8 Mart'tan Clara Zetkin'e bakmak

Emekçi kadınların önemli bir günü olarak 8 Mart, mücadele geleneğimiz içinde ayrıcalıklı bir yere sahiptir. 8 Mart’ın anlam ve önemi dendiğinde ilk akla gelen isim olarak Clara Zetkin’in anısını bu nedenle yad etmek, 8 Mart’a yüklenen anlamın bilince çıkarılması açısından da bir o kadar önemlidir. Genel olarak kadın hakları mücadelesi uluslararası platformda daha çok da işçi sınıfı mücadelesinin gelişmiş olduğu Avrupa’da 19. yüzyılın son çeyreği itibarıyla, bu mücadelenin bir parçası olarak boy verdi. 8 Mart’ı dünya genelinde ezilen ve eşitlik arayan bütün kadınlar açısından aynı bilinç ve inanç ekseninde birleştirme mücadelesinde öncülük ise sosyalist kadın önder Clara Zetkin’e aittir. Kadın hareketinde birliğe giden uzun yolun başlangıcı Her şey II. Enternasyonal’in 1910 yılında yapılan kadın konferansında bir öneriyle başlayıp bitmedi elbet.  Clara Zetkin’in doğup yaşadığı yıllarda ( Doğum T: 1857, Wiederau ) kızların ilkokuldan sonra eğitim görmesi ve bir meslek sahibi olması hoş karşılanmaz, zararlı da bulunurdu. Yoksul köylü ve işçileri, toplumun diğer kesimlerinden (aristokratlar, burjuvalar, az da olsa düzenli geliri olan devlet memurları vs.) ayıran kalın bir duvar vardı. Clara Zetkin’in babası Gottfried Eissner, Wiederau köyünde öğretmendi. Kızının kişisel gelişimde etkili olan anne Josephine Vitale ise kendi babası aracılığıyla Fransız Devriminin eşitlik ve özgürlük değerlerini bilincine çıkarmış biriydi. Clara iki kardeşiyle birlikte temel eğitimini köyde babasından aldı. Aile, çocuklarının meslek edinebileceği bir eğitim görmesi içinse Leipzig’e taşındı. Burada Alman Kadın Derneği’nin kurucularından olan Luise Otto Peters ve Auguste Schmidt’le tanışan anne Josephine, A.Schmidt’in yöneticilik yaptığı kız öğretmen okulunda Clara’nın eğitime devam etmesini sağladı. Yine A.Schmidt’in kadınlar için eşitlik anlayışı öğrencileri üzerinde çok etkili oluyor, Clara da bu hareketi gönülden destekliyordu. Böyle bir çevrede büyümek ve eğitim görmek Clara’nın kadın sorunu konusundaki özel duyarlılığını etkileyip şekillendirdiği düşünülmektedir. Clara ise erkek kardeşi Arthur’un arkadaşının evlerine getirdiği sosyal demokrat bir gazete aracılığıyla ezilenlerin mücadelesinin sınıfsal boyutunu daha farklı bir pencereden görüp tartışır hale geldiğinde, okul yöneticisi A.Schmidt’le ters düşmeye başlamıştı. A.Schmidt,”Korkunç insanlar”, “Halk bozguncuları” dediği sosyalistlerden ayrı durması için Clara’yı ikna etmeye çalışmış ama başarılı olamamıştı. Clara yine o süreçte Leipzig’de eğitim gören Rus öğrenci gruplarından biriyle temas halindeydi.  Kendini Rus işçi ve köylülerinin kurtuluş davasına adayan Ossip Zetkin de bu yıllarda Leipzig’de göçmen olarak bulunuyor ve Rus öğrenci gruplarını düşünceleriyle etkilemeye çalışıyordu. Ossip, Clara’yı burada fark edip onu İşçi Eğitim Derneği seminerlerine katılmaya teşvik etmişti. Clara’nın okulu bitirip öğretmenlik liyakatin aldığı 1878 Almanya’sında sosyalistler üzerinde ağır baskı, takip ve soruşturmalar vardı. İşçilerin aileleriyle birlikte yaşadığı sefalet ise içler acısıydı. Sosyalistlerin örgütlenmesinin önüne geçilmesi için anti-sosyalist yasalar diye de bilinen yasaklar devreye girmişti. Yasaklarla birlikte Ossip Zetkin 1880 yılında Leipzig’den Paris’e sürüldü. Çok geçmeden Clara da Ossip’in yanına geçti ve orada evlendiler. Eğitim görmüş yabancı göçmenlerin gelir kaynağı ise genellikle çeviri ve yazılarından aldıkları telif ücretidir.  