İyi seyirler: Çatlı

Bildiğimiz bir hikâyenin, baştan yazılan versiyonu bu hafta vizyonda olacak: Abdullah Çatlı’nın hikayesi. Memleketin büyük çoğunluğu onu, 3 Kasım 1996’da Susurluk’ta kamyona çarpan otomobilden çıktığında tanıdı. Kaza o dönemin manşetlerinde “devlet-mafya-siyaset ilişkisi” diye tanımlandı, mafyadan kasıt Çatlı’ydı. Araçtan 3’ü ruhsatlı 7 tabanca, susturucular, çok sayıda mermi ve şarjör, sahte araç plakası çıktı. Çatlı’nın üzerinde kokain bulundu. Bugün baştan yazılan senaryonun gerçeğine bakalım: Lisede Ülkü Ocaklarıyla tanışan Çatlı’nın ilk suç kaydı 1977 tarihli. Solcu öğrencilere ve polise ateş açmaktan… Sonrasında da suç kayıtları artarak devam etti. Örneğin cezaevinden kaçırdıkları Mustafa Pehlivanoğlu, 5 kişinin öldüğü, 14 kişinin yaralandığı Balgat katliamı emrini Çatlı’dan aldıklarını anlattı. Hacettepe öğretim üyesi Doç. Dr. Bedrettin Cömert’in öldürülmesiyle ilgili davada da Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesi, “azmettirici” suçlamasıyla Çatlı hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkardı. BAHÇELİEVLER KATLİAMI Yedi TİP’li öğrencinin vahşice öldürüldüğü saldırının emrini de o verdi. 8 Ekim 1978’deki Bahçelievler katliamında iki öğrenci silahla vurularak yol kenarına atıldı, evdekilerden biri boğularak diğerleri silahla vurularak öldürüldü. Evdeki silahsız öğrencileri öldüren Haluk Kırcı, katliam günü ne yapacaklarını adım adım kendilerini sokakta bekleyen Çatlı’ya sormuştu. İPEKÇİ CİNAYETİ Hakkında bir arama kararı daha çıkarılınca İstanbul’a taşındı, yeraltı dünyasının büyük oyuncularıyla tanıştı. Sonradan çok yakın olacağı Oral Çelik ve Mehmet Ali Ağca’yla da burada tanıştı. Milliyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi, Bulgaristan üzerinden eroin karşılığında Türkiye’ye satılan ABD silahlarını ve silah ticaretinde Ülkücülerin bağlantısını araştırıyordu. 1 Şubat 1979’da öldürüldü, katillerden biri Mehmet Ali Ağca’ydı. PAPA SUİKASTI Çatlı 23 Kasım’da Ağca’yı Kartal Maltepe Askeri Cezaevinden kaçırdı. Eşi Meral Çatlı, Ağca’nın bu kaçış sonrası 20 gün evlerinde kaldığını, Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul’un Reis / Gladio’nun Türk Tetikçisi kitabında anlattı. Ağca daha sonra Çatlı’nın kendisine hazırlattığı sahte pasaportla yurtdışına çıkarıldı ve malum papa suikastı gerçekleşti. Polis, suikast silahını Ağca’ya veren Ülkücülere, Çatlı’nın telefon defterindeki isimlerden ulaşmıştı. 12 EYLÜL Çatlı darbenin ardından yurtdışına çıktı. 1982’de ABD’ye yaptığı iddia edilen yolculuk, 1996 yılında Sabah, Yeni Yüzyıl ve Hürriyet gazetelerinde haber oldu. İtalyan kontrgerilla şeflerinden istihbaratçı Francesco Pazienza’nın avukatı, yıllar sonra Aydınlık gazetesine yaptığı açıklamada, “Amerikalılar Çatlı’yı koruyordu. CIA ve Avrupa istihbaratlarıyla çalıştı” dedi. ASALA Oral Çelik Susurluk komisyonunda, ASALA eylemlerinde Çatlı, kendisi ve iki kişinin daha görev aldığını söyledi “ASALA’yı biz ortadan kaldırdık” dedi. Karşılık olarak Balgat ve Bahçelievler katliamları sanıklarıyla hapisteki bazı siyasetçilerin serbest bırakılmasını istediklerini söyledi: “Serbest bırakılmasını istediklerimiz arasında Haluk Kırcı da vardı.” Bu eylemler çerçevesinde bir Ermeni anıtı bombalandı, Yunanistan’da o dönem örgütten çıkarıldığı söylenen ASALA lideri Agop Agopyan öldürüldü. Diğer bazı Avrupa kentlerinde gerçekleşen bombalamaların da bu ekibin işi olduğu ileri sürüldü. Eski MİT’çi Enver Altaylı katıldığı 32. Gün programında, devletin ASALA’ya karşı bir grup oluşturduğunu kabul etti. MİT’çi "Mete Bey" lakaplı Metin Günyol, Ercan Çitlioğlu’nun “Ölümcül Tahteravalli” kitabında Abdullah Çatlı ile ilk kez Viyana’da buluştuğunu söyledi, “Daha ziyade istihbari ve lojistik anlamda görev teklif ettim. Kabul etti. Bazı küçük operasyonlarda görev aldı” dedi. MİT