinin tanıtılması, düşmanların 'hesaplarını daha doğru yaparak kendilerine ve diğerlerine sıkıntı verecek hatalar yapmamaları' için” demişti. Törende “Kadir-380” adı verilen 1000 kilometre menzilli karadan denize fırlatılan gemisavar füzenin denemesinin görüntüleri paylaşılmıştı. Alıntı Metni Tahran, Haziran 2025'teki saldırılara karşılık olarak yüzlerce füze kullanmış olsa da o zamandan beri daha fazlasını ürettiğine inanılıyor ve teorik olarak hâlâ ABD üslerine ve Hürmüz Boğazı'ndaki askeri gemilere veya petrol tankerlerine saldırmaya devam edebileceği kadar "bol miktarda mühimmata" sahip. Uzmanlar ABD ve İsrail'in saldırılarında en önemli noktanın “füze üslerinin imha edilip edilemeyeceği” meselesi olduğunu vurguluyor. İsrail ve ABD, bu yer altı şehirlerinin "giriş ve çıkış noktalarına" ve füzelerin fırlatıldığı “açıklıklara” zarar vermeyi ve bu sayede İran'ın füze fırlatma kapasitesine darbe vurmayı hedefliyor. Giriş-çıkışların vurulması “mobil fırlatma rampalarının monte edildiği” kamyonların da ayrılmasına engel olabilir. İsrail ordusu saldırıların ilk gününde buraları hedeflemiş ve Cumartesi günü Tebriz bölgesinde saldırıya uğrayan hedeflerden birinin, “İsrail'e doğru onlarca füze fırlatılması planlanan bir İran balistik füze birliği üssü” olduğunu açıklamıştı. Uydu görüntüleri de çöken tesisin tünellerinden bazılarını gösteriyordu. Fakat savaşın ilk haftası boyunca Tahran'ın füze gönderme kapasitesinde anlamlı bir azalma yaşanmadığı da aşikar. İran pes etmediği gibi kendince “başarılı” ilan ettiği saldırılara da imza atmış durumda. Bazı analizler ise tüm bu yer altı füze şehirleri hikayesinin aslında gerçekte olanın abartılı bir versiyonu olduğunu öne sürüyor. Hikaye blöf olarak adlandırılamayacak kadar gerçek ancak ciddi bir tehdit unsuru olarak değerlendirilecek kadar da “koz” değil. PEKİ BU ÜSLER NEREDE? İsrail ve ABD tarafından hedef alınan füze üsleri arasında en büyüğü, İran'ın Luristan eyaletindeki Hürremabad'da. Burası, Şahab-3 de dahil olmak üzere karadan karaya ve seyir füzeleri için depolama ve fırlatma üssü olarak hizmet vermekte. Bu üs, On İki Gün Savaşı'nda İsrail tarafından hava saldırılarında hedef alındı. Doğu Azerbaycan eyaletinde ise İran'ın ikinci büyük füze silo kompleksi olan Tebriz tesisi bulunuyor ki geçen Cumartesi, İsrail'in hedef aldığı tesis de bu tesis. Burada depolanan füzelerin daha uzun menzilli füzeler olduğu ifade ediliyor. Başkent Tahran ve çevresi de çok sayıda füze fırlatma üssüne ve komuta merkezine ev sahipliği yapıyor. Başkentten 525 km uzaklıktaki Kirmanşah'ta da üsler mevcut. Burası, ülkenin batı sınırına yakın ve İsrail ile Körfez'deki hedeflere ulaşmak için stratejik olarak konumlandırılmış Kenesht ve Bakhtaran topçu üsleri burada yer alıyor. Kâr amacı gütmeyen kuruluş NTI'a (Nuclear Threat Initiative: Nükleer Tehdit İnisiyatifi) göre ülkenin en büyük füze montaj ve üretim tesisi, İsfahan'da bulunuyor ancak tesisin kesin yeri bilinmiyor. 1980'lerin sonlarında Kuzey Kore ve Çin'in yardımıyla inşa edilen tesis, bileşenler, katı ve sıvı yakıtlar üretirken füze montajında da yer alıyor. Londra'daki Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü'nün bir raporuna göre, İsfahan ayrıca iki füze konuşlandırma üssüne de ev sahipliği yapıyor. Alıntı Metni İran'ın tüm bunların yanında füzeleri yüzeye çıkarmadan da ateşleme yapabilme senaryolarına da hazır. İnşa edilen basit yer altı silolarından ateşleme yapılabiliyor ancak ABD'li yetkililer söz konusu yapıları oldukça ilkel yapılar olarak değerlendiriyor. İran'ın Buşehr eyaletine bağlı Hurmoc'daki tesiste ise raylı sistem kullanılmakta. 2022'de İran tarafından yayınlanan bir videoda tünelin içindeki raylı sistem de görüntüleniyordu. Tüm bu ortaya koyulanlara rağmen yer altı üslerine dair belirsizlikler sürüyor. Bu tesislerin kapasiteleri, çalışma biçimleri ve saldırıların sonucunda son halleri bilinmiyor. Orta Doğu’daki en üst düzey ABD komutanı olan Amiral Brad Cooper da “İran’ın geride kalan balistik füze fırlatıcılarını avlıyoruz. Amaç, onların hala sahip oldukları balistik füze kapasitesini ortadan kaldırmak” ifadelerini kullanmıştı. CENTCOM ise geçen çarşamba günü yaptığı açıklamada, İran’ın füze fırlatma kapasitesinin dört günlük saldırılar sonucunda yüzde 86 oranında azaldığını bildirmişti. Yine de İran'ın kapasitesinin bu denli net ortaya konamayacağını düşünen uzmanlar daha ağırlıkta. İran'ın kapasitesini ve füze yoluyla direnişi ne kadar sürdürebileceğini zaman gösterecek. Kaynaklar: El Pais , WSJ , AA