Av. Mustafa KARADAĞ - Yargıçlar Sendikası eski Başkanı İBB davasının 5. celsesi yine hiçbir işlem yapılmadan ertesi güne ertelendi. Sebep avukat olan bir CHP milletvekilinin cüppe giyerek sanık avukatlarına ayrılan kısma oturması ve uyarılara karşın oturduğu yerden kalkmaması. 402 sanıklı bu davanın sanık savunmalarının 29 günde-celsede tamamlanması ve Nisan sonunda bir ara kararı kurulması hedeflenmiş ve mahkeme heyeti tarafından açıklanmıştı. Oysa ilk 5 celsede henüz 4 sanığın savunması alınabilmiş durumda, görünen o ki mahkeme heyeti yargılamayı bu şekilde sürdürürse hedefe ulaşılması mümkün olmayacaktır. Başa dönersek, avukat olan CHP milletvekilinin cüppe giyerek avukatların yanına ve sanık vekili gibi oturması bir hatadır, ama hata cübbe giymekten ibarettir, zira milletvekillerinin fiilen avukatlık yapmaları yasaklar arasındadır. Baro kaydının devam etmesi eylemli olarak avukatlık yapmasına izin vermez ve Mahkeme heyetinin sürekli bahaneye bakma hali bilindiğine göre bu davranış hatalı bir davranış olmuş ve gereksiz bir ertelemenin sebebi haline getirilmiştir. Ceza Muhakemesi Kanununa göre duruşmayı idare etme görevi mahkemeye aittir, ama duruşmaların sağlıklı biçimde sürdürülmesi görevi de mahkemeye aittir. İlk 5 duruşmada gördüğümüz şey, mahkemenin yargılamanın yasaya uygun ve sanıkların haklarını korur biçimde sürdürülmesi konusundaki isteksizliğidir. Gerçekten mahkeme sanıkları bir hasım olarak görmemeli ve haklarını koruyarak savunmalarını özgürce yapmalarına olanak tanımak zorundadır. Sadece sanıkların değil basının özgür ve doğru biçimde bilgilenmesini, halka doğru haber aktarma görevini yerine getirmelerine olanak sağlayacak tedbirleri almak mecburiyetindedir, zira basının bu görevinin halkın haber alma özgürlüğüne tekabül ettiğinin gözardı edilmemesi gerekir. Dokunulmazlığı haiz milletvekilinin boş avukat sandalyelerine oturmalarının yargılamaya bir etkisi olamayacağından oturmalarına da bir engel bulunmamaktadır. Mahkemenin ve kolluğun şimdiye kadar duruşmalarda sergiledikleri tutum bu davanın netice itibariyle siyaseti doğrudan etkileyen bir dava olduğunun farkında olmadıklarına delalet etmektedir. Mahkemenin şimdiye dek sergilediği tutum sadece duruşmanın idaresine ilişkin değildir. Açıklamalara göre iddianamenin içinde adı anılmayan sanıkların, hükümlü olsalardı şimdiye çoktan koşullu salıverilecek olan şanssız tutuklu sanıkların, beraat edecekleri neredeyse kesin olan sanıkların özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları ağır insan hakları ihlali olması yanında Türk Ceza Kanununda tanımlanan “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” kuralının da ihlalidir ve bu eylem ya da işlem TCK’de yer alması nedeniyle bir suçtur ve sorumluluk gerektirir. Bu aşamada sormamız gereken soru, mahkeme heyetinin ihlal sayılabilecek karar ve tutumlarında ısrar etmelerinin sebeplerinin ne olduğudur. Kuşkusuz yargıçlık mesleği aynı zamanda deneyim gerektiren bir meslektir. Yargıçlık sadece, soyut olarak yasa hükümlerini uygulama mesleği değildir. Yargılama suçun niteliğinden tutun suçu işleme saiklerinin, sanıkların suç ile olan ilişkisinin, doğacak sonuçlara katkısının saptandığı, takdiri indirim sebeplerinin uygulanması bakımından sanıkların gözlemlenmesini de içerir. Mahkeme heyeti eliyle terörize edilen bir duruşma salonundan adil bir karar çıkmayacağının izaha ihtiyacı yoktur. Sonuç olarak 402 sanıklı ve ülke siyaseti ile ekonomisini doğrudan etkileyen böyle bir davanın yargılamasının adil bir şekilde yapılması da bir deneyime ihtiyaç duyar. Bunu sağlama görevi ise HSK’ye düşmektedir ve Türkiye’de halen az da olsa adı siyasi iktidar ile anılmayan deneyimli yargıçlar bulunmaktadır. Yargılama hedef süresinin 12 yıl olarak belirlendiği davada henüz vakit varken gerekli önlemler alınmalıdır. Konuyu dağıtmadan hatırlamakta yarar var, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hiçbir değişiklik ve düzenleme yapılmadan, sadece yürütme, yasama ve yargının Anayasa ve yasalara uygun davranmasıyla çözülecek konuları, “düzenleme yapılmalıdır” sonucuna bağlayan rapor ile somutta İBB davasının yargılanmasında sergilenen tutum birbirinden ayrı değerlendirilemez.