Üç büyükler arasında oynanan derbiler, sadece üç puan değil, prestij meselesidir! Beşiktaş ile lider Galatasaray sezonun en kritik mücadelesinde karşı karşıya geldiler. Bir tarafta yeni bir hava yakalayan Beşiktaş, diğer tarafta oturmuş kadrosuyla, sezon başından bu yana istikrarını sürdürmek isteyen Galatasaray. Böylesi bir tabloda futbol adına keyifli bir mücadele istemek herkesin hakkı, lamı - cimi yok! Demem o ki, ‘dağ fare doğurmasın’, sakın haaa! Size yakışan da budur. *** Beşiktaş ilk yarıda klasik alışkanlığını sürdürdü maalesef! Kartal, bu yarıda önce el frenini çekti, ikinci yarıda beşinci vitese taktı! Peki, kardeşim, hep ikinci yarılarda mı aklınız başınıza gelecek? Hep yazdık, çizdik, hakem triosu derbinin önüne geçmesin, ‘görünmez adam’ olsunlar diye! Orta hakem Ozan Ergün’ü fena bulmadım. Ne var ki, Sane’nin Rıdvan’ın tandonuna basmasını süzemedi, işi VAR’a bıraktı. Ya VAR olmasaydı? Peki, yardımcı hakem ne iş yapar arkadaş? Dedik ya, Kartal’da jeton geç düşüyor! İkinci yarı o özlenen Beşiktaş sahne aldı, oyunu domine etti, baskıyla adeta tek kaleye çevirdi. Sane’nin 62’de kızarmasından sonra Kartal, kendi çaldı, kendi oynadı adeta. Sayısız kornerler, sayısız fırsatlar, kaçıran kaçırana! Aslında kalesinde ‘geçit’ vermeyen Uğurcan Çakır, ‘duvarına’ tostladılar desek daha doğru... Uğurcan maçı tek başına aldı, takımının üç puanına müthiş katkı sağladı. Tam tamına 37 dakika 10 kişi oynayan Galatasaray, zamana müthiş kullandı. Oyunu iyi soğuttu. Sen fırsatları golle taçlandır, bakalım Aslan zamana oynabilecek miydi? Lider olmanın her türlü donanımını apoletlerinde taşıyor! Yahu arkadaş Aslan’ın en büyük silahı Osimhen, ne zaman, ne yapacağı belli olmayan bir fotoğraftır. Onu gölge gibi takip edeceksiniz, yoksa iki stoperin arasından çıkar; en rahat kafa golünü atar. Evet, derbide mücadele ve heyecan üst seviyede idi... Tribünleri dolduran binlerce taraftar Beşiktaş’tan galibiyet bekledi, olmadı, dünyanın da sonu değil. Kartal’ın ikinci yarıdaki golsüz oyunu, mücadelesi keyif verdi, teşekkürler.