Tugay Soykan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, yerel yönetimlere yönelik operasyonların BirGün için değerlendirdi. Zeybek, “Ekonomik baskılarla diz çöktürülemeyen belediyeler, şimdi ‘ak yargı’ eliyle işlevsizleştirilmeye çalışılıyor ancak bunun hesabını halk sandık başında mutlaka kesecek” dedi. Zeybek’in değerlendirmesinde şu ifadeler yer aldı: “Cumhuriyet Halk Partisi, bugün ülke nüfusunun yüzde 65’ini yönetme sorumluluğunu omuzlarında taşıyor. Ancak bu demokratik yetki devri, iktidar kanadında bir uzlaşı kültüründen ziyade, yargı gücünün siyaseti dizayn etmek için kullanıldığı baskıcı bir süreci tetiklemiş durumda. Süreç, önce ekonomik bir "silkeleme" operasyonuyla başladı. Sosyal Güvenlik Kurumu, vergi daireleri ve İller Bankası payları üzerinden yapılan kesintilerle belediyelerin nefesi kesilmeye çalışıldı. Ancak belediyeler, bütçe yönetimindeki şeffaflık ve yüksek performans kriterleriyle bu mali engelleri aşmayı başardı. Yatırımların hızla tamamlandığını ve halk nezdindeki memnuniyet oranlarının arttığını gören iktidar, bu noktadan itibaren strateji değişikliğine giderek yargı yolunu bir "algı operasyonu" aracı olarak kullanmaya başladı. Bugün İstanbul, Adana ve Antalya merkezli yürütülen operasyonlar, hukuki bir dayanaktan ziyade siyasi bir tasfiye çabasını andırıyor. Özellikle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı üzerinden yürütülen süreçler, "siyasal kimliği tescilli" isimlerin yargının kilit noktalarına getirilmesiyle anayasal düzlemde ciddi tartışmalar yaratıyor. İktidar, saha örgütlenmesine güvenmek yerine, adeta AK Parti’nin "yargı kolları" gibi hareket eden bir mekanizmaya sığınmış durumda. İktidarın "ya istifa et bize katıl ya da tutuklanacaksın" şeklinde özetlenebilecek baskı politikası, halk nezdinde beklenenin aksine bir etki yaratıyor. Tutuklamalar yoluyla hedeflenen "itibarsızlaştırma" stratejisi çökmüş; aksine, bu isimler halkın gözünde yerel ve ulusal kahramanlara dönüşmüştür. Toplumun yüzde 65-70’i, hedef alınan belediye başkanlarına olan desteğini artırarak sürdürüyor. DÜŞMAN HUKUKU Bolu’da iddia sahiplerinin şikâyetçi olmadığını beyan etmesine rağmen devam eden tutukluluk hali, İstanbul’da yüzlerce sanıklı davaların keyfi ve ağır aksak yürütülmesi, hukuk devleti ilkesinden ne denli uzaklaşıldığının somut göstergeleri. Tahliye olan belediye başkanlarının görevine dönememesi ve belediye meclislerinin iradesinin kayyumlarla gasp edilmesi, "düşman hukuku"nun yerel yönetimlerdeki kalıcı uygulaması haline getirilmek isteniyor. AK Parti, artık kurumsal istişareyi kaybetmiş, dar bir kadronun "güvenlikçi ve baskıcı" kararlarına hapsolmuş bir yapıya bürünmüştür. Kendi yerel örgütlerinin sokağa çıkamaz hale geldiğini gören Saray, tek çözüm yolunu baskıyı artırmakta buluyor. Ancak bu otoriterleşme ve yalnızlaşma süreci, aslında bir çöküşün en net belirtisidir. Zulmün ve baskının arttığı bu dönem, sayılı günlerin sonunda milletin iradesiyle sona erecektir.”