Evet, hakem hataları, verilmeyen fauller, verilmeyen penaltılar, kasıtlı hamleler, korumalar, korunmalar, MHK, Federasyon… İstediğimiz kadar buraya bahane üretebiliriz. Haklı olunan noktalar tabii ki var. Ama neticede futbolun saha içi taktiksel yönüyle ilgili konuşmak nedense kimsenin işine gelmiyor. Olay sürekli saha dışındaki olaylara çekiliyor. Neyse ki Avrupa kupaları var… Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi, bu bakımdan sadece taktiksel analizinin yapılmasının zorunlu olduğu alanlar olması, bilgi ile donanımın mecburi kılındığı için biraz rafine edilen alma özelliğinden dolayı bizi biraz zorluyor. İyi ki de zorluyor… Belki dikkatinizi çekmiştir; Dünya Kupası zamanında nedense yorumcuların yüzde doksanı yıllık izinlerini kullanır. Çünkü sistemlerle ilgili konuşmak lazım, oyuncularla ilgili konuşmak lazım, ekollerle ilgili konuşmak lazım, ülkelerle ilgili konuşmak lazım… lazım yani! İşte bu noktalar bünyeye fazla geliyor. Galatasaray-Liverpool maçı da böyle bir maçtı. Oyun bakımından tadına doyum olamayacak kadar analize muhtaç bir maçtı. Şu an maçı izleyen herkese hakemle ilgili bir şey sorsanız, ayrıntı vereceğini sanmıyorum. Çünkü oyunun içinde yoktu! İşte bu yüzden maç üzerine konuşmak son derece keyifli olacak. Öncelikle iki takımın da saha içi bölge ve yarım alan oyunlarına baktığımızda, Galatasaray’ın Liverpool’a göre daha bütüncül oynadığını söyleyebiliriz. Özellikle Liverpool’un sol kanat yarım alan oyunlarındaki kırılmalar oyuna direkt etki etti. Klopp’tan sonra göreve gelen Arne Slot, mirası yedikten sonra kendi inisiyatifini bu sene kullanmaya başladı. Ve istediği transferleri yapmasına rağmen geçen senenin çok gerisinde kaldı. Özellikle Wirtz transferinin Liverpool’un kadro bütünlüğüne göre tartışılmaya açık bir tercih olmasının haklılık yanı çok fazla. Wirtz, 10 numara donanımları olan bir oyuncu. Szoboszlai, Gravenberch ve Mc Allister üçlüsü ile merkez oyunu tercih edildiğinde, Wirtz’i sol kenarda oynatmak yüksek kalibreli maçlar için sıkıntılı bir tercih olmaktadır. Çünkü Wirtz her pozisyonda içe, yani 10 numara merkezine hareket etmesinden dolayı Kertez yalnız kalmakta ve ikili yarım alan oyunları sağ tarafta olduğu gibi işleyemedi. Maçta, Kertez Barış ile başa çıkmak için oyuna giremeyince sol kanat organizasyonu boş kaldı. Üstüne sağ kanattaki Salah’ı da Jacobs iyi marke edince, oyun bütünlüğü bu noktada bozulurken, sürekli merkeze, Galatasaray’ın en kuvvetli olduğu yere yönelme zorunluluğu ortaya çıktı. Tek yönlü bu oyun Galatasaray için büyük bir avantaj yakalamasına neden oldu. Bir de Arnold’dan sonra sağ bek sorunun hâlâ devam etmesi lig sıralamasındaki yere direkt etki etmektedir. Premire Lig takımları iç sahada seyirci etkisiyle performansları farklı bir boyutta top oynamaktadır. Bu eksiklik Avrupa kupaları deplasmanlarında genelde kötü sonuçlar almalarına neden olsa da, oyun partnerleri ile iç sahada başka bir şekle bürünmektedir. Galatasaray’da ise Osimhen’i farklı bir yere koyarsak, asıl değişkenlik Sara’da oldu. Okan Buruk tarafından sürekli 6,5 ile 8 arasında oynatılmaya çalışılan Sara, ne zaman 8 ile 10 arasına geçti, performansı değişti. Hem Osimhen’e partner olması hem de kaleye yakın olarak topu kullanması takımın gücünü yukarı taşımakla birlikte, zamanın ve topun kıymetini bilmesi oyunun da hızlanmasına neden oldu. Galatasaray'ın bek ve kulübe sorunun çözülmüş olması her iki ligi çok rahat götürmesine neden olmaktadır. Galatasaray’ın bu seviyede mücadele etmesi tesadüf veya büyük fedakârlık değil, bizzat harcanan paraların karşılığı olmak zorunluluğunda değerlendirmek daha doğru yaklaşım olur. Galatasaray’ın takım değeri 345 milyon avro. Liverpool ise 1 milyar avro. Fakat Bodo Gilimt’in de 57 milyon avro. Galatasaray Türkiye seviyesinin çok üstünde para harcadı ve inanılmaz borçlandı. Bu yılki transfer zararı 139,57 milyon avro. Bir tek Osimhen’e harcadığı para televizyon yayın gelirlerinin toplamından fazla. Liverpool ise ciddi gelir, mali disiplin ve satış kârıyla Avrupa’nın en iyi finansal modellerine sahip kulüplerden biri oldu. 2024-2025 sezonu 17,6 milyon avro kârlı kapattı. Galatasaray’ın toplam borcu 297 milyon avrodur. Yani 22,75 milyar TL. Artık başarı saha içindeki performansın yanında bunu sürdürebilir finansal bir yapının devamıyla ölçülmektedir. Galatasaray hâlâ bu başarılı grafiği finansal anlamda doğru yönetme kurgusuna sahip olamadı. En büyük yatırım buraya yapılması gerekir. Maçtaki en anlamlı hareket, TRT’nin görüntüyü vermemesine ve yoğun bir savaş döneminde olunmasına rağmen Liverpool taraftarının Mustafa Kemal’in “yurtta sulh, cihanda sulh” sözünün pankartını açmasıydı.