Clara ve Ossip’in biri 1883, diğeri 1885 yıllarında olmak üzere iki oğlu olur. Yetersiz beslenme, iki çocuğun doğumu derken Clara 1886 yılında vereme yakalanır ve kardeşinin ısrarı üzerine çocuklarıyla birlikte tedavi olmak için Almanya’ya döner. Ossip Paris’teyken o çocuklarıyla sanatoryumda kalır. Sanatoryumdan çıktıktan sonra bir süre Leipzig’de yaşamaya devam ederek, işçilerin illegal toplantılarında konuşmalar yapar. Paris’e dönüş yolculuğunda işçiler onu çiçeklerle, “Yaşasın Uluslararası Sosyal Demokrasi” sloganlarıyla uğurlar. Eşi Paris’e geldikten sonra Ossip omuriliğinden hastalanarak felç olur. Clara’nın maddi ve manevi yükü çok ağırlaşmıştır. Davasına eş değerde bir tutkuyla sevip bağlandığı, sosyalist aydınlanma uğraşında Leipzig’deki işçi toplantılarında, illegal ortamlarda mücadele yeteneğini yakından takip ettiği öğretmeni, çocuklarının babası Ossip acı çekmektedir. Eşine, çocuklarına bakmak, göçmenlik şartlarında evinin geçimini sağlamanın ağırlığı tüm şiddetiyle üstündedir.  Ossip iki yıl felçli yaşadıktan sonra 1889 yılı ocak ayında vefat eder. O an dünyanın Clara Zetkin’in başına yıkıldığı andır. Büyük bir şok geçirmiş ağlayamamış, çocuklarının feryatlarını duymamış, olanları sessizce izlemiş ve hastalanıp yatağa düşmüştür. Fransız halkı Bastille’nin ele geçirilişinin 100.yılını -14 Temmuz 1889- kutlarken proletaryanın uluslararası temsilcileri de II. Enternasyonal’in kuruluşu için Paris’tedir. Clara bu kutlamalarda acısını belli ölçülerde yenmiş olarak gülümseyebiliyordu.  Kongrenin hazırlık aşamasında sıkı bir çalışma yürüttü. Berlinli kadın işçileri temsil yetkisi de onundu. Çevirmenlik de yaptığı ve yedi gün süren kongrenin altıncı gününde Berlinli kadın işçileri temsilen yaptığı konuşmada önemli noktalara değindi: “Kadın emeği konusunda gerici unsurların gerici görüşlere sahip olmaları, şaşılacak bir durum değildir. Ancak son derece şaşırtıcı olan, sosyalist cephede de kadın emeğine karşı çıkmak gibi yanıltıcı bir görüşe rastlanmasıdır… Sosyalistler şunu bilmelidir ki, mevcut ekonomik gelişmelerde kadının çalışması bir zorunluluktur… Sosyalistlerin her şeyden önce bilmeleri gereken şu ki, sosyal kölelik veya özgürlük, ekonomik bağımlılığa veya bağımsızlığa bağlıdır. (…) Bir işçi nasıl ki bir kapitalist tarafından boyunduruk altına alınıyorsa, kadına da aynısını kocası yapmaktadır. Kadın ekonomik özgürlüğünü almadığı sürece de boyunduruktan kurtulamayacaktır. Ekonomik bağımsızlığı için kaçınılmaz olan koşul da çalışmasıdır. Eğer kadınların özgür insanlar olması, toplumun diğerleriyle aynı haklara sahip birer birey haline getirilmesi isteniyorsa, ne kadın emeğini ortadan kaldırmaya, ne de kısıtlamaya gerek vardır. Ancak belirli durumlarda, bazı özel istisnai durumlarda… (…) Erkeklerin yardımı olmaksızın, hatta çoğu zaman erkeklerin itirazlarına rağmen, kadınlar, sosyalizm bayrağı altına girmiştir, hatta şunu da itiraf etmek gerekir ki, bazı durumlarda kendi iradelerinin dışında, salt ekonomik koşulların açıklıkla kavranmasıyla o yöne doğru istemsizce sürüklenmişlerdir. Fakat artık bu bayrağın altındalar ve orada kalacaklar da! Bu bayrağın altında eşit