Fatih’te ramazan atmosferi

İstanbul’da geçen hafta iki sahur programına katıldım. İlki Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan’ın ev sahipliğinde Tarihi Yarımada’daydı. Turan, ramazan atmosferini güçlendirmek için meydanlar, ana caddeler ve cami çevrelerinde özel ışıklandırmalar yaptıklarını anlattı. Yavuz Selim’den Edirnekapı’ya, Fatih Camii’nden Kariye’ye uzanan hatta eski ramazan ruhunu yeniden hissettirmek istediklerini söyledi. İlçedeki 364 cami ve 64 türbede temizlik çalışmalarının sürdüğünü, Topkapı Kaleiçi Meydanı’nda otağ çadırı, söyleşiler ve musiki dinletileriyle ramazana uygun bir ortam kurulduğunu dile getirdi. Ramazan boyunca Fatih Merkez başta olmak üzere Vatan, Topkapı, Kalenderhane ve Kadırga kütüphanelerinde ders çalışan öğrencilere iftar ve sahur ikramı yapıldığını anlattı. Sağlık çalışanları ve hasta yakınları da düşünülmüş. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi ve Çapa Tıp Fakültesi başta olmak üzere sağlık kuruluşlarında görev başındaki personele ve hasta yakınlarına iftar ikramı ulaştırıldığını duyurdu. Medya sahurundan notlar Katıldığım diğer sahur programı ise AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir’in düzenlediği Medya Sahuru buluşmasıydı. Programdan önce parti binasının önünde yakılan ateşin etrafında gençlerle sohbet edildi. Sahur saatinde salona geçildiğinde sohbet soru-cevap şeklinde ilerledi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Faruk Acar, uluslararası siyasette dengelerin yeniden şekillendiğini ve Türkiye’nin kritik bir coğrafyada bulunduğunu dile getirdi. İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ise ramazan boyunca İstanbul’un 39 ilçesi ve 961 mahallesinde çeşitli etkinlikler yapılacağını anlattı. Sahurda küçük bir sahneye de tanıklık ettim. Bir röportaj yapılacaktı. Röportaj verecek kişi büyük bir kamera ve mikrofon arandı. Gazeteci arkadaş ise telefonuna küçük bir aparat takıp kablosuz mikrofonu yakaya iliştirdi. “Hazırız” dediğinde kurulum çoktan tamamlanmıştı. Sonradan öğrendim; Ttec’in yeni çıkan yaka mikrofonuymuş. Teknoloji ilerledikçe bizim iş de hafifliyor. Programın akılda kalan anlarından biri de telefonlara gelen mesajdı. Katılımcı gazeteciler adına Türk Kızılay aracılığıyla Gazze’deki ihtiyaç sahiplerine iftar bağışı yapıldığına dair bir SMS bildirimi aldık. Mesaj salonda alkışla karşılandı. Salonda alkışla karşılanan bu mesaj güzel bir dayanışma örneğiydi. Atların dünyasına yolculuk Pazar günü ise Tay TV yayınlarını izlerken İzmir’de koşulacak Hipodrom.com Ege Derbisi’ni öğrendim. Türkiye Jokey Kulübü yarış takviminin en dikkat çeken organizasyonlarından biri olarak gösterilen bu yarışı merak edip özellikle izledim. Futbol derbilerine alışığız ama “at yarışının derbisi nasıl olur” diye düşünmeden de edemedim. Sabah 10.30’da başlayan Son Düzlük programında at yarışlarının bilinen isimleri Hakan Cantınaz, Eray Balcı ve Tolgahan İmal samimi sohbetleriyle hipodromdaki atmosferi âdeta ekrana taşıdı. Ardından sunucu İlke Duyan mikrofonu devraldı ve bu kez Ege Derbisi’ne katılacak atların sahipleri ve ekiplerinin heyecanını ekrana taşıdı. Anlatım öyle doğaldı ki bir an kendimi hipodrom tribününde gibi hissettim. Yarışı izleyince merakım daha da arttı. Ertesi sabah gazeteye gelir gelmez Demirören Yayınları’ndan çıkan “Yoldaşımız At” adlı kitabın sayfalarını karıştırdım. İnsan ile at arasındaki binlerce yıllık yol arkadaşlığını anlatan eser, oldukça geniş bir dünyaya kapı aralıyordu. Atların biyolojik yapısından ırklarına, savaşlardan ulaşıma kadar uzanan bir hikâye anlatılıyordu. Türklerin ve farklı uygarlıkların atla kurduğu bağ da kitapta yer alıyor. “Yoldaşımız At”, bu alanda hazırlanmış değerli kaynaklardan biri. Atların dünyasını merak edenler için güzel bir başvuru kaynağı.