15 Mart’ta Amsterdam’da Kadın Dayanışma Komitesi’nin (KDK) Hollanda’daki kuruluş toplantısı gerçekleştirildi. Hollanda Kadın Dayanışma Komiteleri tarafından organize edilen etkinliğe yaklaşık 130 kişi katıldı. Toplantıya Hollanda Yeni Komünist Partisi (NCPN) ve partinin gençlik örgütü de katılım gösterdi. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle düzenlenen etkinlikte kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin yalnızca bir güne sığmadığı vurgulandı. Açılış konuşmasında kadın emeğinin toplumların ayakta kalmasındaki belirleyici rolüne dikkat çekilirken, kadınların hâlâ eşitsizlik, güvencesizlik ve ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığı ifade edildi. Toplantıda ayrıca İran ve Lübnan’a karşı yürütülen emperyalist saldırılar kınanırken, uzun süredir abluka altında bulunan Küba halkıyla dayanışma mesajı paylaşıldı. ‘Kadınlar örgütlenmeden bu düzen değişmez’ Etkinlik, Kadın Dayanışma Komiteleri adına Hande Gündoğdu’nun çevrimiçi katılımıyla yaptığı konuşma ile devam etti. Gündoğdu konuşmasında kadınların işyerlerinde sömürü, ev içinde görünmeyen emek yükü ve artan şiddet tehdidiyle karşı karşıya kaldığını belirterek bu sorunların bireysel değil toplumsal olduğunu vurguladı. Kadın Dayanışma Komiteleri’nin kadınların yalnız olmadığını göstermek ve ortak mücadele alanları yaratmak amacıyla kurulduğunu ifade etti. ‘Kadına yönelik şiddete karşı mücadele büyütülmeli’ Toplantıda söz alan KDK üyesi ve avukat Demet Yaman Er, Hollanda’da kadına yönelik şiddetin boyutlarına ilişkin veriler paylaştı. Yaman Er, Hollanda’da her yıl ortalama 43 kadının öldürüldüğünü ve faillerin büyük bölümünün mevcut ya da eski partnerler olduğunu hatırlattı. Ayrıca yalnızca 2025 yılının ilk altı ayında ulusal ihbar merkezi Veilig Thuis’e yaklaşık 66 bin aile içi şiddet ihbarı yapıldığını belirtti. Kadına yönelik şiddetin bireysel değil yapısal bir sorun olduğunu vurgulayan Yaman Er, kadınların yaşam hakkını savunmak için örgütlü mücadelenin önemine dikkat çekti. Konuşmasının sonunda kadınları mücadeleye çağıran Yaman Er, İstanbul Sözleşmesi’nin yalnızca hukuki bir metin değil, kadınların yaşam hakkını savunmanın önemli bir aracı olduğunu belirterek şu çağrıyı yaptı: “Kadına yönelik şiddet politiktir. Bu nedenle bu sözleşmenin uygulanmasını talep etmek ve kadınların yaşam hakkını savunmak için birlikte mücadele etmek zorundayız.” ‘Dayanışmayı büyütmek için örgütlenmeliyiz’ Etkinlikte söz alan KDK üyesi Derya Yaldır, Hollanda’ya göç ettikten sonra yaşadığı deneyimleri paylaşarak kadın dayanışmasının önemine dikkat çekti. Dil bilmeden yeni bir ülkeye gelmenin, çocuk büyütmenin ve çalışmanın zorluklarını anlatan Yaldır, birçok göçmen kadının benzer sorunlarla karşı karşıya kaldığını söyledi. Kadınların yalnız kaldıklarında bu zorluklarla baş etmekte zorlandığını ancak dayanışma içinde olduklarında güç bulduklarını ifade etti. Kadınların birlikte örgütlenmesinin önemine dikkat çeken Yaldır konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Kadınlar yalnız kaldığında zorlanıyor, birlikte olduğunda güçleniyor. Hiçbir kadının kendini yalnız ve çaresiz hissetmemesi için Kadın Dayanışma Komitesi’ni birlikte büyütmeliyiz.” ‘Kadın mücadelesi sınıf mücadelesidir’ Toplantıda Hollanda Yeni Komünist Partisi’nin (NCPN/CJB) gençlik örgütü adına Stella da söz aldı. Stella konuşmasında kapitalist toplumda kadınların hem işyerinde hem de ev içinde sömürüyle karşı karşıya kaldığını belirterek kadınların özgürleşme mücadelesinin emekçi sınıfın mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti. Kadınların ve emekçilerin birlikte örgütlenmesinin daha eşit ve adil bir toplum için gerekli olduğunu söyleyen Stella, “Kadın mücadelesi aynı zamanda sınıf mücadelesidir” dedi. Dayanışma şarkılarla büyüdü Konuşmaların ardından etkinlik Nâzım Hikmet Kültür Merkezi Oda Korosu’nun seslendirdiği şarkılar ile devam etti. Etkinlik, Kadın Dayanışma Komitesi’ne yeni katılan kadınlarla birlikte Hollanda’da KDK çalışmalarını büyütme ve dayanışmayı güçlendirme çağrısıyla sona erdi: “Daha eşit bir dünya, daha özgür bir yaşam ve daha adil bir toplum için kadınlar örgütlenmeye devam ediyor.”