25 Temmuz 2024 tarihinde İstanbul Çatalca’da Akalan Mahallesi sahilinde görev yapan cankurtaranlar, kıyıda başıboş bir jet-ski fark ettiler. Aracın yanında yaklaştıklarında, üzerinde silah veya mühimmat benzeri şeyler olduğunu gördüler. Jandarmaya haber verildi. Jandarma geldi, aslında bunun bir jet-ski değil insansız deniz aracı olduğunu ve patlayıcı yüklü olduğunu tespit etti. İstanbul Valiliği, “Olay yeri, güvenlik çemberine alınmış, çevrede bulunan vatandaşların da güvenlik çemberinin dışına çıkarılmaları sağlanmıştır. 3 metre boyunda, 1 metre genişliğinde olan ve Karadeniz’in kuzeyinden geldiği değerlendirilen insansız deniz aracı, bölgeye intikal eden S.A.S. timleri tarafından güvenlik altına alınmıştır” açıklaması yaptı. Basına yansıyan tüm haberlerde, devlet kaynaklı olduğu anlaşılan bir bilgiye dayanılarak, “Yapılan ilk incelemede, Ukrayna donanmasına ait olduğu tahmin edilen jetskinin sürüklenerek Çatalca sahiline ulaştığı düşünülüyor” ifadesine yer verildi. Kimi çok bilmiş uzmanlar, takip eden günlerde sosyal medyada veya televizyon ekranlarında Ukrayna ordusunun insansız araç teknolojisi ve kullanımı üzerinde ahkam kesti. Sonra konu unutuldu gitti. Meğer CIA çok korkmuş Önümüzdeki günlerde ABD’de “Maven Projesi” isminde bir kitap yayımlanacak. Kitap, soL’da geçtiğimiz hafta üzerinde durduğumuz , ABD ordusunun yapay zeka kullanımı üzerine bir inceleme. Kitabın yazarı, gazeteci Katrina Manson, 13 Mart’ta kitaptan hareketle Bloomberg’de bir yazı yazdı. ABD ordusunun yapay zekayla ilişkisini anlatan yazıda, işte girişte aktardığımız, Çatalca’da bulunan aracın kime ait olduğu sorusu da yanıtını buldu. Yazının ilgili kısmı şöyle: Pentagon'un dron üreticileri, arka planda sessiz sedasız birkaç farklı otonom silah programı üzerinde daha çalışıyordu. Donanma bütçe belgelerine göre, Deniz Araştırmaları Ofisi tarafından yürütülen Goalkeeper adlı bu programlardan biri, "hükümet tarafından sağlanan otonom yazılımlar ve yardımcı sistemlerle" donatılmış "seferi dolanan mühimmatlar" üzerine yoğunlaşıyordu; yani insan müdahalesi olmadan uçabilen, kendi hedefini seçebilen ve saldırabilen dronlar. Whiplash adlı bir diğer program ise, ABD'nin deniz araçları sektörünün çok spesifik bir alanındaki hakimiyetinden faydalanmayı amaçlıyordu: jet skiler. Whiplash programı, 600 adet jet skiyi bomba taşıyan robotlara dönüştürmek üzere yola çıkmıştı. Programa aşina bir kaynak bu durumu, "Amerika'da çok fazla jet ski var, bu yüzden onları silahlandırabilmemiz harika bir şey" sözleriyle açıklıyor. Konuya yakın kaynaklara göre CIA, Goalkeeper ve Whiplash sistemlerinin ilk versiyonlarını Karadeniz'de, Ukrayna açıklarında gizlice test etti. (Teşkilat, bu konudaki yorum taleplerine yanıt vermedi.) Temmuz 2024'te patlayıcı yüklü gizemli bir jet ski Karadeniz'in karşı kıyısında, Türkiye'de karaya vurduğunda ise Pentagon deşifre oldukları paniğine kapılmıştı. Böylece ABD'nin, Montrö'yü değiştirme ve Karadeniz'i bir savaş bölgesine dönüştürme isteğine dair tartışma, şimdiye kadar üzerinde durulmayan bir boyut ortaya çıkmış oldu.