İstanbul Bölge Başkanlığı’ndan emekli olan Nuri Gündeş ise Susurluk Komisyonu’nda ASALA’yı kendi iç çekişmesinin bitirdiğini açıkladı. Mehmet Eymür de komisyonda, “Nuri Gündeşler kullandı onları. Hiçbir şey de yapmadılar. ASALA’yı bitirdik hikayeleri palavra, yalan. Fransa’da bir mezarlıktaki anıta bomba koydular. Başka yaptıkları bir şey de yok” dedi. UYUŞTURUCU Papa suikastının ardından Oral Çelik’le birlikte gittikleri İsviçre’deki Olten Kültür Derneği, Basel savcılığı iddianamesinde “uyuşturucu ticaretinin organize edildiği merkez” olarak tanımlanıyordu. Eymür, “Çatlı’yı bazı işlerde kullandık, uyuşturucu ticareti yaptığını öğrenince vazgeçtik” demişti. Ancak Çatlı ve arkadaşlarının uyuşturucu ticareti yaptıkları bu eylemlerden önce de biliniyordu. Oral Çelik’le birlikte Fransa ve İsviçre’de eroin lojistiğinde görev aldılar. Ekiplerinden Şeref Benli İtalya’dan getirdikleri 3 kilo eroinle İsviçre’de yakalandı. Davada Çatlı’nın adı suç örgütü üyeleri içerisinde sıralandı. Çatlı da Paris’te çantasındaki yarım kilo eroinle yakalandı. 4,5 yıl Fransa’da cezaevinde kaldı. Cezası bitince yine uyuşturucu kaçakçılığından yargılandığı İsviçre’ye iade edildi. Burada hapishaneden kaçtı, 1990 yılında Türkiye’ye sahte kimlikle döndü. ŞİRKETLER Dönüşte Beşiktaş Nüfus Müdürlüğünden resmi yollarla Mehmet Özbay kimliğini aldı. Aynı isimle ehliyet de çıkarttırdı. Ülkücülerle tekrar bir araya geldi. Kardeşi Zeki Çatlı’nın ortağı olduğu tıbbi malzeme ve tekstil şirketlerinin ortaklardan biri de Haluk Kırcı’ydı. Sağlık Bakanlığı teftiş kurulu Başkan Yardımcısı Namık Erdoğan, şirketin Bakanlıktan aldığı ihalelerde birtakım yolsuzluklar tespit etti ama araştırmasını tamamlayamadı. 1994’te işten evine dönerken kaçırıldı, cesedi Kırıkkale yakınında, Kızılırmak kenarında bulundu. Başına ve göğsüne isabet eden 3 kurşunla öldürülmüştü. BOTAŞ’tan petrol çamuru ihalesini iki kez kazanan Baysa şirketinin yönetim kurulunun başında da Mehmet Özbay, yani Çatlı vardı. CİNAYETLER 1994’te Mehmet Özbay kimliğiyle hem Yeşil Pasaport hem silah ruhsatı aldı. Meclis Susurluk Araştırma Komisyonu Raporunda, tüm bu sahte-resmi belgelerin Mehmet Ağar’ın imzası ve talimatıyla düzenlendiği ifade edildi. O yıllarda Çiller’in de açıkladığı “Kürt işadamları listesindeki” isimler öldürülüyordu. Komisyon raporlarına ve sonradan açılan davadaki belgelere göre, tetikçiler arasında Haluk Kırcı’yla birlikte Çatlı da vardı. Cinayetlerin yanı sıra İstanbul’daki bazı iş insanlarından yüklü miktarda haraç alınıyor, şirketlerine zorla el konuyordu. Kumarhaneler kralı olarak bilinen Ömer Lütfi Topal da Temmuz 1996’da aracı kalaşnikoflarla taranarak öldürüldü. Saldırganların terk ettiği araçta Uzi şarjörü bulundu. Şarjörde Çatlı’nın parmak izi tespit edildi. MİT raporunda, Tarık Ümit cinayetinde de adı geçti. Rapora göre Çatlı ve adamları Tarık Ümit’i öldürmek üzere araştırma yapmış, evini tetkik etmişti. Tarık Ümit, öldürülmeden önceki açıklamasında, “mafya ve terörle mücadele için kurulmuş olan bu grubun maddi çıkar ve politik güç elde etme hevesiyle davrandığını, bunun için bazı mafya liderlerini pasifize ettiğini” anlatmıştı. Aynı ekipten olan özel timciler Ayhan Akça ve Ziya Bandırmalıoğlu’nun oğullarının sünnet düğününde çocukların kirvesi İbrahim Şahin ve Çatlı’ydı. Düğünde ikisinin oynarken çekilen fotoğrafı basına yansıdı. İkinci MİT raporunda bu cinayetleri, “uyuşturucu ticareti yapan, emniyet görevlilerinin de içinde bulunduğu çetenin işlediği” belirtiliyordu. Raporda Mehmet Ağar ekibi diye sıralanan isimlerin bir numarasında Çatlı vardı. 3 Kasım’daki kazanın ardından birçok olay karanlıkta kaldı, cinayetler ve diğer suçlar yargıya taşınmadı, bazıları hakkında dava açılsa da davalar kapatıldı. Abdullah Çatlı öldüğünde hala Bahçelievler katliamı davasından aranıyordu…