Donald Trump, İsrail'i yanına alıp İran'a saldırdı. İran direnince şaşırdı. Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiği, İran'ın resmi bir kapatma kararı almasına gerek kalmadan aksayınca ve enerji fiyatları fırlayınca daha da şaşırdı. Boğaz'ı zorla açmak istedi, ABD donanması "yapamayız" diye reddetti. Bu defa Trump, tüm dünyayı, el birliğiyle, kendi yarattığı belayı çözmek üzere gemi göndermeye ve ABD'ye omuz vermeye davet etti. Görünüşe göre, ABD'nin en yakın müttefikleri dahi çağrıyı reddetti. Ama daha kötüsü, yine görünüşe göre, ABD'nin en yakın müttefikleri dahil birçok ülke, İran'ın Hürmüz üzerindeki fiili kontrolünü kabul etmiş durumda ve Tahran'la "izin pazarlığı" yürütüyor. Trump’ın elindeki "yenilmezlik" imajını feda etmek pahasına attığı son adımlar beklediği etkiyi yaratamadı. ABD için çember, verili dengeyi değiştirecek bir hamle yapmaksızın geçen her saatle biraz daha daralıyor. 'Yenilmezlik' miti çöküyor Krizin merkezinde, Trump’ın "dünya tarihinin en büyük donanması" olarak nitelendirdiği ABD deniz gücünün bölgedeki acziyeti yatıyor. Ancak bu durum stratejik bir beklemeden çok, kaçış halini almış durumda. Çin merkezli uydu şirketi MizarVizion’un yayınladığı son görüntüler, USS Gerald R. Ford’un, Husi füzelerinin menzilinden kurtulabilmek için Kızıldeniz’in ortasında, Cidde açıklarına kadar güneye çekildiğini gösteriyor. Bu gerileyişin en dramatik örneği ise Umman Denizi'nde yaşandı. Haftanın başında İran kıyılarına sadece 350 kilometre mesafede konuşlanan USS Abraham Lincoln, İran tarafından hedef alındıktan sonra Salale kıyılarına kadar çekildi. Amirallerin Hürmüz’ü zorla açma konusundaki çekimserliği de ABD’nin sahada gerilediğini doğruluyor. ABD donanması, petrol tankerlerinin “Hürmüz’den geçişimize refakat edin” taleplerini reddediyor. Trump “İran’ın 60 gemisini batırdık, Hürmüz güvende” dese de hiçbir gemi boğazı geçmeye cesaret edemiyor. Yalan çıktı: Trump'ın 'Hürmüz koalisyonuna' kimse katılmıyor Bu sıkışmışlık içinde Trump, Cumartesi günü yaptığı çıkışla diplomatik bir illüzyon yaratmaya çalıştı. "Birçok ülke, Boğaz'ın açık ve güvenli kalmasını sağlamak amacıyla, ABD ile eşgüdüm içinde bölgeye savaş gemileri gönderecek" diyerek, arkasında devasa bir koalisyon varmış gibi konuştu. Ancak bu cümlenin hemen ardından gelen "Umarım Çin, Fransa, Japonya, Güney Kore, İngiltere ve diğer ülkeler de bölgeye gemiler gönderir" temennisi, aslında ortada bağlanmış bir anlaşma olmadığını, aksine bir imdat çağrısı olduğunu tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Trump’ın bu emrivakisi, karşılık bulmak bir yana, sert bir reddedişle karşılandı. Almanya, Japonya ve Avustralya bölgeye gemi gönderme talebini geri çevirdi. Fransa ve İtalya'nın Hürmüz’den geçebilmek için İran'la temaslara başlama girişimi de dolaylı bir ret anlamına geliyor. Yani "birçok ülke gemi gönderecek" iddiası dümdüz bir yalan olarak ortada kaldı. Trump'ın veto yediği tek alan donanma değil. Norveç ülkeye nükleer silah yerleştirilmesine izin verilmeyeceğini duyurdu, İsviçre de ABD’den gelen 2 keşif uçuşu talebini reddettiğini bildirdi. NATO sopasıyla tehdit etti Ancak Trump uluslararası bir koalisyonla Hürmüz’ü kontrol etme planında ısrarcı. Son olarak NATO üzerinden tehditler savurdu. Bir süredir hegemonya savaşında ABD’nin omzuna binen maliyeti Avrupalı müttefiklerine pay etme girişimlerinde bulunan Trump, bir kez daha aynı kozu oynadı: "Bizim yanımızda olmuyorlar, şimdi de yapacaklarından emin değilim. Eğer Avrupa ve