haklara sahip insanlar olarak kabul edilmek için savaşacaklar!” II. Enternasyonalin kuruluş etkinliğinde, dünya işçi sınıfı temsilcilerinin bulunduğu bir yerde kadınların ezilmişliğine ilişkin böylesi bir konuşmanın tarihi değeri çok önemlidir. Clara 1890’da anti-sosyalist yasanın yürürlükten kaldırılmasından sonra Stuttgart’a dönmüş olarak emekçi kadın hareketini işçi sınıfının sosyalist mücadele bayrağı altında toplama sorumluluğunu derinden hissediyordu. Partisinde (Alman Sosyal Demokrat Parti) eline böyle bir fırsat geçmemişti ama yayıncı olan Dietz, Die Arbeiterin (İşçi Kadın) gazetesinde kendisine bu yolda bir sorumluluk tanınmıştı. Kadınların daha çoğunun harekete katılmasında ve uluslararası birliğe doğru sistematik şekilde adım atabilmesinde İşçi Kadın gazetesinin Clara Zetkin için önemi büyük olmuştur. Yasakların kalkmasıyla sosyalist hareketin serpilerek büyümesi, kadın çalışmalarını da olumlu yönde etkiledi. Alman Sosyal Demokrat Parti, kadın hareketi paralelinde 1891 yılında oluşturduğu programa kadınların politik, ekonomik, hukuksal açıdan tam eşitliği talebini de koymuştu. Sosyalistlerin o günkü bakış açısına göre bu önemli bir adımdı. Parti, kadın hareketinin gelişimini etkilemek yönlendirmek için nihayet Gleichheit ( Eşitlik ) adlı bir kadın dergisi çıkarma kararı aldı. Birinci elden sorumluluk Clara Zetkin’in olacaktı. İşçi Kadın gazetesinden sonra kadın hareketine doğru bir bilinç ve yön vermede Clara için Eşitlik’in varlığı çok önemliydi. 1891 yılı sonunda derginin ilk sayısı çıktı. Derginin yayın politikası, kadınların sendikal hareket ve SDP’nin seçim propagandası çalışmalarında etkisini hemen gösterdi. Kadınların yolu açılıyor, her yerde eşitlik talebi çoğalıyor 1893 yılında II Enternasyonalin Zürih’te yapılacak olan ikinci toplantısı için sosyalist kadınlar delege olarak C.Zetkin’i görevlendirdi. Aynı süreçte Düsseldrof’ta sosyal demokrat yedi kadın yasak bir dernek ( Düsseldrof Kadın Ajitasyon Komisyonu ) kurmakla mahkemeye çıkarılmıştı. Kadınlar ilginç bir savunma yaparak, başkanı olmayan bu oluşumun yasak bir dernek sayılmayacağını belirtiler. Yargıca göre "olmayan dernek" feshedilmezdi ama yine de kadınlar cezalandırılmalı, birlik yasaklanmalıydı. Kadınlar yılmayıp kararı temyiz ettiler. Aynı süreçte sosyal demokrat kadınların temel haklar konusunda başlattığı tartışma ve mücadele ülke gündemini etkiledi SDP Reichstag’da ilk kez kadınlar için seçim hakkı istedi. Clara Zetkin kadınları talebe sahip çıkmaya çağırdı. Devlet ise bu mücadeleye Kadın Ajitasyon Komisyonu ve Berlin’de kadınlar için kurulmuş eğitim derneğini yasaklayarak karşı çıktı. Bunun üzerine kadınların demokratik haklarına ilişkin çalışmaları hız kesmeden illegal olarak da yürütüldü. Polis takibine karşı kadınlar mücadele içinde önemli deneyim kazandılar.  Önde gelen kadınlara karşı yıldırma davaları hükümsüz kaldı.  Clara’nın önderliğinde yürütülen çalışmalarla kadınlara dayatılan gericilik süreç içinde ters tepti.  Ancak Sosyal Demokrat Partinin ilk kadın konferansı 1900 yılında gerçekleştirilebilmiştir. 