Yunanca dan devşirdiğimiz “ Nato kafa nato mermer ” deyimini bilirsiniz. Buradaki “ na to ” malum NATO değil. Orijinali “ Na to kefali, na to mermari ” (İşte kafa, işte mermer) olan deyim, Ege ’nin iki yakasında da bir şey anlatılamayan, anlamak istemeyen, söz dinlemeyen, anlayışsız, kalın kafalı kişiler için kullanılır. “ Ne söylesen boş, kafa mermer gibi taşlaşmış ” anlamında… Üçüncü haftasına giren savaşla ne alaka diyorsanız, önce “ otopilot ”u anlatmam lazım. Bu ifade, Guardian ’ın diplomasi editörü Patrick Wintour ’a ait. Liderleri öldürülmesine ve başa yaralı Hamaney ’i getirmelerine rağmen İran ’ın savaş makinesinin “ otomatik pilotta çalışabildiğini ” yazmıştı. “ natopilot ” ise bana ait. Babasından daha sertlik yanlısı bilinen Oğul Hamaney ’in, neredeyse ailesinin tümünün öldürüldüğü bir saldırıdan yaralı olarak kurtulmasının ardından dini lider seçilmesi, ordunun başkomutanı olması net bir mesajdı: Rejim değişmeyecek ve savaşmaya devam edeceğiz! Artık bir numaralı karar verici olan Mücteba Hamaney ’in sağlık durumu belirsiz. Daha ilk günden tüm üst düzey karar vericilerin ortandan kaldırılan her ülke “ kafası kesik tavuk gibi ”, stratejik bir amacı olmaksızın savrulur dururdu. İran ’da böyle olmadı! Tersine, İran ’ın savaş makinesi ve sistemi, savaşın üçüncü haftasına girerken “ başsız ” kalmasına rağmen, belli bir stratejiyle adeta “ otopilot ”ta çalışıyor! “ Başkomutanlık ” yerine hedefler konusunda net “ başlar komutanlığı ”nın konduğu “ mozaik savunma ” sistemi ve merkezi komutanın sürekli yönlendirmesine gerek duymayan bölgesel birliklerin otonom hareket kabiliyetiyle saldırılara yanıt veriyor. İran ’ın son saldırıları, stratejisinin asimetrik bir savaş yürüterek rakipleri üzerindeki ekonomik maliyeti olabildiğince artırmak olduğunu gösteriyor. İkinci haftada Körfez genelinde altyapı ve ulaşım ağlarına ve enerji arzının kısılmasına yol açacak hedeflere odaklandı. Dubai ’deki finans merkezlerine attığı füzelerle, emperyalist saldırganlığın “ en yüce değerleri para ”yı vuruyor. Böylesi bir yıpratma savaşı için de “ otopilot ” gayet yeterli! İran ’ın kayıpları belli, gizlemesi kolay değil. İsrail-ABD tarafının kayıplarını ise bilemiyoruz. Müthiş bir sansürle gizleniyor. Kayıplara savaşı “ otopilot ”la sürdürenlerin mi yoksa “ natopilot ”la sürdürenlerin mi daha uzun dayanacağını kestirmek mümkün değil. Ancak, üçüncü haftaya girerken, asıl kafası kesik tavuğa benzeyenin “ natopilot ” olduğunu söyleyebiliriz. “ Na to kafalar ” Trump ve Netanyahu işlerin çok iyi gittiğini söyleseler, Washington ’da “ İlk saat içinde iş bitmişti ” açıklamaları yapılsa inanan yok. Trump her gün bir öncekiyle çelişen yeni bir açıklama yapıyor. Emperyalistlerin “ süper güç ”leriyle gökyüzünü kontrol etmeleri karşısında, emperyalistler kadar küresel kaygısı olmayan İran ’ın karadan gönderdiği füzelerle, ucuz dronlarla epey can yaktığı ortada. ABD Savaş Bakanı Hegseth ’in “ Hava gücümüzün her dalgasıyla birlikte gökyüzü üzerindeki kontrolümüz artıyor ”, “ av daha da hassas, güçlü ve ölümcül hale gelecek ”, “ bu adil bir dövüş değil... biz onları yere düştüklerinde yumrukluyoruz ” gibi böbürlenmeleri “ na to kafalar ”ın gizlenemeyen ahlaksızlığının da ifadesi. Okul vurup çocukları katleden Trump ’ın, “ Şimdi ben, Amerika Birleşik Devletleri’nin 47. Başkanı olarak onları öldürüyorum. Bunu yapmak ne büyük bir onur! ” demesinin onur mu onursuzluk mu olduğunu tarih yazacak. Bu savaş ne zaman ve nasıl biter bilemiyorum. Ancak, Wintour ’un analizinin son cümlesiyle bitirirsem , “otopilot ”la “ natopilot ” arasındaki bu savaşta “ dümeni olmayan bir ülke varsa, şimdilik o İran değil. ”