Bir kadrajda buluşanlar

Gaybubet ne demek acaba araması yapıp giriyorum salona. Kaybolmak demekmiş, gaybubet etmek, çekilip gitmek, görünmez olmak, yok olmak. “Gaybubet Şehri”, eski İstanbul’da bir zamanlar var olan, artık yok olup gitmiş olanlar üzerine üç hikâye anlatıyor. Farklı zamanlarda geçse de Pera’da bir fotoğraf stüdyosunda birleşen üç hikâye: Türkiye’nin ilk kadın stüdyo fotoğrafçısı Maryam Şahinyan’ın Çiçek Pasajı’nda 50 yıl (1935-1985) yaşattığı meşhur Foto Galatasaray’da. İlki Manoli, azimli bir çırak. Beyoğlu’nda çalıştığı manav dükkânının kıymetli müşterisi Maryam Hanım’a yaz ortasında kırmızı elma bulmak için hali birbirine katacak kadar azimli. O zamanlar tabii meyvelerin mevsimi var. Leman, kadınların çalışmasına pek de alışık olunmazken üniversite bitirip kimyager olmuş, yaşadığı çevreye fazla gelen zekâsıyla kendi bedeni üzerinde intihar deneyleri planlayan bir kadın. Şu maddeden şu kadar içiversem, şundan bu kadar eklesem ne olur acabayı merak etmekte. Bir de “Kıbrıs Türk’tür Türk kalacak” nidaları sokakları inletirken müşterisi Maryam Hanım’ın iyi olup olmadığını. Terzi Mediha ise kocasını yeni kaybetmiş, onun yarım kalan siparişlerini yetiştirmeye çalışırken bir yandan bu bir kadın için fazlasıyla geniş kalıplı, pullu payetli giysileri kimin giyip Foto Galatasaray’da Maryam Hanım’a poz verdiğini merak ediyor. Bir an önce Beyoğlu denen şer yuvasından kurtulup nezih bir muhitte dükkân açmak niyeti. Sokaktaki çatışmalar ve duvardaki sloganlar ise onun mazbut dünyasına tamamen yabancı. Burçak Çöllü’nin kaleme aldığı, Kumbaracı50’nin Sanem Öge’nin rejisi ve İstanbul Tiyatro Festivali iş birliğiyle ‘İstanbul Mon Amour’ projesi için hayata geçirdiği “Gaybubet Şehri”, kesişim noktaları Foto Galatasaray, Maryam Şahinyan ve İstanbul’ın ‘öteki’leri olan bu üç hikâyeyi üç oyuncunun ağzından katman katman açılan bir kurguyla anlatıyor seyirciye. Sahnede yan yana üç sandalye, birer anlatıcı ve ellerinde anlattıkları hikâyeye dair objeler. Manoli’de (Ceyda Akel) bir kasa elma, Leman’da (Gülhan Kadim) deney tüpleri, Mediha’da (Özlem Türkad) dikiş malzemeleri. Arkalarındaki duvarda anlatılanlara dair Ai ile üretilmiş fotoğraflar canlanıyor. Hepsi hepsi bir saat süren, tarihimizde nelerin ‘gaybubet etmesine’ seyirci kaldığımız üzerine düşündüren bir oyun. Varlık Vergisi, 6-7 Eylül olayları, Kıbrıs Savaşı, İstanbul’un 50 yılda değişen demografik yapısı, Maryam Hanım’ın kadrajında bir arada hepsi. Final sorusu ise vurucu: “Biz bunca komşuyla, bunca ahbapla, bunca ömürlük memleketimizde nasıl oldu da bu kadar yalnız kaldık?” Not: Sivaslı Ermeni bir bürokrat torunu olan Maryam Şahinyan stüdyoyu devrettikten sonra arşivi Aras Yayıncılık’ın sahibi Yetvart Tomasyan’ın deposuna taşınmış, burada 20 yıl beklemiş. Tayfun Serttaş’ın eline geçene kadar... Serttaş ve ekibinin bakımını yapıp dijital ortama aktardığı fotoğraflar 2012’de SALT Galata’nın ‘Açık Arşiv’ projesiyle seyirciye sunuldu, Aras Yayıncılık’tan da “Foto Galatasaray” adlı kitap yayımlandı. Bir not daha: Kumbaracı50’nin seyirciyi Foto Galatasaray stüdyosuna davet ettiği “Bozmayın Çekiyorum” (Uyarlayan, Yöneten: Candan Seda Balaban) da bu hikâyenin tamamlayıcısı. Hatta seyirci iki oyun için kombine bilet alabiliyor. Gaybubet Şehri Yazan, Müzik: Burçak Çöllü / Metin Düzenleme ve Dramaturji: Sanem Öge/ Yöneten: Sanem Öge / Oynayanlar: Ceyda Akel, Gülhan Kadim, Özlem Türkad / Işık Tasarımı: Yiğit Sertdemir/ Fotoğraf Enstalasyon Tasarımı: Sanem Öge, Gök-su Karamahmutoğlu / Ai İmaj Üretimi: Yiğit Sertdemir, Sanem Öge/ Kostüm Danışmanı: Başak Özdoğan / Yönetmen Yardımcısı: Göksu Karamahmu-toğlu / Oyun Fotoğrafları: Murat Dürüm / Ses-Işık-Görüntü Uygulama: Sena Canbazoğlu