1908 yılında ise kadınların aleyhine olan dernek tüzükleri feshedilebilmiş, kadınlar partilere üye olma, toplantılara katılmaya hak kazanmıştı. Hem işçi kadınların talepleri, hem kadınların genel hakları konusunda Gleichheit yol göstericiydi. Örneğin işçi kadınların o süreçteki öncelikli talepleri gazetede şöyle geçiyordu: "İş süresinin kısaltılması, anneler ve çocuklar için koruma kanunlarının çıkartılması, fabrikalara kadın denetimcilerin yerleştirilmesi; üretimi evinde yapan kadın işçilerin koşullarının iyileştirilmesi; uşaklık düzeninin kaldırılması; çocuk sömürüsünün bertaraf edilmesi." Tüm bunların yanında 1908’de abone sayısı 84 bin olan Eşitlik tek yanlı bakış açısına sahip bir dergi değildi. Siyasal süreç ve kadınla ilgili makaleler dışında, gençler ve çocukların eğitim ve gelişimini yakından ilgilendiren kültürden sanata her konuda bilgilendirici, tanıtıcı, eğlendirici yazılar da içeriyordu. Clara dergi dışında emekçi kadınların toplantılarına da katılıp bilgi ve tecrübesiyle onlara daha yakın oluyordu. Bu mücadelede Emma İhrer, Ottilie Baader, Margarete Wengels, Agnes Wabnitz, Auguste Eichhorn de Clara’nın yakın yoldaşlarıydı. Ayrı ayrı yerden bir yere C. Zetkin, SDP’nin kadın yayın organı işleriyle ne kadar meşgul olursa olsun onu asıl ilgilendiren konu emekçi kadınların birliğiydi. Eline geçen her fırsatı, bu zemin için kullanmak, bu yöne kaydırmak arayışı ve inancıyla değerlendiriyordu. 1896 yılında Londra’da yapılan uluslararası işçi ve sendika kongresinde bunun çabasını göstermiş ama sonuca ulaşamamıştı. Bu yöndeki önemli bir olanağı ise 1907,18 Ağustos’ta Stuttgart’ta yapılan uluslararası konferansta yakaladı. Clara ve yoldaşları kongreden bir gün önce İtalya, Rusya, Hollanda, Belçika, Fransa,  İngiltere ve Hindistan da dahil olmak üzere 15 ülkenin kadın delegeleriyle ortak bir toplantı yaptı. Bu önemli toplantı tarihe I. Uluslararası Kadın Konferansı olarak geçti. Toplantıya katılan delegeler, kadın çalışmaları ve sorunları hakkında bilgi verdikten sonra, üzerinde hem fikir oldukları ayrı bir nokta vardı ki o da kadınların uluslararası birliği ve hareketi için gerekli şartların mevcudiyetiydi. Ve bir adım daha atıldı. Toplantı sonrasında Clara’nın sekreterliğinde enternasyonalin bir parçası olarak uluslararası bir kadın bürosu kuruldu. Ayrıca Gleichheit de aynı zamanda kadınların uluslararası yayın organı olacaktı.  Bu çalışmalarla yolun nereye varacağını bilen bir Clara; yanı başında ise II.Enternasyonal’in 1893 yılı kongresinde tanıştığı Rosa Luxemburg ve öncü diğer kadın yoldaşları vardı. I. Uluslararası Sosyalist Kadın Konferansı, etkisini kadınların gelmiş olduğu ülkelerde kendini göstermişti. Konferanstan sonra ülkesine çekilen kadınlar işçi sınıfının davası ve kadınların hak mücadelesine ait sorumluluklarına dört elle sarıldılar. 1908 yılında kadınlar üye oldukları partilerin propaganda ve ajitasyon çalışmaları yanında kadınlara seçme hakkı tanınması mücadelesinde çok daha etkili olmaya başlamışlardı. 1910 yılına gelindiğinde Avrupa’da ve özelde ise Almanya’da yoğun kitle eylemleri vardı. Alman emperyalistlerinin “ulusal çıkar” temelinde başlattığı savaş kışkırtıcılığı partide reformist eğilimleri ortaya çıkarmıştı. Rosa ve Clara partiyi içten kemiren bu sapmalara karşı da mücadele etti. Gerek Rosa ve gerekse Clara’nın sesini kesmek, kadınlar üzerindeki etkisini zayıflatmaya çalışıyor ve kadın konferansının Clara önderliğinde yapılmasını istemiyorlardı. Aynı yıl, yani 1910 yılı ağustosunda Kopenhag’da II. Uluslararası Sosyalist Kadın Konferansı yapılacaktı. Her türlü zorluğa rağmen Clara konferansa Eşitlik dergisinin ikinci redaktörü Kate Duncker ile gitti.  