Atan ve Tutan Faktörü

Saha ve seyirci avantajını arkasına alan Beşiktaş karşısında maça istediği gibi başlayamasa da kısa bir süre sonra sahaya ağırlığını koymayı başardı Galatasaray ve kendi oyununu rakibine kabul ettirdi. Tempoyu belirleyen, ikinci topları alan ve oyunu yönlendiren taraf sarı- kırmızılılardı. Solda Jakobs ve de özellikle Barış Alper Yılmaz, Beşiktaş’ın o kanattaki ağırlığını çok iyi değerlendirip söz konusu kanadı adeta hallaç pamuğu gibi attılar. Ama gol diğer kanattan geldi. Sane'nin sağ içten kale önüne yaptığı ortada kendisini unutturan Osimhen, derbinin sonucunu da belirleyecek golü attı. İlk yarıda kadrosunun kalite farkını net olarak sahaya yansıtan Galatasaray’da hemen herkes görevini iyi bir şekilde yerine getirdi. Sarı- kırmızılılarda en göze batan problem top kayıplarıydı. Özellikle Gabriel Sara çok top kaybetti. Leroy Sane ise golün de asistini yapan etkili performansına rağmen savruk bir görüntüdeydi. Bu anlamda 28’de Asllani’ye yaptığı sert hareket sonucu gördüğü kartın rengi sarı yerine rahatlıkla kırmızı olabilirdi hatta olmalıydı. Okan Buruk, onun bu halini değerlendirip kendisini devrenin sonunda ya da ikinci yarının başlarında oyundan alabilirdi. Nitekim Sane, benzer bir hareketi 62’de de yapınca direkt kırmızı kartla oyun dışı kaldı. Leroy Sane gibi bir futbolcuya bu savruk görüntüyü yakıştıramadığımı belirtmek istiyorum. Onun kalitesindeki bir oyuncudan daha sorumluluk sahibi, daha profesyonel bir duruş bekliyor insan. Bu arada yeri gelmişken hakemin de maçın ağırlığını kaldıramadığını belirtmek gerekiyor. Beşiktaş’ın iyi başlayıp Galatasaray’ın bu sekansı yine yatıştırıp oyunun kontrolünü eline almaya başladığı bir anda sarı- kırmızılıların Sane’nin gördüğü kırmızı kartla on kişi kalmaları, derbinin seyrini değiştirdi. Bundan sonraki bölümde, uzatmalarla birlikte 40 dakika boyunca savunmada kaldı Galatasaray. Hatta çoğu zaman ceza sahası çizgisi üzerinde altı kişilik bir savunma çizgisi oluşturdu. 82’deki değişikliklerin ardından da kaleci Uğurcan’ı da sayarsak 7 savunmacı ve bir de savunma ağırlıklı orta saha olarak yeşil zeminde kalan Torreira ile sahada yer aldı sarı- kırmızılılar. Esasen ikinci yarının başında ama özellikle Galatasaray’ın on kişi kaldığı 62’den sonra golü bulabilecek net fırsatlar yakaladı Beşiktaş. Ancak bunları kimi zaman kötü vuruşlar kimi zaman Galatasaray’ın etkili savunması ama özellikle de Uğurcan Çakır’ın başarılı performansı yüzünden değerlendiremedi siyah- beyazlılar. Tabii her iki takım açısından başka önemli faktörleri de unutmamak lazım. Öncelikle iki takımın orta sahaları arasında çok büyük fark oluştu. Galatasaray orta sahası bu ligin çok üzerinde. Bu anlamda Türkiye Süper Ligi’nde orta saha açısından orantısız bir güce sahip sarı- kırmızılılar. Diğer yandan Sergen Yalçın’ın henüz 72’de Cerny’i oyundan çıkartması da bu faktörler arasında sayılması gereken bir hataydı. Sergen Yalçın, neredeyse her maç bunu yapıyor ama bence Beşiktaş’ta her zaman sahada kalması gereken oyuncuların başında geliyor Cerny. Şimdi gelelim çok önemli iki faktöre, atan ve tutan faktörü! Galatasaray’da sahanın neredeyse her yerinde etkili bir mücadele sergileyen Osimhen, çok az top alsa da bunlardan birini gole çevirmeyi başardı. Kaleci Uğurcan Çakır da yaptığı yedi kurtarış ile üç puanın kazanılmasında etkili oldu. Yani futboldaki klasik atan ve tutan faktörü, sarı- kırmızılıların derbiden zaferle ayrılmalarını sağladı. Elbette tüm takımların buradan çıkartmaları gereken dersler var. Galatasaray bu sonuçla Şampiyonlar Ligi’ndeki Liverpool maçı öncesi moral bulduğu gibi takipçisi Fenerbahçe ile olan puan farkını da maç fazlasıyla yediye çıkarttı. Türkiye Kupası’nda da grubunu lider olarak tamamlayarak çeyrek finale kalan sarı- kırmızılılar, üç kulvarda da yollarına emin adımlarla devam ediyorlar. An itibariyle bizlere de tebrik etmek düşüyor. Sezon tamamlandığında durumun nasıl olacağını ise hep birlikte göreceğiz...