diğer müttefiklerimiz Hürmüz Boğazı'nı açmak için bize destek vermezse NATO'yu çok kötü bir gelecek bekliyor." Hürmüz krizini NATO’nun bekasıyla eşdeğer tutan Trump, bir kez daha Hürmüz’ü tek başına açamayacağını kabul etmiş oldu. Aslında Trump, uluslararası koalisyon çağrısıyla ABD’nin "yenilmezlik" imajını feda etmişti. Karşılığındaysa hem savaşın yükünü dağıtmayı hem de boğazı başkalarının gemileriyle açmayı hedefledi. Ancak bu “fedakarlığı” şimdilik boşa gitmiş görünüyor. Üstelik Trump’ın beklediği gibi bir direnç tetiklenmedi, aksine dünyanın kalanı Tahran yönetimiyle yeni bağlar kurmaya başladı. İran'la masaya oturana Hürmüz açılıyor İran’ın Hürmüz üzerindeki fiili otoritesi, sessiz ve derinden bir kabule dönüşüyor. İran, sıkça dile getirdiği "Aslında boğazı kapatmadık" vurgusuyla, aslında kapıyı tamamen kilitlemek yerine, kapının anahtarını elinde tuttuğunu ve kimlerin geçebileceğine kendisinin karar vereceğini dünyaya gösteriyor. Çin ve Bangladeş gemilerinin Hürmüz’den geçişine izin veriliyor. Geçtiğimiz günlerde Hindistan da izin için İran’ın kapısını çaldı. Hindistan Başbakanı Modi ile İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan arasındaki görüşme, bölge medyasında yer verilen kulis bilgilerine göre oldukça sert geçti. İsrail'e büyük destek veren, ABD çizgisine yakın ve Çin'le gerilimli olan Hindistan’ın geçiş izni talebi reddedildi. Hindistan daha savaşın ilk günlerinde tatbikat için Sri Lanka’da bulunan İran gemisinin koordinatlarını ABD ile paylaşmış, Trump ise tatbikat kuralları gereği kendini savunacak herhangi bir mühimmatı bulunmayan geminin vurulmasını emretmişti. Modi-Pezeşkiyan görüşmesiyle birlikte Hindistan’a suç ortaklığı hatırlatılmış oldu. Ardından dün duyuldu ki, Basra Körfezi’nde mahsur haldeki 2 Hint gemisinin Hürmüz'den geçişine izin verilmesine karşılık, ABD yaptırımları kapsamında bir süredir Hindistan’da alıkonulmuş bulunan 3 İran tankerinin serbest bırakılması için takas anlaşması yapıldı. Benzer sinyaller Ankara’dan da geliyor. Hürmüz’de Türk şirketlere ait 15 gemi bulunuyor. Bu gemilerden henüz sadece biri boğazı geçebildi. Bunu “gerekli koordinasyonlarla” sağladıklarını söyleyen Ulaştırma Bakanı Uraloğlu, İran’la pazarlık masasına oturulduğunu ele verdi. Petrol tekelleri bastırıyor Trump'ı "çözüme" sürükleyen bir hamle de içeriden geldi. ABD'li enerji tekelleri Exxon Mobil, Chevron ve ConocoPhillips'in CEO'ları, Beyaz Saray'a uyarı niteliğinde bir ziyarette bulundu. Petrol fiyatlarındaki artış bir yönüyle şirketlerin kârını artırsa da dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği bu koridorun kapalı olması, üretimi de önemli ölçüde olumsuz etkiliyor. Üretim Irak'ta yüzde 70, Birleşik Arap Emirlikleri'nde yüzde 50'den fazla düşürüldü. Katar’ın LNG üretimini tamamen durdurmasıyla dünyada sıvılaştırılmış doğalgaz arzının yüzde 20'si kesildi. Savaşın ilk gününden bu yana fiyatı yüzde 60 artan petrolün 120 doları bulması muhtemel. Anahtar hâlâ İran'ın elinde Sonuç olarak Trump, "Hürmüz’ü açma" vaadiyle çıktığı yolda, müttefiklerini zorlayarak ve NATO’yu tehdit ederek elindeki birçok kozu masaya sürdü. Ancak bu hamle, ABD’nin bölgedeki fiili etkisizliğini gizlemek yerine daha da görünür kıldı. Dünya, Hürmüz’ün kapandığı bir senaryodan ziyade, Hürmüz’ün anahtarının Tahran’a geçtiği bir senaryoyu kabullenmiş görünüyor. Eğer Trump, bu fiili durumu tersine çevirecek yeni bir hamle yapmaz ve Hürmüz’deki bu seçici geçirgenlik halini kabul ederse, İran “şah-mata” gidebilir.