Amaçları kadınların savaşa karşı tavır almaları ve halklar arasında barışçıl bir ortamın sağlanmasını savunmalarını istemekti. Konferansa 17 ayrı ülkeden gelen kadınlar, uzun uğraşlarının sonucu olarak bir arada olmayı başarmanın, önlerine yeni ufuklar koymuş olmanın gurur ve mutluluğu içindeydiler. Kendilerine uluslararası boyutta önderlik eden C.Zetkin’le bir arada olmak onları ayrıca kendine güvenli kılıyordu.  Şimdi sıra kadın için bir başka acil önem taşıyan sorunların çözümü doğrultusunda harekete geçme zamanıydı. Kongrede kadınların emperyalistlerin savaş çığırtkanlığı yapmalarına karşı durulması, Çarlığa karşı Finlandiya’nın bağımsızlık mücadelesinin desteklenmesi kararı alındı. Kadın işçilerin ve çocukların güvenli sağlıklı yaşamı, kadının oy kullanma hakkını her yerde elde etmesi önemli gündemin sorunlardandı. II.Enternasyonal’in Uluslararası Sosyalist Kadın Konferansını kadınlar açısından tarihi kılan yan ise dünya genelinde ortak bir mücadele ve dayanışma günü tayin etme kararıdır. Clara Zetkin konferansa gelirken bunun tam zamanı olduğu düşüncesindeydi. Amerikalı sosyalist kadınlar 1910 Şubat’ında kendi ülkelerinde bir eylem günü yapmışlardı. Bu bilinci dünya geneline oturtmak gerekti.  Bu çerçevede Kate Duncker ve Clara, eşitlik ve barış için uluslararası kadınlar günü önerisini sundular ve kabul edildi. O haliyle öneri kadınların kendi ülkelerinde anlamı olan bir tarihi gösteri günü haline getirmeleri şeklindeydi. ABD’li kadın emekçilerde 8 Mart 1857’de fabrikada yanan kadınların anısı için 8 Mart’ı eylem günü yapma inancı vardı. Öneri kongrede kabul edilse de, kararın tarihi değerinin o anda anlaşılması zordu. İlk sosyalist kadınlar günü 1911 yılı Şubat ve Mart ayında 5 ülkede gerçekleşmeye başladı.  Almanya ve Avusturya’da 19 Mart’ında (1848 devrim şehitleri anısına işçi gösterilerinin yapıldığı gündü) yoğun gösteriler yaptılar. Eylemler Danimarka, ABD, İsviçre, Avustralya ve daha birçok ülkede gerçekleşti. Clara, Eşitlik dergisindeki bir yazısında kadınlar günü etkinliğine o yıl bir milyon dolayında kadının katıldığı haberini verdi. 1.Dünya savaşı yılları emekçi sınıflar için yaşamanın dahi normal seyretmediği yıkım yıllarıydı. Clara, hemfikir olduğu yoldaşlarıyla partideki savaş yanlılarına karşı mücadele yürütürken kadınları da savaşa karşı örgütlemeye çalıştı.  23 Şubat 1917’de Rusya’da kadınlar savaşın getirdiği yıkıma karşı üzerinde sadece “Ekmek İstiyoruz” yazılı dövizlerle St.Petersburg’da ayağa kalktılar.  Jülyen takvime göre 23 Şubat miladi takvimde 8 Mart’a denk geliyordu. Gösteriler birkaç gün içinde tüm ezilenleri içine alarak gittikçe daha da yoğunlaştı ve Çarlığın devrilmesiyle sonuçlandı. C. Zetkin’in doğduğu yıl New York’ta 8 Mart 1857’de diri diri yanan işçilerin anısı da kadınların belleğindeki yerini koruyordu. 1921’de Moskova’da Clara Zetkin’in de katıldığı Komünist Enternasyonal Konferansında, kadın örgütlenmesi de ele alındı. 8 Mart’ın emekçi kadınlar için ortak eylem günü olması gerektiği bu kongrede belirginlik kazandı. Clara Zetkin’in kadının kurtuluşu yolundaki mücadelesi 1921’de Batı Avrupa kadın bürosu temsilcisi olması ve Komünist Enternasyonal için kadın dergisi çıkarma görevi ile yoluna kaldığı yerden devam etti.