Engelli kadınlara çifte ayrımcılık

Cansu Kaplan - Malatya SES Şube Eş Başkanı 8 Mart’a giderken kadın mücadelesinin en yakıcı başlıklarından biri engelli çalışan kadınların haklarıdır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile engellilik temelli ayrımcılık kesiştiğinde çoklu ve derin bir dışlanma ortaya çıkar. Bu nedenle 8 Mart, en geride bırakılanların sesini büyütme günüdür. Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü engelliliği bir hayır meselesi değil, açık bir insan hakları konusu olarak tanımlar. Engelli çalışan kadınların temel hakları nettir: • Eşit işe eşit ücret hakkı, • Ayrımcılığa uğramama hakkı, • Erişilebilir ve güvenli çalışma ortamı hakkı, • Makul düzenleme talep etme hakkı, • Terfi ve kariyer ilerlemesinde eşit fırsat hakkı, • Sendikal örgütlenme ve temsilde yer alma hakkı, • Doğum, bakım ve sağlık izinlerinden eşit yararlanma hakkı. Ancak hakların kâğıt üzerinde kalması sık rastlanan bir sorundur. İşe alım süreçlerinde önyargılar, düşük ücret politikaları ve erişilebilirlik eksikliği engelleri büyütür. Bunun yanında görünmez bir bariyer daha vardır: Cam tavan. Engelli kadınlar çoğu zaman giriş seviyesinde istihdam edilir, ancak yönetim kademelerine yükselmeleri sistematik biçimde engellenir. Yetkinlikleri sorgulanır, sorumluluk verilmez, liderlik potansiyelleri görmezden gelinir. Hak temelli bir yaklaşım; sosyal yardımı değil, eşit yurttaşlığı esas alır. İşverenlerin makul düzenleme yükümlülüğünü yerine getirmesi, kamu politikalarının kapsayıcı istihdamı güçlendirmesi ve kadın hareketinin engellilik perspektifini merkezine alması şarttır. 8 Mart’a giderken talebimiz açık: Engelli çalışan kadınlar için güvenceli iş, erişilebilir mekânlar ve cam tavanların kırıldığı eşit bir çalışma yaşamı. Eşitlik, en görünmeyenin hakkı teslim edildiğinde mümkündür.